Bahçe ilçesine bağlı Örencik köyünde yaşayan Necla Akdoğan’ın aronya ile tanışması, oğlunun yaptığı araştırmayla başladı. Oğlunun getirdiği fidanları 4 yıl önce yayla evinin bahçesindeki 2,5 dönümlük araziye diken Akdoğan, 400 kök aronyanın bakımını o günden bu yana kendisi yapıyor.
İlk yıllarda beklediği verimi alamayan Akdoğan, ağaçlar büyüdükçe hasadın da arttığını söylüyor. Bu yıl yaklaşık 400-450 kilo ürün aldığını belirten Akdoğan, meyveleri dalından tek tek topladı.
Son yıllarda Türkiye’de üretimi yaygınlaşan ve antioksidan bakımından zengin olmasıyla bilinen aronya, Osmaniye’nin yayla kesiminde de kendine yer bulmaya başladı. Akdoğan, topladığı meyvelerin bir bölümünü kurutuyor, bir bölümünden de reçel ve meyve suyu yapıyor. Böylece alternatif bir tarım ürününden hem gelir elde ediyor hem de aile bütçesine katkı sağlıyor.
“Buranın iklimine uydu”
Aronyanın fazla emek istemediğini anlatan Necla Akdoğan, ilk ektiklerinde meyvenin bölgeye uyum sağlayıp sağlamayacağını merak ettiklerini söyledi. Akdoğan, şunları anlattı:
“Oğlum araştırdı, 4 yıl önce ektik. Çok faydalı olduğunu söyledi, fidanlarını aldı getirdi. Ben de burada işçiliğini, ekimini yaptım. 2 buçuk dönüm yerimiz var, 400 kök ektik. Olgunlaşmaya başlayınca ilgileniyoruz, bakımı çok kolay. İlk yıl çok fazla ürün alamadım, ilerleyen yıllarda verim arttı. Bu yıl 400-450 kiloya yakın ürün aldım. Çiçeğini çok merak ediyorduk ama buranın iklimine uydu, iyi oldu.”
“Bilen 5 kilodan aşağı almıyor”
Aronyanın henüz çok bilinen bir meyve olmadığını, bu yüzden merak edenlerin denemek için bile aldığını ifade eden Akdoğan, müşterilerinin çoğunun ürünü tanıyan kişiler olduğunu söyledi:
“Bilen 5 kilodan aşağı almıyor. Bilmeyen de denemek için 1 kilo alıyor. Çok tanıdık bir meyve olmadığı için merak ediyorlar, öyle satışlarımız oluyor. Reçelini yapıyorum, meyve suyunu yapıyorum, kurutuyorum. İsteğe göre değişiyor. Yarım kilosunu 400 liraya veriyorum. Genelde şeker hastaları alıyor, bağışıklığı güçlendirdiği düşünüldüğü için kanser hastaları da alıyor.”
Next





