Osmaniye ve Çukurova yöresinin zengin tarihini, eski Anadolu yaşamının sıcaklığını evine sığdıran Mustafa Daban, çocukluk ve gençlik yıllarından bu yana süregelen merakını somut bir kültür mirasına çevirdi. Toprakkale’deki evinde oluşturduğu özel alanda sergilenen yüzlerce parça, ziyaretçilerini adeta tarihte yarım asırlık bir yolculuğa çıkarıyor.

Yılların Birikimi Bu Raflarda Hayat Buldu
Geçmişe ve ata yadigarı eşyalara büyük bir kıymet veren Mustafa Daban, uzun yıllar boyunca köy köy, pazar pazar gezerek topladığı ya da aile büyüklerinden kalan hatıraları özenle bir araya getirdi. Evin dört bir yanına kurulan ahşap ve metal raflar, gaz lambalarından eski radyolara, duvara asılı tek kırma av tüfeğinden pirinç şamdanlara kadar onlarca dönemin izini taşıyor.

Günün önemli bir kısmını bu odada geçirdiğini belirten Daban, her bir parçanın tozunu tek tek alıyor, bakımlarını el emeğiyle yapıyor. Omuzuna attığı geleneksel renkli Yörük poşusu ve başından eksik etmediği kasketiyle eşyalarını tanıtan Daban, bu tutkunun kendisi için sadece bir hobi değil, geçmişe vefa borcu olduğunu dile getiriyor.

Gaz Lambasından Çevirmeli Telefona
Daban’ın koleksiyonu yalnızca görsel objelerden ibaret değil; aynı zamanda Cumhuriyet döneminin ve yakın geçmişin gündelik yaşam araçlarını da barındırıyor. Koleksiyonda en çok dikkat çeken eserler arasında:
Işığın ve Sıcağın Simgesi Gaz Lambaları: Elektriğin henüz her eve ulaşmadığı dönemlerin baş tacı olan fitilli ve cam fanuslu gaz lambaları, rafların en kıymetli köşesini süslüyor.
Sesin ve Müziğin Hafızası: Eski lambalı ve tuşlu radyolar, kasetçalar mekanizmaları ve plak dinlenen pikap aksamları nostalji rüzgarları estiriyor.
Eski Mutfak ve Yaşam Gereçleri: Geleneksel un elekleri, pirinç ve bakır cezveler, işlemeli ibrikler, el yapımı tepsiler ve zarif şamdanlar.
İletişimin Dünü: Ağır gövdeli çevirmeli masa telefonları ve dönemin ilk tuşlu cihazları geçmişin iletişim teknolojisini gözler önüne seriyor.

"Her Birinin Ayrı Bir Yaşanmışlığı ve Ruhu Var"
Koleksiyonunu tanıtırken eşyaların maddi değerinden ziyade manevi ağırlığına vurgu yapan Mustafa Daban, her nesnenin bir devrin hikâyesini fısıldadığını söylüyor. Daban, duygularını şu sözlerle ifade ediyor:
Bu eşyaların her birinde bir annenin emeği, bir babanın alın teri, eski evlerin bereketi var. Şimdiki nesil bunların çoğunu yalnızca fotoğraflarda görüyor. Oysa biz bu gaz lambasının ışığında ders çalıştık, bu radyolardan ajans dinledik, ekmeğimizi bu eleklerden elenen unla yoğurduk. Benim gayem, bunları satmak ya da vitrinde tutmak değil; geçmişimizi, geleneklerimizi ve büyüklerimizin hatırasını canlı tutmak.

Gelecek Nesillere Kültür Mirası
Teknolojinin hızla ilerlediği ve tüketim alışkanlıklarının değiştiği günümüzde bu tür hatıraların korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Mustafa Daban, evindeki bu nostalji köşesini gençlerin ve meraklıların ziyaretine de açık tutuyor. Özellikle çocukların ve gençlerin eski yaşam kültürünü öğrenmesini amaçlayan Daban, sağlığı elverdiği sürece yeni parçalar aramaya ve kültür hafızasını korumaya devam edeceğini belirtiyor.

Next





