(ARAŞTIRMA) İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa'da yaşayan 25 bin civarındaki Türkiye kökenli Yahudinin yaklaşık 3 bini Nazi toplama kamplarına sürülmüş, 2 bin 500'ü ise Auschwitz ve Sobibor gibi ölüm merkezlerinde katledilmiştir.

Nazi Almanyası'nın tarafsız ülkelere vatandaşlarını geri çekme çağrısına rağmen Türk makamlarının binlerce kişiyi vatandaşlıktan çıkarması veya diplomatik koruma sağlamaması, bu kurbanların doğrudan ölüm makinesine terk edilmesine yol açmıştır. Resmi tarihte sıkça vurgulanan kusursuz kurtuluş ülkesi anlatısı, güncel arşiv belgeleri ve kurbanların acı akıbetleriyle tarihsel bir yüzleşmeyi zorunlu kılmaktadır.

Türkler Yahudiler Türk Yahidiler Holoskost (2)

Avrupa'daki Binlerce Türk Yahudisi Neden Devlet Korumasından Mahrum Kaldı?

İkinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda, İtalya ve Yunanistan gibi Avrupa ülkelerinde 20 bin ila 30 bin civarında Türkiye veya Osmanlı kökenli Yahudi yaşamaktaydı. Bu topluluğun yalnızca 10 bin kadarı Türk vatandaşlığını hukuken koruyabiliyordu. Nazi Almanyası işgal ettiği topraklarda tarafsız ülkelere yönelttiği "Heimschaffungsaktion" yani vatandaşlarınızı ülkenize geri çekin çağrısına rağmen, Ankara hükümeti kitleler halinde geri dönüşlere bürokratik engeller çıkardı. Binlerce kişi keyfi gerekçelerle vatandaşlıktan çıkarılarak devletsiz (haymatloz) bırakıldı. Diplomatik koruma kalkanını yitiren bu insanlar, doğrudan Gestapo'nun hedefine yerleşerek toplama kamplarına trenlerle sevk edildi.

Türkler Yahudiler Türk Yahidiler Holoskost (3)

Cumhuriyet Döneminde Uygulanan Azınlık Politikaları Göçleri Nasıl Tetikledi

Avrupa'nın metropollerinde kümelenen canlı Sefarad nüfusunun anavatanlarından kopuşu tesadüf değildi. 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte hız kazanan homojen ulus-devlet inşası, gayrimüslim azınlıkları ekonomik ve sosyal hayattan dışlayan yasal düzenlemeleri beraberinde getirdi. 1926 tarihli Memurin Kanunu ile devlet kademelerinden tamamen tasfiye edilen gayrimüslimler, 1932 yılında kabul edilen ve yabancıların belirli meslekleri icra etmesini yasaklayan kanunlarla serbest meslek alanlarında da büyük bir çıkmaza girdi. Özellikle 1934 yılında Çanakkale, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'da patlak veren Trakya Olayları, organize şiddet ve yağma eylemleriyle Yahudi toplumunda derin bir travma yaratarak kitlesel dış göçleri hızlandıran en önemli kırılma noktası oldu.

Türkler Yahudiler Türk Yahidiler Holoskost (4)

Varlık Vergisi Toplumda Nasıl Bir Kırılma Yarattı

Savaşın en hararetli döneminde, Türkiye sınırları içerisinde kalan azınlıklara yönelik baskılar daha da şiddetlendi. 1941 yılında 20 ile 45 yaş arasındaki gayrimüslim erkeklerin "Yirmi Kur'a İhtiyatlar" adı altında silahsız olarak Amele Taburları'na alınması ve ağır bayındırlık işlerinde çalıştırılması büyük bir psikolojik yıkıma yol açtı. Hemen ardından 11 Kasım 1942'de yürürlüğe giren Varlık Vergisi Kanunu ile Yahudi mükelleflere ortalama %179 gibi ödenmesi imkânsız oranlarda vergiler tahakkuk ettirildi. Borcunu ödeyemeyen binlerce gayrimüslim, tüm mal varlıkları haczedildikten sonra Erzurum Aşkale'deki çalışma kamplarına taş kırmaya gönderildi. Bu acımasız ekonomik ve sosyal tasfiye ortamı, Avrupa'daki haymatloz Türk Yahudilerinin neden anavatanlarına dönmekte devlet eliyle engellendiğinin de tarihsel arka planını oluşturdu.

Türkler Yahudiler Türk Yahidiler Holoskost (6)

Türk Yahudileri Hangi Nazi Kamplarında Hayatını Kaybetti

Tarihçi Corry Guttstadt'ın kapsamlı araştırmalarına ve arşiv belgelerine göre, diplomatik korumadan yoksun bırakılan yaklaşık 3 bin Türkiye kökenli Yahudi Nazi kamplarına sürüldü. Bu kurbanların 2 bin 500'ü endüstriyel ölüm kamplarında gaz odalarında, işkenceyle veya insanlık dışı çalışma koşullarında katledildi.

Kamp Adı ve Türü Mağdur Sayısı Kurbanların Kamptaki Durumu
Drancy (Transit Kampı - Fransa) 2.500+ Doğu Avrupa'daki imha kamplarına sevk edilmeden önce toplanılan ana merkezdi; Fransa'dan 1.659 Türk Yahudisi buradan ölüme gönderildi.
Auschwitz-Birkenau (İmha Kampı) 1.500 - 2.000 Varışta doğrudan gaz odalarında imha edildiler veya insanlık dışı köle işçilik koşullarında hayatlarını kaybettiler.
Bergen-Belsen (Değişim Kampı) 105 - 200 Diplomatik esir takasında kullanılmak üzere tutuldular; 1945 yılında yalnızca 105 Türk Yahudisi buradan sağ kurtulabildi.
Haidari (Transit Kampı - Yunanistan) 40 Yakalanan 40 kişiden 32'si yoğun çabalarla serbest kalırken, 8 kişi ölüm kamplarına sevk edildi.
Sobibor (İmha Kampı) Belirsiz (Düşük) Kampa ulaşan kurbanlar hiçbir kayda geçirilmeksizin doğrudan gaz odalarında katledildi.

Türkler Yahudiler Türk Yahidiler Holoskost (7)

Auschwitz Gaz Odalarında Katledilen Tanınmış İsimler Kimlerdi

Arşiv belgeleri ve kurban listeleri, sadece sayısal verileri değil, yok edilen bir kültürün ve bireysel trajedilerin de resmini çizmektedir. Kamp kayıtlarında öne çıkan bazı Türkiyeli kurbanlar şunlardır:

  • Davisco Asriel: Berlin Türk-Sefarad Cemaati’nin son başkanıydı; Ocak 1942’de Riga’ya sürülerek katledildi.

  • Nissim ve Lea Behar: İstanbul’dan Berlin’e göç etmişlerdi. Türk vatandaşlığından çıkarıldıktan sonra çocuklarıyla birlikte yakalanarak ölüm kamplarında öldürüldüler.

    Oğlak Dolunayı ve Merkür Retrosu Bize Ne Anlatıyor?
    Oğlak Dolunayı ve Merkür Retrosu Bize Ne Anlatıyor?
    İçeriği Görüntüle
  • Nissim Lucien Sabah: 1902 İstanbul doğumlu olan Sabah, Paris’te tutuklandı. 14 Eylül 1942’de Drancy Kampı’ndan Auschwitz’e sevk edildi ve yaklaşık bir yıl sonra burada hayatını kaybetti.

  • David Şalom: 1909 Edirne doğumluydu; Ocak 1944’te Fransa’dan Auschwitz'e sürülerek katledildi.

  • Leon Kavayero: 1904 İzmir doğumlu Kavayero, Nisan 1944’te Auschwitz’e gönderildi ve geri dönemedi.

  • Kavayero Ailesi: Mazaltov ve Perla Kavayero ile henüz altı aylık bir bebek olan Dora Kavayero, 12 Eylül 1943’te Auschwitz’e sürüldü ve kampa ayak basar basmaz gaz odasında öldürüldü.

  • Allégra Francés: 1919 Bursa doğumlu Robert Francés’in annesiydi; 1943’te Paris’ten sürüldüğü Auschwitz'de vardığı gün katledildi.

Türkler Yahudiler Türk Yahidiler Holoskost (5)

Tarihsel Gerçekliği Ne Kadar Yansıtıyor

Savaş sonrasında uluslararası kamuoyunda sıkça dile getirilen ve Türkiye'nin Avrupa'daki tüm Yahudi vatandaşlarını mucizevi bir şekilde kurtardığını savunan "kurtarıcı diplomatlar" anlatısı, tarihsel gerçekliklerle tam olarak örtüşmemektedir. Selahattin Ülkümen ve Necdet Kent gibi bazı Türk diplomatların kendi inisiyatifleriyle sınırlı sayıda insanı ölüm trenlerinden aldıkları ve insani bir duruş sergiledikleri doğrudur. Ancak bu bireysel kahramanlıklar, Ankara'nın bizzat uyguladığı vatandaşlıktan çıkarma ve ülkeye geri kabul etmeme yönündeki devlet politikasının üstünü örtmektedir.

Galata'da görüştüğümüz tarih araştırmacısı ve yerel cemaat tarihçisi M. V., "Yıllarca sadece birkaç diplomatın bireysel çabaları üzerinden kusursuz bir kurtuluş destanı dinledik ama vatandaşlıktan çıkarıldığı için Drancy'den trene bindirilip Auschwitz'e giden komşularımızın acılı akıbeti hep sümen altı edildi" diyerek bu sessizliğin artık bozulması gerektiğini vurguluyor.

Bu haber ilk olarak Cambridge University Press Arşiv Raporları ve Corry Guttstadt Araştırmaları tarafından hazırlanmış olup, gelişmeler ve tarihsel bulgular tarafımızca net olarak doğrulanmamıştır.

Kaynaklar:

Corry Guttstadt'ın Arşiv Araştırmaları ve Kitabı

Arolsen Arşivleri (International Center on Nazi Persecution

Cambridge University Press Yayınları & Marc David Baer'in Çalışmaları

United States Holocaust Memorial Museum (USHMM) Arşivleri

Auschwitz-Birkenau Devlet Müzesi ve Ölüm Kayıtları (Sterbebücher)
Türk Yahudi Toplumu ve 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi Yayınları: "An Internationally Honest Turk: Selahattin Ülkümen" başlıklı raporlar,

Yad Vashem (Uluslararası Holokost Anma Merkezi) Veri Tabanı: "Uluslararası Dürüstler

Stanford Shaw'un Çalışmaları (Turkey and the Holocaust)

The International Raoul Wallenberg Foundation & History News Network

The National WWII Museum (New Orleans) & Zwangsarbeit-archiv.de

İnönü Vakfı ve Dönemin Diplomatik Yazışmaları

Sözlü Tarih ve Biyografik Anlatılar (Lives in Fragments vb.)


Kaynak: Cambridge University Press Arşiv Raporları ve Corry Guttstadt Araştırmaları