Bürokratik Başarı Tesadüf mü?
Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesi ile Osmaniye’nin Kadirli ilçesi... Son yıllarda dikkat çeken ortak özellikleri, Türkiye'nin dört bir yanında görev yapan vali yardımcıları, kaymakamlar, daire başkanları ve generaller gibi üst düzey bürokratlarıyla sık sık gündeme gelmeleri. Bu yoğun temsil, sadece birkaç başarı hikâyesinin toplamı değil, tarihsel, coğrafi ve sosyo-kültürel bir modelin sonucu.
Bu iki ilçeden çıkan bürokratların sayısı, “tesadüf” kelimesiyle açıklanamayacak kadar fazla. Osmanlı’nın Enderun’una kadar uzanan bir geleneğin, Fırka-i Islâhiye’nin bıraktığı izlerin ve sınırlı coğrafi imkânların zorladığı bir eğitim seferberliğinin ürünü. Bugün gelinen noktada, bölge halkının çocuklarına yüklediği en büyük ideal, “devlet adamı” olma hayali.
Enderun’dan Bugüne Bürokrasiye Giden Tarihî Yol
Andırın efsanesine göre, 1514’te Çaldıran Seferi dönüşünde bölgeden geçen Yavuz Sultan Selim’in beğenisini kazanan gençler, saray okulu Mekteb-i Enderun’a gönderilmişti. Zamanla bölge halkı arasında bu okulun adıyla özdeşleşen “enderunlu” kelimesi, halk ağzında “Andırın”a dönüşür. Bu anlatı sadece bir etimoloji meselesi değil; bürokrasiyle kurulan köklü ilişkinin ilk işaretidir.
Andırın ve Kadirli, Osmanlı’nın son dönemlerinde de önemli bir idarî hinterlandıydı. Kadirli, Kars-ı Maraş sancağının merkezi olarak görev yaparken, Andırın ise göçebe aşiretlerin yerleşik hayata geçirilmesi sürecinde stratejik bir geçiş noktasıydı.
Topraksızlık ve İtici Güç Bürokrasiye İtiyor
Andırın’ın ortalama rakımı 1100 metre. Bölge yoğun ormanlarla kaplı, tarım arazisi yok denecek kadar az. Hayvancılık da artık geçim kaynağı olmaktan uzak. Bu zorlu doğa koşulları, bölge halkını tarih boyunca farklı arayışlara itmiş. Göç etmek ya da okumak... Çoğunluk, ikinci yolu tercih etmiş.
Kadirli ise Çukurova'nın eteğinde, daha düz bir coğrafyada bulunsa da büyük toprak sahibi elitlerin oluşamadığı, tarımın sınırlı olduğu bir bölge. Hal böyle olunca, en güvenli gelecek “devlet kapısı” olarak görülmüş. Aileler, çocuklarını daha küçük yaşta “okusun, devlet adamı olsun” diyerek büyütmeye başlamış.
Eğitimin Kaldıraç Gücü Mülkiye ve Harbiye Yolu
Andırın ve Kadirli’de bürokratik tırmanışın en temel aracı, eğitim. 19. yüzyılın sonlarında Adana’da açılan öğretmen okulları, kırsal kesimden zeki ama yoksul çocukların devlet hizmetine giriş kapısı olmuş. Bu ilk nesil öğretmenlerin çocukları ise Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye), Kara Harp Okulu (Harbiye) gibi elit kurumlara yönelmiş.
Bugün Kadirli doğumlu Vali Ali Arslantaş, Andırınlı Tümgeneral İdris Tataroğlu gibi örnekler, bu çok nesilli planlı yükselişin sembolleri. Bölge halkı için bu isimler, sadece birer başarı öyküsü değil; ulaşılabilir hedefler.
Sosyal Dayanışma ve Hemşehricilik Başarıyı Büyüten Ağ mı?
Yalnızca bireysel başarıyla açıklanamayacak bir diğer faktör de bölgedeki güçlü hemşehrilik ağı. Kadirli ve Andırınlılar, büyük şehirlerde kurdukları dernekler ve dayanışma platformları sayesinde gençlere rehberlik ediyor, kamu sınavlarına hazırlıkta destek sağlıyor.
Bürokrat olan hemşehriler, yeni adaylara mentorluk yapıyor. Dernekler, bölgede görev yapan bürokratlara sembolik hediyeler veriyor, onları onurlandırıyor. Bu da yerel gençler için rol modellerin görünür olmasını sağlıyor. Bürokrasi, toplum içinde saygınlıkla anılan bir kariyer haline geliyor.
Kadirli ve Andırın’ın Bürokratik Genetiği
Kadirli ve Andırın’dan sıkça çıkan vali, kaymakam ve bürokratlar; yalnızca bireysel yeteneklerin değil, çok katmanlı bir tarihsel sürecin, ekonomik zorunlulukların ve sosyal sermayenin ürünüdür. Osmanlı’nın göçebe aşiretlerini yerleştirme çabasıyla başlayan süreç, Cumhuriyet’in okullaşma politikalarıyla pekişmiş ve günümüzde bürokratik elitlerin yetiştiği bir bölgesel modele dönüşmüştür.
Bu bölgeler artık sadece devletin sınırlarında yaşayan halkın değil, devleti yöneten kadroların da çıktığı bir merkez. Kısacası, bu topraklar, devlete kafa tutan ataların torunlarının, devleti yöneten isimlere dönüştüğü bir hikâyeyi anlatıyor.