Hatay-Antakya Bohşin Mahallesi’nden geçen Beyaz Çay Deresi, 20 yıl önce suyunun içilebildiği, çocukların yüzdüğü ve gündelik ihtiyaçların karşılandığı tertemiz bir akarsuydu. Ancak bölgeye kurulan fabrikaların atık sularını ve kanalizasyon hatlarını doğrudan dereye yönlendirmesi, ekosistemi tamamen yok etti.
Bugün derenin içerisinde hiçbir canlı türü barınamazken, yayılan ağır koku mahalle sakinlerinin yaşam kalitesini ciddi oranda düşürdü. Fabrikaların gerekli filtreleme sistemlerini kurmaması, yıllardır süren bu kirlilik sürecini tetikleyen en büyük etken olarak görülüyor.
Mahalle sakinleri kokudan nasıl korunuyor?
Dereden yayılan keskin koku, evlerin içine kadar sinerek sosyal hayatı durma noktasına getirdi. Bölge halkı, misafir ağırlamaktan utandıklarını, astım gibi solunum yolu hastalıklarının arttığını ve pencerelerini dahi açamadıklarını belirtiyor. Bir mahalle sakini yaşadıkları çaresizliği,
"Gece uyuyabilmek için yastığımın altına nane koyuyorum, yoksa bu pis kokuyla uykudan uyanmamak imkansız, evimizdeki rüzgarı bile kokudan dolayı içeri alamıyoruz"
sözleriyle dile getiriyor. Vatandaşlar, 20 yıl önce abdest aldıkları bu derede bugün nefes almanın bile bir mücadele haline gelmesine tepkili.
Dere kirliliği toplum sağlığını nasıl tehdit ediyor?
Beyaz Çay Deresi'nin mevcut durumu, sadece bir çevre kirliliği değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Oksijensiz kalan su, bakteri üremesine ve zehirli gazların çevreye yayılmasına neden oluyor. Bölge sakinleri, özellikle yaz aylarında artan sıcaklarla birlikte kokunun daha da dayanılmaz bir hale geldiğini vurguluyor. Uzun yıllardır çözüm bekleyen vatandaşlar, fabrikaların denetlenmesini, atıkların arıtılmadan dereye verilmesinin yasaklanmasını ve derenin acilen ıslah edilerek eski temiz günlerine döndürülmesini talep ediyor.