KONYA - Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan, asırlar boyunca Doğu ile Batı arasında önemli bir kültür ve bilim merkezi olan Konya, tarihi ve manevi zenginlikleriyle ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Özbekistan Yazarlar Birliği Üyesi ve Filoloji Bilimleri Doktoru Şöhret Hayitov, "Dünyayı gez, Konya’yı gör; Konya’yı gez, dünyayı gör" vizyonuyla kaleme aldığı izlenimlerinde, şehrin dünden bugüne uzanan eşsiz serüvenini ve kültürel mirasını anlattı.
Eğitimde Köklü Gelenek: Necmettin Erbakan Üniversitesi
Konya'nın asırlardır süregelen ilim ve irfan geleneği, günümüzde modern eğitim kurumlarında da yaşatılıyor. Şehrin saygın yükseköğretim kurumlarından Necmettin Erbakan Üniversitesi, çağdaş eğitim anlayışı ve donanımlı altyapısıyla dikkat çekiyor. 2010 yılında kurulan ve tıp, hukuk, eğitim gibi pek çok alanda nitelikli uzmanlar yetiştiren üniversite, özellikle Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi ile öne çıkıyor. Öğrenciler, Mevlânâ Müzesi ve Selçuklu medreseleri gibi tarihi mekanlarla çevrili bu atmosferi adeta bir açık hava dersliği olarak kullanıyor.
Maneviyatın Kalbi: Mevlânâ ve Şems-i Tebrizî
Konya denildiğinde akla ilk gelen şüphesiz büyük mutasavvıf Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî oluyor. Her yıl dünyanın dört bir yanından milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan Mevlânâ Külliyesi, insan sevgisinin, hoşgörünün ve merhametin evrensel bir simgesi olarak kabul ediliyor. Gökyüzüne yükselen turkuaz renkli kubbesiyle şehrin sembolü haline gelen türbe, XIII. yüzyıl Konya'sının manevi atmosferini günümüze taşıyor.
Öte yandan, Mevlânâ'nın düşünce dünyasının mimarı Şems-i Tebrizî'nin Camii ve Türbesi ise şehrin en huzurlu ziyaretgâhlarından biri konumunda. Selçuklu sanatının sade çizgilerini taşıyan bu yapı, iki büyük mütefekkir arasındaki derin manevi dostluğun hatırasını yaşatıyor.
Selçuklu Mirası ve İplikçi Camii'nin Akustik Sırrı
Anadolu Selçuklu Devleti'ne başkentlik yapan Konya, bu ihtişamlı dönemin siyasi ve idari izlerini Alaeddin Tepesi'nde barındırıyor. Selçuklu mimarisinin en görkemli eserlerinden Alaeddin Camii ve haziresindeki sultan türbeleri, köklü devlet geleneğini gözler önüne seriyor.
Şehrin mimari dehasını kanıtlayan bir diğer yapı ise 1201 tarihli İplikçi Camii. Caminin şadırvanındaki özel akustik sistem sayesinde, birbirine uzak mesafede duran kişiler kısık sesle bile rahatlıkla iletişim kurabiliyor. Bu durum, Selçuklu mühendislerinin sekiz asır önce ulaştığı teknik seviyenin bir göstergesi olarak uzmanları hayran bırakıyor.
Tarihle İç İçe Geçen Modernleşme
Konya, tarihi kimliğini titizlikle korurken modern şehircilik anlayışıyla da gelişmesini sürdürüyor. Türkiye'nin ilk tropikal kelebek bahçelerinden olan devasa kelebek mimarili Konya Tropikal Kelebek Bahçesi ve yanındaki Selçuklu Çiçek Bahçesi, şehrin estetik ve çevre bilincini yansıtıyor.
Yaklaşık 163 metre yüksekliğiyle 42 katlı Selçuklu Kulesi, şehrin tarihi dokusunu ve modern yerleşim alanlarını aynı anda izleme imkanı sunuyor. Şehrin kültürel yaşamına yön veren mekanlardan 1991 kuruluşlu Çizgi Kitabevi ise sıradan bir yayınevi olmanın ötesine geçerek entelektüellerin buluştuğu önemli bir merkez olarak varlığını sürdürüyor.
Geçmişiyle yaşayan değil, geçmişini geleceğe taşıyan bir medeniyet merkezi olan Konya, tarihine gösterdiği vefayla ziyaretçilerinde unutulmaz izler bırakmaya devam ediyor.