Osmaniye’nin Bahçe ilçesinde yaşanan 4,4 büyüklüğündeki sarsıntı, aslında hepimizin aklının bir köşesinde duran o endişeyi yeniden gün yüzüne çıkardı. Bu deprem sadece toprağı değil, 6 Şubat’ta yaşanan büyük acıların henüz taze olduğu hafızalarımızı da sarstı. AFAD’ın 8,8 kilometre derinlikte olduğunu açıkladığı bu deprem, aslında bize yaşadığımız coğrafyanın ne kadar canlı ve hareketli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Konuyu bir haber metninden çıkarıp Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Süleyman Pampal’ın uyarılarıyla ele aldığımızda durum daha net anlaşılıyor.

BU SARSINTI ASLINDA BİR SÜRPRİZ DEĞİL
Prof. Dr. Süleyman Pampal durumu oldukça net bir benzetmeyle açıklıyor. Osmaniye, yerin altında Afrika, Arap ve Anadolu levhalarının tam kesişim noktasında duruyor. Yani burası, yer kabuğunun en yoğun trafikli kavşaklarından biri. Son aylarda hissettiğimiz o ufak dediğimiz 3 ila 4 büyüklüğündeki sarsıntılar, aslında bu devasa blokların birbirini itip sıkıştırmasının bir sonucu. Pampal Hoca, bu yüzden 4,4’lük bir depremin kendisi için beklenmedik bir durum olmadığını söylüyor. Ancak 6 Şubat’ta Osmaniye’de yitirdiğimiz 1000’den fazla canı hatırlatarak, bölgedeki sismik hareketliliğin henüz durulmadığını ve rehavete kapılmamamız gerektiğini vurguluyor.

BİLİNENLER VE ASIL KORKUTAN GİZLİ FAYLAR
Bölgedeki tehlikeyi sadece tek bir fay hattına bağlamak yanlış olur. Osmaniye; Toprakkale, Düziçi, Yumurtalık ve Karataş gibi bildiğimiz, isimlendirilmiş birçok fay hattıyla çevrili. Hatta 1998’deki Ceyhan-Adana depremini yaratan hat da bu sistemin bir parçası. Ancak Prof. Dr. Pampal’ın sözlerinde tüyler ürperten bir detay var ki o da haritalarda henüz yer almayan faylar. Osmaniye’nin kuzeyinde, doğu-batı yönünde uzanan ve henüz tam olarak haritalanmamış faylar bulunuyor. Bu gizli faylar o kadar güçlü ki geçmişte Ceyhan Nehri’nin yatağını bile değiştirebilecek kadar etkili olmuşlar. Hoca, bu fayların 6 ila 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli taşıdığını belirterek asıl dikkat etmemiz gereken noktanın burası olduğunu söylüyor.

NEDEN BU KADAR ŞİDDETLİ HİSSEDİYORUZ?
Depremin büyüklüğü kadar, ne kadar derinde olduğu da hissettiğimiz sarsıntıyı etkiliyor. 4,4 büyüklüğündeki bu deprem yerin 8,8 kilometre altında gerçekleşti. Prof. Dr. Pampal, bu derinliğin Türkiye standartlarında normal olduğunu belirtiyor. Ülkemizdeki depremler genellikle 7-8 kilometre gibi sığ derinliklerde gerçekleştiği için yüzeyde yaşayan bizler sarsıntıyı çok daha şiddetli hissediyoruz. Yani deprem ayaklarımızın hemen altında gerçekleşmiş gibi bir etki yaratıyor.

NE YAPMALIYIZ?
Şu an için depremler bitti ya da hemen büyük bir deprem olacak demek bilimsel olarak mümkün değil. Ancak Prof. Dr. Pampal’ın çizdiği tablo net; Osmaniye jeolojik olarak çok hareketli bir bölge. Bu uyarılar korkmak için değil, hazırlıklı olmak için var. Binalarımızın sağlamlığı, deprem çantalarımızın hazır olması ve afet bilinci, bu coğrafyada hayatta kalmanın anahtarı.




