Sayın Valimiz Dr. Erdinç Yılmaz, göreve başladığı ilk gün düzenlenen karşılama merasiminde kendimi tanıttığımda, “Müdür Bey, sizi çok yoracağım,” demişti. Ardından makamda da aynı ifadeyi tekrarlayarak, bundan sonra tüm saha çalışmalarında yanında olmam yönünde talimat vermişti. Ben de hiç tereddüt etmeden, “Yedi gün yirmi dört saat emrinizdeyiz,” demiştim. Ancak bu sözleri ikinci kez duyduğumda, doğrusu işimin hiç de kolay olmayacağını düşünmeden edemedim.
O günlerde bazı malzeme ve personel eksikliklerimiz vardı. Omuzlarımızdaki sorumluluğun ağırlığı her zamankinden daha ağır olacaktı. Bir yandan eksikleri düşünüyor, bir yandan da bu yükün altından nasıl kalkacağımızı sorguluyorduk. Tam da bu noktada, Sayın Valimizi daha yakından tanımaya başladık. Tanıdıkça gördük ki endişelerimizin yersiz olduğunu anlamamız uzun sürmedi. Sayın Valimizi tanıdıkça kaygılarım birer birer silindi, yerini güvene ve inanca bıraktı. İşimizi artık sadece yapmak için değil, gönülden yapmak için sahadaydık.
Sayın Valimiz, eksiklerimizi teker teker gidererek önümüzü açtı; bizlere rahat ve güvenli bir çalışma ortamı sağladı. Bilgisi ve tecrübesiyle yolumuzu aydınlattı; kararlı ve koordineli yönetim anlayışıyla bize güç verdi. Samimi, içten ve güven veren tavırlarıyla yalnızca yöneten değil, omuz veren bir lider oldu. Sadece talimat veren bir yönetici değil; sahada bizimle yürüyen, yükü bizimle paylaşan bir yol arkadaşıydı.
Pandeminin başladığı, hayatların pamuk ipliğine bağlı olduğu ve zaman zaman vaka sayılarının zirve yaptığı o zorlu günlerde; orman yangınlarında, vatandaş ziyaretlerinde, şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yanında, yardıma muhtaç ailelerin kapısında hep sahada, vatandaşın yanındaydık. Özellikle deprem sürecinde, çoğu zaman yalnızca iki saat uyku ile günlerce aralıksız çalıştık. Ama en zor anlarda bile başımızı kaldırdığımızda yanımızda Sayın Valimizi gördük. Bu bile yetiyordu… Varlığı yorgunluğumuzu alıyor, duruşu bize yeniden güç veriyordu.
Sayın Valimizin makamda oturmak yerine sahada olmayı tercih etmesi elbette bizleri de zaman zaman geç saatlere kadar çalıştırdı. Ama yorulmadık… Çünkü biz işimizi zevkle, aşkla yaptık. Bunun en büyük nedeni ise sizdiniz, Sayın Valim. Hoşgörünüzle, anlayışınızla; bilmeyerek yaptığımız hatalarda bizlere sahip çıktınız. Yeri geldi bir amir oldunuz, yeri geldi örnek bir lider… Kimi zaman bir ağabey, kimi zaman bir dost, kimi zaman bir yol arkadaşı, kimi zaman da karanlıkta yolumuzu aydınlatan bir ışık oldunuz. Bizlere sadece görev değil, güven verdiniz. Sığınacak bir liman oldunuz.
Sizinle çalışmak bizim için sadece bir görev olmadı; aynı zamanda bir onur, bir hatıra, bir iz oldu. Bizler yalnızca çok çalışmadık; inandık, sahiplendik ve gönülden hizmet ettik.
Çünkü başımızda, insanı merkeze alan, sahada var olan ve iz bırakan bir lider vardı. Çünkü başımızda, tarih sayfalarında değil; gönül sayfalarında yer alan bir gönül insanı vardı.
İşte bu yüzden yorulmadık, Sayın Valim.