ZOR DOSTUM ZOR!

Kolay ne kaldı ki şu dünyada yaşayabilmek için, zor olanından söz ediyorum.
İş ve ekmek bulabilmek zor! Ekmeğini kazanabilmek için sevebildiğin işte çalışabilmek zor! İşlerde çalışırken liyakatli insanları görebilmek zor! Torpili olmadan, dönemin siyasi iktidarına yakınlık göstermeden iş bulabilmek zor!

Gelirine göre kiralık ev bulabilmek zor, çocuklarının yeterli eğitim ve öğretimini verdirmek zor! Üç öğün yemeğinde dengeli beslenebilmek zor! Yaşadığın şehirden bir başka şehre yolculuk edebilmek zor! Çarşı-pazara uğradığında cebindeki para ile istediğin gibi alış veriş yapabilmek zor! Otoyollardan aracında geçerken geçiş ücreti ödeyebilmek zor! Kamu hastanelerinde tedavi olabilmek için randevu alabilmek, özel hastanelerde tedavi olabilmek ekonomik olarak zor!
Bir insanın veya ailenin sağlıklı yaşayabilmesi ve dengeli beslenebilmesi için hayatın koşullarına katlanabilmek zor dostum zor!

Karamsar bir tablo çizdiğimi sanıyorsunuz veya öyle düşünerek tepkilerinizi dile getiriyorsunuz anlaşılan! Öyle düşünenler için sözüm yok, ama bu yazdıklarımı yaşayanların bana hak verdiklerini ancak suskunlukları nedeniyle yanıtlarının boğazlarda düğümlendiğini sezinliyorum!

Her yılın son ayı, Aralık’ta gelecek yılın “Asgari ücreti” belirlenmesi için oturumlar başlar. Oturumlarda neler yaşanıp yaşanmadığı değil, nihayetinde açıklanan rakamdan emekçiler memnun kalmaz!
Yeni yıl gelir, Ocak ayında açıklanan enflasyon oranına göre de emeklilere yapılacak artışlar görüşülmeye başlanır. Yıllardır emeklilere verilen ücret “açlık sınırının altında” kalırken, yapılan toplantılarda “insanca yaşayabilecek bir ücret” için ellerin oynatılması zor olur, zor dostum!..

25-30, hatta 35 yıl görev yaparak har ay peşin olarak ödediği primlerin sonunda rahat edebilmek için emekli olan vatandaşlarımız, işlerini bırakıp evlerinde yaşamaya başladığı anda aldıkları maaşların yarısı almakla karşı karşıya gelirler.
Bu yılın emekli maaşları ile ilgili iktidar partisi, iktidarın destekçisi ile muhalefet parti sözcüleri arasında sözlü atışmalar yapılmaya başladı.
İktidar yönetimden dolayı kendisine ve bütçesine göre hesaplar yaparken, muhalefette kendisine göre tavrını koyuyordu!

Ancak bakmak ve incelemek gerektiğini anımsatmak isterim!
Emekli maaşlarına artırım yapılması toplantıları günlerce sürerken, Milletvekili maaşlarının artırılması oylaması firesiz olarak tek oturumda yapılıyorsa, Bir Bakan mikrofonların karşısında konuşurken; “Emekliler maaşlarını gününde alabiliyorlarsa şükür etsinler!”diyebiliyor, bir başkası konuşmada ise; “Emekliler bütçeye yük!” diyebiliyorsa dönemin iktidar yöneticilerini anlayabilmek zor dostum zor!
Vatandaşların geçmediği otoyollar, köprüler, hava alanları ve şehir hastaneleri’ne “Garanti” kapsamında, yeterli rakama ulaşılamadığı zaman eksik kalan rakam dolar bazında Müteahhitlere ödenirken, alınamayan uçaklar için yabancı ülkeye milyonlarca dolar ödeme yapılırken bunların bütçeye YÜK olup olmadığını merak ediyorum!

Bir de saat olayı var! Günümüzde hemen her insanda var olan cep telefonlarında zamanı belirten saat var iken, bazı Milletvekillerinin kollarına taktıkları milyon liralık saatleri göstererek kürsüye çıkarak vatandaşın gözlerine sokarcasına göstermelerinin anlamını merak ediyorum!

Zor olanı çözdüm gibi. Seçimlerde Milletvekili seçilebilmek için “Adaylık başvurusu” sırasında ücret alınmasın ki parası olmayanlar da Aday olabilsinler!
Mustafa Kemal Atatürk’ün TBMM kurulurken dağdaki çobana Meclis’de görev verdiği günleri anımsayın! Yine Atatürk’ün; “Bir Milletvekili maaşı, Öğretmen maaşından fazla olmamalı” sözlerini anımsatmak isterim.

İşçinin, memurun, işsizin, köylünün, emeklinin, gencin ve yaşlının oyları ile ülkeyi yönetme görevini üstlenenlerin, bulundukları makama geldiklerinde, nereden gelip ne işler yapacaklarını bilmelerini anımsatmak istedim!