Osmaniye’de hayat, farklı kesimler için her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Anne olanlar, öğrenci olanlar, asgari ücretle çalışanlar ve konteyner kentte ayakta kalmaya çalışan esnaf, aynı ekonomik baskıyı farklı yönleriyle hissediyor. Sahada konuştuğumuz vatandaşlar, ortak bir noktada buluşuyor: Para yetmiyor, umutlar azalıyor. Bir yanda evi geçindirmeye çalışan anneler, diğer yanda geleceğini kurmaya çalışan gençler… Günlük hayatın yükü, Osmaniye’de artık sadece yetişkinlerin değil, çocukların da omuzlarına binmiş durumda.
Anneler: “Evi Döndürmek de Zor, Geleceğe Yatırım da”
Görüştüğümüz annelerin en büyük şikâyeti, artan hayat pahalılığı karşısında çaresiz kalmak. Birçok anne, hem mutfağı döndürmeye hem de çocuklarının eğitimi için bir şeyler yapmaya çalıştığını söylüyor. Ancak gelir-gider dengesi çoktan bozulmuş durumda.
“Çocuğumun geleceği için kursa göndermek istiyorum ama market masrafını zor karşılıyorum” diyen anneler, sürekli bir tercih yapmak zorunda kaldıklarını dile getiriyor. Kimi zaman çocuklarının isteklerini geri çevirdiklerini, kimi zaman da kendi ihtiyaçlarını tamamen unuttuklarını anlatıyorlar. Anneler için ekonomi, artık sadece rakamlardan ibaret değil; vicdanla, fedakârlıkla ve uykusuz gecelerle iç içe geçmiş bir sorun.

Öğrenciler: “Sosyal Hayatımız Yok Denilecek Kadar Az”
Osmaniye’de konuştuğumuz öğrenciler ise başka bir sıkıntıya dikkat çekiyor. Gençler, hem ekonomik nedenlerle hem de şehirdeki imkânların sınırlı olması nedeniyle sosyal hayattan uzak kaldıklarını söylüyor. Bir kafeye gitmenin, bir etkinliğe katılmanın bile hesap yapmadan mümkün olmadığını dile getiriyorlar.
Bazı öğrenciler, “Sadece ders ve ev arasında gidip geliyoruz” derken, sosyalleşememenin psikolojik olarak da kendilerini yıprattığını ifade ediyor. Gelecek kaygısının, genç yaşta omuzlarına binen ağır bir yük haline geldiği açıkça hissediliyor.
Asgari Ücretliler: “Zamlar Hızlı, Maaş Yerinde Sayıyor''
Asgari ücretle çalışan vatandaşlar ise geçinememekten yakınıyor. En temel ihtiyaçlara bile peş peşe gelen zamların, maaşı daha cebe girmeden erittiğini söylüyorlar. Kira, gıda, ulaşım derken ay sonunu getirmenin neredeyse imkânsız hale geldiğini ifade ediyorlar.
“Bir zam haberi duyuyoruz, daha maaşımız artmadan her şey pahalanıyor” diyen çalışanlar, geleceğe dair plan yapamadıklarını belirtiyor. Birikim yapmak bir yana, borçlanmadan ayakta durabilmek bile büyük bir mücadeleye dönüşmüş durumda.

Konteyner Kent Esnafı ve Çocuklar: Umut da Tükeniyor
Konteyner kentte faaliyet gösteren esnaf ise iş yapamamaktan şikâyetçi. Müşteri sayısının azlığından ve alım gücünün düşmesinden yakınan esnaf, “Dükkân açık ama siftah yok” sözleriyle durumu özetliyor. Ayakta kalmak için direnen esnaf, belirsizlikten yorulmuş durumda.
Belki de en çarpıcı sözler çocuklardan geliyor. Konuştuğumuz çocuklar, “Osmaniye’de çocuk olmak zor” diyerek oyun alanlarının, sosyal aktivitelerin ve imkânların yetersizliğinden yakınıyor. Küçük yaşta dile getirilen bu sözler, yaşanan sıkıntıların toplumun en kırılgan kesimine kadar indiğini gözler önüne seriyor.



