Osmaniye’nin Sumbas ilçesinde meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki deprem, ilk bakışta küçük görünse de bölgedeki sismik hareketliliğin yeniden arttığına işaret ediyor. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Süleyman Pampal, Doğu Akdeniz’de son dönemde artan depremlerin, yeni kırılmaların habercisi olabileceğini belirterek önemli bir uyarı yaptı. Pampal, “Arazi çalışmalarımda yeni bir aktif fay tespit ettim. Sumbas’ın kuzeyinden geçiyor ve son depremin olduğu yere oldukça yakın” dedi.
Bölgedeki hareketliliğin, Savrun Fayı’nın çevresinde değil, onu kesen doğu-batı yönlü aktif faylarda yoğunlaştığını söyleyen Pampal, bu hatların gelecekte 6 ila 6,5 büyüklüğünde depremler üretebileceğine dikkat çekti.
“Savrun Fayı aktif değil, asıl tehlike başka faylarda”
6 Şubat depremlerinin ardından kamuoyunda sıkça gündeme gelen Savrun Fayı’nın büyük bir deprem üretip üretmeyeceği tartışılırken, Prof. Dr. Süleyman Pampal bu konuda net konuştu: “Savrun Fayı aktif değil. 7 büyüklüğünde deprem üretmesi beklenmemeli.”
Pampal, bu fayın yaklaşık 30 milyon yıl önce oluştuğunu, uzun süre aktif kaldıktan sonra tektonik rejimin değişmesiyle etkinliğini yitirdiğini söyledi. MTA haritasında “aktif” olarak işaretlenmiş olmasının, bazı araştırmacıları yanıltabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Haritada görüp yorum yapanlar var, ama sahadaki veriler bunu desteklemiyor. Ben bu konuyu Türkiye Jeoloji Kurultayı’nda iki kez anlattım. Bilimsel veriler ortada.”
“Akçalıuşağı ve Bozdağanuşağı fayları dikkatle izlenmeli”
Prof. Dr. Pampal, Akçalıuşağı ve Bozdağanuşağı faylarının bölgede en aktif hatlar arasında olduğunu, bu fayların geçtiğimiz yıl iki ayrı 5,5 büyüklüğündeki deprem ürettiğini hatırlattı. Son Sumbas depreminin de bu sistemin bir uzantısında meydana geldiğini belirterek, “Burada bir hareketlilik sürüyor. Bu nedenle dikkatli olunması gerekiyor” dedi.
Yeni tespit ettiği “Gezid Dağı Fayı”nın da aktif bir hat olduğuna değinen Pampal, bu fayın Sumbas’ın yaklaşık 20 kilometre kuzeyinde yer aldığını açıkladı. Bu bölgenin, Doğu Akdeniz’in sismik anlamda en dinamik kuşaklarından biri haline geldiğini ifade etti.
“Zayıf yapı stoğu ve kötü zemin en büyük risk”
Prof. Dr. Pampal, sadece fay hatlarının değil, yapı kalitesinin de bölgedeki en ciddi tehlikelerden biri olduğunu söyledi. Doğu Akdeniz’deki yapı stoğunun büyük kısmının dayanıksız olduğunu, zemin etütlerinin yetersiz yapıldığını vurguladı.
6 Şubat depremlerini hatırlatarak, “Adana merkez üssüne 230 kilometre uzaklıktaydı ama 400’den fazla vatandaşımızı kaybettik. Bunun nedeni kötü betonarme yapılar ve zayıf zeminlerdi” dedi. Pampal, zemin kaynaklı ivme artışlarının bazı bölgelerde 4 katına kadar çıktığını, bu durumun uzak depremleri bile ölümcül hale getirdiğini söyledi.
“Binalar ovanın içine yayılıyor, çok dikkat edilmeli”
Son olarak şehirleşme uyarısında bulunan Pampal, özellikle Kadirli, Sumbas, Kozan ve Ceyhan çevresinde yapılaşmanın hızla verimli tarım arazilerine kaydığını ifade etti:
“Sürekli sahada olan biri olarak söylüyorum, binalar ovanın içine doğru yayılıyor. Zemin etütleri yetersiz, yapı kalitesi düşük, kat sayısı fazla. Bu çok tehlikeli. Çok katlı yapılardan uzak durulmalı.”
Pampal, bölgedeki hareketliliğin ciddiyetine vurgu yaparak, “Bu depremler uyarı niteliğinde. Bilimsel verilere kulak verilmeli ve yapı güvenliği artık ertelenmemeli” ifadelerini kullandı.