Çukurova âşıklık geleneğinin yaşayan en önemli temsilcilerinden Âşık Feymani’nin hayatı, gerçek adı, eserleri ve sanat yolculuğu…

Âşık Feymani kimdir?
Gerçek adı Osman Taşkaya olan Âşık Feymani; şair, halk ozanı, besteci, hikâye anlatıcısı ve derlemecidir. Karacaoğlan’dan beslenen Çukurova âşıklık geleneğini günümüze taşıyan en önemli isimler arasında gösterilmektedir.
Saz çalmanın ve türkü söylemenin ötesinde doğaçlama şiir kurabilmesi, âşık atışmalarındaki ustalığı, halk hikâyelerini derlemesi ve kendisinden sonra gelen ozanlara yol göstermesiyle tanınmaktadır.
Binlerce şiiri bulunduğunu söyleyen Âşık Feymani’nin aşk, gurbet, ölüm, tasavvuf, ahlak, eğitim, vatan ve toplumsal meseleleri işleyen çok sayıda eseri bulunmaktadır.

Âşık Feymani’nin gerçek adı nedir?
Âşık Feymani’nin gerçek adı Osman Taşkaya’dır. İlk şiirlerinde köy hayatı ve çobanlık yaptığı yıllardan esinlenerek “Çoban Osman” mahlasını kullandı.
Daha sonra gördüğü bir rüyanın ardından “Feymani” mahlasını benimsedi. Osman Taşkaya, zamanla gerçek adından çok Âşık Feymani veya Osman Feymani adıyla tanınmaya başladı.

Âşık Feymani kaç yaşında, nereli?
Âşık Feymani, 2 Mayıs 1942 tarihinde Kadirli’nin Azaplı köyünde dünyaya geldi. Doğduğu yıllarda Kadirli, Adana’ya bağlıydı. Azaplı köyü bugün Osmaniye’nin Kadirli ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.
Âşık Feymani, 12 Temmuz 2026 itibarıyla 84 yaşındadır.
Babası Mehmet Taşkaya, annesi Hüsne Hanım’dır. Akademik kaynaklarda annesinin Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesindeki Avşarpotuklu köyünden geldiği belirtilmektedir. Feymani de annesinin Avşar, babasının ise Oğuz kökenli olduğunu anlatmaktadır.

Çobanlık yaparken şiir söylemeye başladı
Azaplı İlkokulunda eğitim gören Osman Taşkaya, ilkokuldan sonra öğrenimine devam edemedi. Çocukluk ve gençlik yıllarında ailesine yardım ederek çiftçilik ve çobanlık yaptı.
Ancak onun gerçek okulu köy odaları, düğünler, halk hikâyeleri ve kulaktan kulağa aktarılan Karacaoğlan türküleri oldu. Küçük yaşlardan itibaren yörede anlatılan hikâyeleri ve söylenen türküleri dikkatle dinledi.
Karacaoğlan şiirlerine özel bir ilgi duyan Feymani, yüzlerce şiiri ezberledi. Yazılı kaynakların sınırlı olduğu bir dönemde halk kültürünü babalardan, dedelerden ve yöredeki hikâye anlatıcılarından öğrendi.
Çobanlık yaptığı sırada şiirler söylemeye başlayan Osman Taşkaya, bu nedenle ilk şiirlerinde “Çoban Osman” mahlasını kullandı.

Askerde telsiz operatörlüğü yaptı
Osman Taşkaya, 1962 yılında askere gitti. Askerlik hizmeti sırasında telsiz operatörlüğü eğitimi aldı ve 1964 yılında terhis oldu.
Askerlikten sonra bir süre İstanbul’da yaşayan Taşkaya, oyuncak fabrikasında montaj ustası olarak çalıştı. Farklı işlerde çalışmasına rağmen şiirden, sazdan ve âşıklık geleneğinden kopmadı.
1968 yılından itibaren âşıklar toplantılarına ve Türkiye Âşıklar Bayramı’na katılmaya başladı. Şiir ve atışma alanındaki başarısıyla kısa sürede tanındı. Bir süre sonra İstanbul’dan ayrılarak 1971 yılında Azaplı köyüne döndü.
“Feymani” mahlasını rüyasında aldı
Âşık Feymani’nin mahlas alma hikâyesi, geleneksel halk edebiyatındaki “rüyada bade içme” motifinin çağdaş örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Kendi anlatımına göre askerlik dönüşünde gördüğü rüyada, iki dağ arasında yürürken yeşil giysili ve nur yüzlü bir kişi kendisine “Feymani” diye seslendi. Bu kişi, gümüş bir tasla dereden aldığı suyu ona içirdi.
Osman Taşkaya uyandığında kendisine söylenen mahlası hatırlayamadı. Bir süre sonra gördüğü ikinci rüyada aynı kişi üç kez “Feymani” diye seslendi. Uyanır uyanmaz kelimeyi unutmamak için bir kâğıda yazdı.
“Feymani” kelimesinin tevfik ve hidayete eren kişi anlamına geldiğini öğrenen Taşkaya, 1964–1965 yıllarından itibaren şiirlerinde bu mahlası kullanmaya başladı.
Manevi ustası Karacaoğlan oldu
Âşık Feymani, klasik anlamda bir ustanın yanında yetişip el alan ozanlardan değildir. Saz çalmayı büyük ölçüde kendi imkânlarıyla öğrendi.
Bununla birlikte Ali İzzet Özkan ve Âşık Veysel gibi halk ozanlarının yöredeki icralarından etkilendi. Âşık Deli Hazım, Âşık Kul Mustafa ve Âşık Hüdayi gibi isimlerin bulunduğu kültür ortamından beslendi.
Feymani, manevi ustası olarak ise Karacaoğlan’ı kabul etti. Karacaoğlan’dan gelen sade dil, tabiat sevgisi ve güçlü aşk anlatımı Feymani’nin şiirlerinde de kendisini gösterdi.
Ancak Feymani, Karacaoğlan geleneğini yalnızca tekrarlamadı. Bu mirası tasavvuf, nasihat, toplumsal eleştiri, mizah, muamma ve âşık atışmalarıyla genişletti.
Âşık Feymani’nin eşi kimdir?
Âşık Feymani’nin eşi Fatma Taşkaya’dır. Fatma Taşkaya da halk şiiri yazan ve bir dönem “Mahremi” mahlasını kullanan bir şairdir.
Fatma Taşkaya, Kozanlı halk ozanı Âşık Deli Hazım’ın, gerçek adıyla Hazım Demirci’nin kızıdır. Âşıklık geleneğinin içerisinde yetişen Fatma Taşkaya; aşk, gurbet, adalet, ölüm ve ahiret gibi konularda şiirler kaleme aldı.
Âşık Feymani ile Fatma Taşkaya’nın karşılıklı söyledikleri şiirleri de bulunmaktadır. Çiftin üç erkek ve bir kız olmak üzere dört çocuğu dünyaya geldi.
Kaynaklarda çiftin evlilik yılı konusunda 1968 ve 1972 şeklinde iki farklı bilgi bulunmaktadır. Fatma Taşkaya’nın ayrıntılı akademik biyografisi ile Feymani’nin kendi anlatımında 1972 tarihi öne çıkmaktadır.
“Ahu Gözlüm” türküsünün hikâyesi
Âşık Feymani’nin en çok tanınan eserlerinden biri “Ahu Gözlüm Tut Elimden” türküsüdür. Eser, halk arasında Feymani ile eşi Fatma Hanım’ın aşkı ve kavuşma hikâyesiyle birlikte anlatılmaktadır.
Türküde sevdiğine kavuşmak isteyen ancak ayrılık ve engeller karşısında endişe duyan bir âşığın sesi duyulmaktadır. Sade görünmesine rağmen güçlü kafiye yapısı, akıcı dili ve derin aşk anlatımı eseri Türk halk şiirinin unutulmaz örneklerinden biri hâline getirdi.
“Ahu Gözlüm”ün yanı sıra “Ölüm Yakamdan Tutma Git” adlı eseri de TRT Türk Halk Müziği repertuvarına alındı. “Ahu Gözlüm” türküsünün ortaya çıkış hikâyesi film ve belgesel çalışmalarına konu oldu.
Feymani ayrıca yönetmen Ali Özgentürk’ün 2010 yapımı “Görünmeyen” adlı filminde rol aldı.
Şiirlerinde hangi konuları işledi?
Âşık Feymani, halk şiirinin hemen her türünde eser verdi. Şiirlerinde özellikle şu konular öne çıktı:
Aşk ve sevgi
Gurbet ve ayrılık
Ölüm ve hayat
Tasavvuf ve ilahi aşk
İnsan sevgisi
Eğitim ve ahlak
Vatan ve millet
Toplumsal bozulma
Adalet ve doğruluk
Tabiat ve köy hayatı
Mizah ve hiciv
Feymani’nin şiirlerinde maddi aşk ile manevi aşkın birbirini tamamladığı görülmektedir. Sevgiliye duyulan aşk, bazı şiirlerinde insanı hakikate götüren manevi bir yolculuğa dönüşmektedir.
Nasihat şiirlerinde gençlere okumayı, çalışmayı, doğru olmayı ve millî-manevi değerlere sahip çıkmayı öğütlemektedir. Taşlamalarında ise toplumdaki yanlışları, bilgisizliği, çıkarcılığı ve ahlaki bozulmayı kimi zaman sert, kimi zaman mizahi bir dille eleştirmektedir.
Âşık Feymani’nin edebî kişiliği
Feymani’nin şiirlerinde çoğunlukla 8’li ve 11’li hece ölçüsü kullanılmaktadır. Koşma nazım biçimini tercih eden ozan; güzelleme, semai, varsağı, taşlama, destan, nasihatname ve tasavvufi şiir türlerinde eserler verdi.
Şiirlerinde yarım kafiye, tekrarlar, ikilemeler, deyimler ve halk söyleyişleri önemli yer tutmaktadır. Çukurova ve Adana yöresine özgü kelimeleri şiire taşıyarak yerel konuşma dilinin korunmasına katkı sağladı.
Onun şiirini güçlü kılan temel özelliklerden biri, ağır konuları sade bir dille anlatabilmesidir. Tasavvuf, ölüm, kader ve insanın varoluşu gibi derin meseleleri köyde yaşayan sıradan bir insanın anlayabileceği açıklıkla işler.
Atışma ve doğaçlama ustası
Âşık Feymani’yi diğer halk şairlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, doğaçlama şiir söyleme ve atışma yeteneğidir.
Âşık atışmalarında karşısındaki ozanın söylediği dörtlüğü anında çözümleyerek aynı ölçü ve kafiye üzerinden cevap verebilmektedir. Muamma sorma, kapalı anlamları çözme, dinî ve tasavvufi göndermeler kurma konusunda usta kabul edilmektedir.
2006 yılında Âşık İmami ile yaptığı atışma, Çukurova âşıklık geleneğinin önemli örneklerinden biri oldu. İkili, bu atışmanın ardından Osmaniye Valiliği ve Osmaniye Folklor Araştırma Derneği tarafından “Son 10 Yılın Âşığı” seçildi.
Feymani’nin atışmalarında yalnızca bilgi ve şiir tekniği değil; mizah, ironi ve seyirciyle kurulan ilişki de öne çıkmaktadır. 2026 yılında yayımlanan akademik bir çalışmada onun Çukurova geleneğine uygun olarak mizahi, serbest ve zaman zaman taşlamaya dönüşen bir söyleyiş kullandığı belirtildi.
Genç âşıklar yetiştirdi
Feymani, kendi eserlerini üretmekle yetinmedi; kendisinden sonra gelen çok sayıda âşığın yetişmesine katkı sağladı.
Akademik kaynaklarda Osman Akçay, Vuslati, Medeni, İmami ve Eyyubi gibi isimlerin Feymani’yi üstat kabul ettikleri belirtilmektedir.
Bu yönüyle Feymani yalnızca bir halk ozanı değil, âşıklık geleneğinin öğreticisi ve taşıyıcısıdır. Hakkında hazırlanan çalışmalarda kendisinden “mektep adam” olarak söz edilmesinin nedeni de budur.
Âşık Feymani’nin kitapları
Âşık Feymani’nin şiir ve halk hikâyelerinden oluşan başlıca eserleri şunlardır:
Saz Şairlerinden Deyişler – 1968
Ahu Gözlüm – 1989
Sevgi Şehri – 2002
Gönül Sarayı – 2006
Zamanı Geldi – 2015
Çukurovalı Âşıkların Hikâyeleri – 2018
Barış Güzeldir – 2021
“Saz Şairlerinden Deyişler”, başka halk ozanlarıyla birlikte hazırlanan ortak bir eserdir. “Çukurovalı Âşıkların Hikâyeleri” ise Feymani’nin şairliğinin yanında halk hikâyeciliği ve derlemecilik yönünü ortaya koymaktadır.
Âşık Feymani, şiirlerinin toplam sayısını kendisinin de bilmediğini ve binlerce eserinin bulunduğunu söylemektedir. Bu nedenle kitaplarında yer alan şiirler, ozanın bütün üretiminin yalnızca bir bölümünü oluşturmaktadır.
Aldığı ödüller
Yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda etkinliğe katılan Âşık Feymani, şiir ve âşık atışması alanlarında birçok ödül aldı.
Öne çıkan ödüllerinden bazıları şöyle:
1989 – Ahu Gözlüm ile Kültür Bakanlığı Halk Şiiri Eserleri Yarışması mansiyonu
2007 – Gönül Sarayı ile Orhan Şaik Gökyay Şiir Kitabı Yarışması birinciliği
2017 – Zamanı Geldi ile Karacaoğlan Şiir Kitabı Yarışması birinciliği
2024 – “Dervişâne Âşıklar” şiiriyle Cemal Sâfi Şiir Yarışması ikinciliği
2025 – “Of Şehrengizi” şiiriyle Ustaya Saygı Ödülü
Feymani, “Of Şehrengizi” adlı eserini yarışmaya Osmaniye’nin önemli tarihî değerlerinden biri olan “Kastabala” rumuzuyla gönderdi.
Adına şenlik düzenlenen ender ozanlardan
Âşık Feymani, hayattayken adına şenlik düzenlenen ender halk ozanları arasında yer almaktadır.
İlk olarak 1997 yılında düzenlenmeye başlayan Âşık Feymani Şenlikleri, çeşitli dönemlerde Osmaniye ve Kadirli’de gerçekleştirildi. Etkinliklere Türkiye’nin farklı şehirlerinden çok sayıda halk ozanı katıldı.
Kadirli Belediyesi tarafından düzenlenen 15’inci Âşık Feymani Şenliği, 15 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleştirildi. Feymani de programa katılarak âşıklık geleneğinin korunması gerektiğini anlattı.
Âşık Feymani Kültür Evi yapıldı
Feymani’nin sanat mirasını yaşatmak amacıyla Kadirli’de Âşık Feymani Kültür Evi inşa edildi. Yapımı 2024 yılında tamamlanan kültür evinin, âşıklık geleneğinin tanıtılması ve yeni kuşaklara aktarılması amacıyla kullanılması hedefleniyor.
Kültür evi, bir sanatçının ölümünden sonra hatırlanması yerine hayattayken değerinin bilinmesi açısından da önem taşıyor.
Âşık Feymani yaşıyor mu?
Âşık Feymani hayattadır. Ulaşılan güncel kayıtlara göre Feymani ve eşi Fatma Taşkaya, 18 Nisan 2026 tarihinde Kadirli Belediye Başkanı Mustafa Mert Olcar’ı makamında ziyaret etti.
84 yaşındaki halk ozanı, Kadirli ve Osmaniye’deki kültür-sanat çevreleriyle ilişkisini sürdürmektedir.
Çukurova’nın yaşayan kültür hafızası
Âşık Feymani’yi yalnızca “Ahu Gözlüm” türküsünün sahibi olarak değerlendirmek, onun sanatını eksik anlatmak olur.
Feymani; Karacaoğlan’dan gelen şiir geleneğini sürdüren, Çukurova’nın dilini ve yaşantısını eserlerine taşıyan, doğaçlama şiir söyleyen, saz çalan, beste yapan, halk hikâyeleri derleyen ve genç ozanlar yetiştiren çok yönlü bir kültür insanıdır.
Onun şiirlerinde yalnızca bir kişinin aşkı veya acısı değil; Çukurova insanının hayatı, inancı, mizahı, öfkesi, sevdası ve dünya görüşü bulunmaktadır.
Bu nedenle Âşık Feymani, sadece Kadirli’nin ya da Osmaniye’nin değil, Türk halk edebiyatının yaşayan kültür hazinelerinden biri olarak kabul edilmektedir.