Dede Korkut Sempozyumu'na kültürel damga
Korkut Ata Üniversitesi’nde düzenlenen Dede Korkut / Korkut Ata Sempozyumu, anlamlı bir etkinlikle taçlandı. Ankara Türk Dünyası Müzik ve Dans Topluluğu’nun sahne aldığı gece, hem müzik hem de kültürel miras açısından izleyicilerin hafızasında yer etti. 15 Temmuz Şehitler Amfisi’nde gerçekleşen gösteri, sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Gecenin açılışı, Gürcistan-Azerbaycan sınırında yaşanan uçak kazasında şehit olan kahraman Mehmetçiklerimizin anısıyla başladı. Saygı duruşunun ardından sahneye çıkan topluluk, Türk dünyasının dört bir yanından ezgilerle izleyicileri adeta bir kültür yolculuğuna çıkardı.

Türk dünyasından ezgilerle kültür köprüsü kuruldu
Topluluk, sahnede yalnızca müzik sunmadı; aynı zamanda Türk coğrafyasının renkli kültürel dokusunu da izleyiciye aktardı. Anadolu’dan Orta Asya’ya, Azerbaycan’dan Kırım’a uzanan geniş bir repertuvarla izleyenleri büyüledi. Sazın tınısı, davulun ritmi ve dansların uyumu, sahnedeki her anı özel kıldı. Hem sözlü hem enstrümantal eserlerle sahneye taşınan bu kültür zenginliği, Korkut Ata Üniversitesi’ndeki sanatseverlerden tam not aldı. Seyirciler, kimi zaman hüzünlendi kimi zaman alkışlarla eşlik etti.

Anlamlı bir günde anlamlı bir gösteri
Gösteri sonunda Korkut Ata Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turgay Uzun kısa bir konuşma yaparak, programın anlamlı bir zamanda gerçekleştirilmiş olmasına dikkat çekti. Türk milletinin yasını tuttuğu şehitlerimizi anarken, aynı zamanda Türk dünyasının ortak değerlerini yaşatma çabasının önemine vurgu yaptı. Rektör Uzun, Ankara Türk Dünyası Müzik ve Dans Topluluğu’na teşekkür ederek, gecenin sonunda topluluk şefi Savaş Demiral’a çiçek takdim etti.

Türklük bilinci genç kuşaklara sahneden aktarıldı
Bu tür etkinliklerin yalnızca sanat gösterisi olmadığını ifade eden Rektör Uzun, aynı zamanda genç nesillere Türklük bilincinin aktarılmasında etkili bir araç olduğunu vurguladı. Sahnedeki her ezginin, her dansın arkasında yüzlerce yıllık bir miras yattığını dile getirdi. Etkinlik, hem üniversite öğrencilerine hem de katılımcılara kültürel köklerle bağ kurma imkânı sundu. Böylece müzik ve dans, sadece bir sanat dalı değil; ortak bir kimliğin taşıyıcısı olarak da sahne aldı.



