Hatay-Hatay’ın İskenderun ilçesinde 22 yıllık alın teriyle sanayinin sevilen simgelerinden biri haline gelen Habib Akdoğan, 2012 yılında tezgahının arkasındaki ip üzerine iki mandalla asarak başlattığı fotoğraf geleneğini dev bir duygu dünyasına dönüştürdü.
Dükkanına gelen misafirlerin "Benim fotoğrafımı da çeker misin?" talebiyle büyüyen ve duvarları kaplayan kareler, işletmeyi sıradan bir yemek mekanı olmaktan çıkarıp insanların hatıralarını aradığı özel bir aile ortamına çevirdi. Bölgede uzun yıllardır esnaflık yapan ve Akdoğan'ın bu samimi yaklaşımını yakından takip eden bir mahalle sakini,
"Habib ustanın dükkanına girdiğinizde sadece tost kokusu değil, yılların birikimi olan bir dostluk ve vefa iklimiyle karşılaşırsınız; duvarlardaki o fotoğraflar bu şehrin yaşayan en güzel hafızasıdır"
diyerek bu eşsiz geleneğin toplumsal değerine dikkat çekti.
10 yıl önceki fotoğraflarını iş yerinde gören müşteriler ne hissediyor
Fotoğraf fikrinin tamamen doğal bir süreçte oluştuğunu anlatan Habib Akdoğan, duygularını ve müşterilerin tepkilerini şu sözlerle aktarıyor:
"Elime bir ip parçası aldım, 2012'de iki tane fotoğraf astım. Baktım insanlar 'Benim fotoğrafımı da çeker misin?' dedi. İnsanlar buraya sadece tost yemeye değil, fotoğraf çekilip bir anı olarak kalması için geliyorlar. Şehir dışından, yurt dışından gelen misafirlerimiz dükkana girdiğinde 10 yıl önceki fotoğraflarını görünce 'Tostçu Habib'te demek ki varmışız' deyip mutlu oluyorlar. Burada gerçek bir anıyı, bir hayat hikayesini yaşıyoruz."
Yıllar öncesine ait karelerle karşılaşan ziyaretçiler nostaljik anlar yaşarken, dükkan adeta geçmişe açılan bir kapı haline geliyor.
Hamallıktan zirveye uzanan bu başarı hikayesi nasıl yazıldı
Geçmişini ve dükkanın dönüşümünü büyük bir içtenlikle paylaşan Habib Akdoğan, 10 yaşından beri çalıştığını belirterek,
"Daha önce dükkanımız yoktu, pazarlarda çalıştık, sokaklarda koşturduk. Burayı ilk açtığımızda üç bisküvi, bir tane ufak tost makinesi ve kırık bir masayla başladık. Hamallık ve boyacılıktan geldik, büyük bedeller verdik"
diyor. Market olarak çıktıkları yolda İskenderun'da tostçuluk üzerine bir eksiklik görerek bu sektöre yöneldiklerini ifade eden Akdoğan, simit tost, tava simidi, tandır ve poğaça çeşitleriyle kısa sürede aranan bir marka haline geldiklerini vurguluyor. Sabah 04.30'dan akşam 19.00'a kadar babasının yanında tezgahın başında ter döken oğlu Süleyman ise 5 yaşından bu yana babasının izinden gittiğini belirterek bu emeğin bir parçası olmaktan duyduğu gururu dile getiriyor.





