Osmaniye’nin doğa harikası alanlarından biri olan Olukbaşı Yaylası’nda gerçekleştirilen kaçak yapı yıkımları, kent tarihinin en büyük hukuki ve sosyal krizlerinden birine dönüştü. Bölgedeki A Tipi Mesire Alanı ihalesini elinde bulunduran işletmeci Recep Vural’ın yıkım operasyonunun ardından yaptığı ve idari kurumlardan siyasilere kadar çok sayıda ismi hedef alan zehir zemberek basın açıklaması, kentte görev yapan bir gazetecinin sosyal medya hesabında yayımlandı. Ancak müstecirin kendisini ve hak sahiplerini "mağdur" olarak nitelendirdiği bu savunma, sosyal medyadaki onlarca bölge sakini ve takipçi tarafından inandırıcı bulunmadı. Vatandaşlar kamu arazisinin talan edildiğini savunurken, işletmeci ise bürokratik hileler ve kişisel hırslarla karşı karşıya kaldığını iddia etti.

Osmaniye’de Unutulmaya Yüz Tutan Zanaat! Babadan Oğula Bıçakçılık Mirası
Osmaniye’de Unutulmaya Yüz Tutan Zanaat! Babadan Oğula Bıçakçılık Mirası
İçeriği Görüntüle

Olukbaşı Yıkım Haberi (1)

"Kurumlar Kendi Hatalarını Örtbas Etmek İçin Sınır Değiştirdi"

Yıkımların ardından sessizliğini bozan mesire alanı işletmecisi Recep Vural, yaptığı yazılı basın açıklamasında adeta bir bürokrasi savaşı yürütüldüğünü ileri sürdü. Alanın 2017 yılında ihale edildiğini ve sınırların Orman Müdürlüğü tarafından tel örgü çekilerek kendisine teslim edildiğini belirten Vural, ilk yıllarda çalışmalarının örnek gösterildiğini ifade etti.

Krizin miladını 2020 yılı olarak gösteren işletmeci, Osmaniye Orman İşletme Şefliği'nin "tel örgüyü yanlış çekmişiz" diyerek sınırları tek taraflı değiştirdiğini iddia etti. Vural, kurumun kendi hatasını örtbas etmek amacıyla mesire alanını ikiye böldüğünü ve bu bürokratik hata yüzünden 250 evin bir gecede evrak üzerinde sınır dışında bırakılarak kaçak statüsüne düşürüldüğünü savundu. Binaların yeniymiş gibi gösterilerek yıkıldığını söyleyen müstecir, operasyon sabahı bastonuyla askeri helikopterleri izleyen yaşlı bir yayla sakininin sözleriyle kamuoyunda vicdan muhasebesi yapmaya çalıştı.

Olukbaşı Yıkım Haberi (5)

"İnsan Taklidi Yapan Bir Şahıs Kişisel Egosunu Tatmin Ediyor"

İşletmeci Recep Vural’ın açıklamasındaki en dikkat çekici ve ağır ithamlar ise isim vermeden hedef aldığı bir siyasi figüre yönelik oldu. Osmaniye eski milletvekilliği ve başdanışmanlık yapmış bir ismi "insan taklidi yapan şahıs" olarak nitelendiren Vural; Orman Bakanlığı'ndan yerel il başkanlarına, bölge müdürlüklerinden siyasiler ve bürokratlara kadar herkesin bu şahsın "tehditvari ve egosal" yönlendirmeleriyle hareket ettiğini öne sürdü.

Mahkeme kararlarına saygılı olduklarını ancak operasyonun arkasında kişisel hırsların yattığını iddia eden Vural, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu durumdan haberdar olması halinde masum emeklilerin ve orta gelirli vatandaşların mağdur edilmesine asla müsaade etmeyeceğini savunurken, Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet’e ise turizm vizyonundan ötürü teşekkür etti.

Olukbaşı Yıkım Haberi (2)

Takipçiler ve Bölge Halkından İtiraz Yağdı

Yerel Gazetecinin sosyal medya hesabında yayımlanan bu basın açıklamasının hemen ardından, gönderinin altı onlarca vatandaşın öfkeli yorumlarıyla dolup taştı. İşletmecinin "mağduriyet ve edebiyat" yaptığını savunan takipçiler, savunma metnindeki iddiaların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.

Özellikle bölgede daha önce çadır kurdukları için hapis ve para cezası aldıklarını belirten yayla sakinleri, mesire alanında yükselen devasa lüks villalara yıllarca göz yumulmuş olmasına isyan etti. Takipçiler, kalıcı yapı yasak olan A Tipi Mesire Alanı'ndaki mevzuatı delmek amacıyla ilginç yöntemlere başvurulduğunu ifşa ederek, "Madem her şey kanuniydi, o betonarme binaların altına neden yalandan üçer tane süs tekerlek koydunuz? Altı tekerlekli villa mı olur? Doğayı, çam ve meşe ağaçlarını katledip alanı parsel parsel sattınız, şimdi sıkışınca suçu devlete atıyorsunuz" sözleriyle müsteciri suçladılar.

Olukbaşı Yıkım Haberi (3)

Vatandaş Paraların İadesini ve Toplu Yargılama İstiyor

Sosyal medyadaki yorumlarda, operasyonun tek mağdurunun ev sahibi olma hayaliyle milyonlarca liralık birikimini bu yapılara yatıran, elinde hiçbir resmi tapu, evrak veya banka dekontu bulunmayan aldatılmış vatandaşlar olduğu konusunda fikir birliğine varıldı. Kendisinden "hava parası" ve fahiş inşaat bedelleri alındığını belirten birçok kişi, müstecire hitaben "Vatan millet edebiyatı yapmayı bırak, aldığın paraları vatandaşlara iade et" çağrısında bulundu.

Ayrıca olayın sadece işletmeciyle sınırlı kalmaması gerektiği, yüzlerce kaçak yapının inşası sürerken buna göz yuman, bölgeye yasal olmadığı halde elektrik, su ve altyapı hizmeti götüren İl Özel İdaresi, TEDAŞ ve Orman İşletme Müdürlüğü yetkililerinin de görevden uzaklaştırılarak yargılanması gerektiği vurgulandı. Olukbaşı Yaylası'nda yaşanan bu büyük yıkım ve rant tartışmasının önümüzdeki günlerde adli makamlara taşınacak toplu suç duyurularıyla daha da büyümesi bekleniyor.

Muhabir: Haber Merkezi