Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grup toplantısını adeta bir dönüm noktasına taşıdı. Haftalardır süren ve siyasi enerjinin daima tüketildiği “İmralı’ya heyet gönderilmesi” meselesine kendi üslubuyla bambaşka bir anlam kattı. Mikrofonu eline alan liderin çıkışı sadece parti tabanını değil, bütün siyasi arenayı salladı.
Tartışmaya Tahammülsüzlük ve Sürecin İlanı
Bahçeli, “nehir nasıl geçilir?”i bile sormayıp gündeme oturan çürük cümleler üzerinden uzatılan bu "gidilsin mi, gidilmesin mi" münakaşasına tahammülü olamadığını defalarca belirtti. Lidere göre, süreç artık tamamen bitmişti. Lider, süreci kapatmakla meşgulken kendi "Sürecin" olasılığını öne sürdü.
Bu çıkış, süreci siyaset gündeminden almanın, buna karşılık devletin kurumlarına geri yönlendirmenin ve bunun, deyim yerindeyse, şimdi tüm sorunun ne zaman sona ereceğini duyurmanın bir yoluydu.
Bahçeli’den “İmralı’ya Gitme” Resti
Konuşmanın en sert kısmı, Bahçeli’nin siyasi muhataplarına karşı kişisel bir sorumluluk restiydi. Eğer herkes bir şekilde bu konuya bakmaktan çekiniyorsa, kendinden ve başka türlü “üç maymun” oynuyorsa, Bahçeli bu konuyu ele alma kararını açıkça duyurdu: “Eğer herkes İmralı’ya gidilme konusunu gözardı ederse, alır yanıma üç arkadaşımı, kendi imkânlarımızla gitmeye razıyız.”
Bu bağımsızlar, Bahçeli’den bir tehditten çok MHP hakkındaki iddialara yönelik ciddi bir uyarı olarak kabul edildi. Bahçeli’nin bu çıkışı genel olarak güçlü bir irade göstergesi olarak algılandı.
Parti İçi Destek ve Tarihi Soru
Grup toplantısı finali, Bahçeli’nin bu rekor kararını parti içinden desteklemek için neredeyse bir hale getirildi. Lider, salondaki milletvekillerini tenzil edip adeta tarihi bir soru sordu: “İmralı’ya gitmeyin!” Bu soru, bu kararın partisel bütünlüğü güçlendirmek ve bu rekoru “Milletin öz kararı budur!” diye savunurken sosyal oy harcamasına dayatma türünü iletmek için kullanıldı..




