Çukurova’nın kavurucu sıcağında, güneş henüz yüzünü göstermeden başlayan hummalı bir hasat mesaisi... Osmaniye'nin meşhur "yeşil altını" bamya, tarladan sofralara uzanan meşakkatli ve bir o kadar da telaşlı yolculuğuna çıkıyor. Ancak bu yolculuğun en ilginç durağı komisyoncular veya dev haller değil; adres doğrudan Osmaniye Şehirlerarası Otobüs Terminali.

Şafak Vakti Başlayan Telaş
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Osmaniye genelindeki bamya tarlalarında hareketlilik had safhaya ulaştı. Bamyanın en büyük özelliği dalından koptuğu an itibarıyla tazeliğini çok çabuk yitirmesi. Kararma ve pörsüme riskine karşı üretici, zamana karşı büyük bir yarış veriyor.
Elleri eldivenli işçiler tarafından özenle toplanan ve boylarına göre ayrılan bamyalar, hava alan özel delikli çuvallara doldurularak hiç vakit kaybetmeden otogarın yolunu tutuyor.

Kargo Yerine "Bagaj" Lojistiği
Osmaniye Otogarı'nda şu günlerde yolculardan çok bamyaların telaşı yaşanıyor. Şehirlerarası yolcu otobüslerinin bagaj kısımları, valizlerden ziyade özenle dizilmiş bamya kasalarıyla dolup taşıyor. Kargo şirketlerinin teslimat sürelerinin ürünün tazeliği için büyük bir risk oluşturması, üreticiyi ve yerel tüccarı doğrudan otobüs firmalarına yönlendirmiş durumda.
Muavinler ve şoförler bu duruma o kadar alışkın ki, otogar peronlarında hangi kasaların İstanbul’a, hangisinin Ankara’ya veya İzmir’e gideceği dakikalar içinde organize ediliyor.

15 Saatte Tarladan Metropollere
Akşam saatlerinde Osmaniye'den yola çıkan bir otobüsün bagajındaki taptaze bamyalar, sabahın erken saatlerinde İstanbul Esenler veya Ankara AŞTİ otogarına giriş yapıyor. Alıcılar, otobüsün varış saatinde peronlarda bekleyerek ürünü "emanet" usulüyle teslim alıyor.
Böylece tarladan koptuktan sadece 12-15 saat sonra Osmaniye bamyası; büyükşehirlerdeki lüks restoranların mutfaklarına, pazar tezgahlarına ve vatandaşın sofrasına ilk günkü lezzetiyle ulaşıyor. Hem yerel üreticinin emeği zayi olmuyor hem de Türkiye'nin dört bir yanındaki bamya tutkunları bu eşsiz lezzetten mahrum kalmıyor.





