Bir zamanlar Osmaniye'ye bağlı bir ilçe olan, ancak stratejik konumu ve derin tarihiyle Gaziantep'in en önemli merkezlerinden birine dönüşen Nurdağı, Hititlerden Osmanlı'ya uzanan hikayesiyle şaşırtıyor.

Gaziantep’in batı kapısı Nurdağı, sadece modern yolların kesişme noktası değil, aynı zamanda medeniyetlerin düğüm noktası olarak dikkat çekiyor. 1929 öncesinde idari yapısı farklı olsa da, ev sahipliği yaptığı topraklar insanlık tarihinin en eski izlerini taşıyor. İşte Osmaniye’den Gaziantep’e uzanan o serüven ve Nurdağı’nın saklı hazineleri...

Hitit Prensleri Burada Hüküm Sürdü

Nurdağı’nın tarih sahnesine çıkışı binlerce yıl öncesine, Hitit İmparatorluğu’nun görkemli günlerine dayanıyor. İmparatorluk dağıldıktan sonra kurulan Geç Hitit Krallıkları, merkezlerini bu bölgeye taşıdı. Özellikle Zincirli (Sam’al) ve Sakçagözü (Keferdiz), o dönemin dünya siyasetine yön veren merkezleriydi.

Kral Barrakip’in Mührü: Karaburçlu köyünde bulunan M.Ö. 732 yılına ait hiyeroglif mühür, bölgenin ne kadar kritik bir yönetim merkezi olduğunu kanıtlıyor.

Höyüklerdeki Hazine: Zincirli ve Coba Höyük’ten çıkarılan eşsiz eserler, bugün Gaziantep Müzesi’nin en değerli parçaları arasında yer alıyor.

Antik "Otobanlar" ve Büyük Fetihler

Bölge, antik çağın ticaret yolları üzerinde bir kavşak noktasıydı. Kadirli’deki Karahöyük’ü Zincirli’ye bağlayan meşhur Aslanlı Bey Yolu, Nurdağı’nın Olucak Köyü üzerinden geçiyordu. Bu stratejik konum; Perslerden Büyük İskender’e, Roma’dan Bizans’a kadar her gücün bu toprakları ele geçirme arzusunu tetikledi.

Yeniden Refah Osmaniye Teşkilatı İftar Sofrasında Buluştu
Yeniden Refah Osmaniye Teşkilatı İftar Sofrasında Buluştu
İçeriği Görüntüle

Manevi Muhafız: Hz. Ukkaşe

İslamiyet’in Anadolu’ya giriş kapılarından biri de Nurdağı oldu. Hz. Ömer döneminde Halid Bin Velid komutasındaki ordular bölgeye geldiğinde, asıl destanı Hz. Ukkaşe yazdı. Bugün kendi adıyla anılan tepede Bizans’a karşı verilen mücadele, bölgenin manevi kimliğinin temelini oluşturdu. Ukkaşiye Türbesi, hala binlerce ziyaretçinin uğrak noktası olmaya devam ediyor.

Yavuz Sultan Selim ve Türk Mührü

1071 sonrası Emir Afşin ile başlayan Türkleşme süreci, Yavuz Sultan Selim’in bölgeyi Osmanlı topraklarına katmasıyla perçinlendi. 19. yüzyılda "Fırka-i Islahiye" ile bölgede kalıcı bir asayiş sağlandı. Delikanlı ve Celikanlı gibi kadim aşiretlerin yanı sıra Konya’dan gelen Karamanlı ailelerin yerleşimiyle Nurdağı, bugünkü kültürel mozaiğine kavuştu.

Muhabir: Haber Merkezi