AYM Genel Kurulu'nun 29 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantının sonuçları dün kamuoyuna ilan edildi.
Gündemin en önemli maddelerinden biri, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 89. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle yapılan başvurulardı. Toplam 6 itirazın masaya yatırıldığı toplantıda, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin başvurusu ilk incelemeyi geçerek halen esastan incelenen başka bir dosyayla birleştirildi.
5 BAŞVURUYA USULDEN RET
Ankara 25. İdare Mahkemesi'nin yaptığı E.2026/229, E.2026/234, E.2026/236 ve E.2026/237 numaralı dört başvuru ile Ankara 15. İdare Mahkemesi'nin E.2026/232 sayılı başvurusu reddedildi.
Ret kararına gerekçe olarak, başvuruların 6216 Sayılı Kanun'un 40. maddesinin (4) numaralı ve 41. maddesinin (2) numaralı fıkraları gereğince yöntemine uygun bulunmaması gösterildi.
Ancak bu ret kararları, kuralın Anayasa'ya uygun bulunduğu anlamına gelmiyor. Mahkeme sadece başvuruların usul yönünden eksik ya da hatalı olduğunu tespit etti.
ESASTAN İNCELEME SÜRECİ BAŞLADI
Gözlerin çevrildiği asıl dosya ise Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin E.2026/243 sayılı başvurusu oldu.
Bu kritik dosya esastan incelemeye alındı ve Genel Kurulun 6 Kasım 2025 tarihli gündeminde yer alan Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin E.2025/214 sayılı dosyasıyla birleştirildi. Peki, esastan inceleme tam olarak ne anlama geliyor?
Norm denetiminde süreç iki aşamada yürütülüyor. İlk aşamada başvurunun usule uygunluğuna, ortada görülmekte olan bir dava olup olmadığına ve dosyanın eksiksiz olup olmadığına bakılıyor.
Bu aşamayı başarıyla geçen başvurularda ise kuralın Anayasa'ya uygunluğu esastan tartışmaya açılıyor. Raportörün hazırlayacağı raporun ardından Genel Kurul, sonraki bir toplantıda nihai iptal veya ret kararını verecek. Yani esasa alınma kararı tek başına bir iptal anlamı taşımıyor.
BU KARAR KİMLERİ KAPSAYACAK?
Maddenin birinci fıkrası, bütün hizmeti Emekli Sandığına tabi geçenlere herhangi bir şart aranmaksızın ikramiye ödenmesini öngörüyor. İkinci fıkra ise mülga 2829 sayılı Kanun uyarınca hizmetleri birleştirilerek aylık bağlananlar için ayrı bir kural getiriyor.
Mevcut kurala göre, bu kişilere ikramiye memuriyette geçen çalışmalarının "1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla" ödeniyor. Söz konusu şart, 17 Ocak 2012 tarihli ve 6270 sayılı Kanun'la getirilmişti.
Söz konusu yasal düzenleme, memurluğun yanında Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) veya Bağ-Kur hizmeti bulunan ve bu hizmetleri birleştirerek emekli olan kişileri doğrudan kapsıyor.
KARARDAN EN ÇOK ETKİLENEN KESİM KİM?
Bu katı uygulamadan en çok etkilenen grup, kanun hükmünde kararname (KHK) ile ya da disiplin yoluyla kamu görevinden çıkarılan ve emekliliğini farklı bir sosyal güvenlik statüsünde tamamlayan vatandaşlar.
Aynı şekilde, memurluktan istifa ederek özel sektöre geçenler de benzer bir mağduriyetle karşılaşıyor. Öte yandan, bütün hizmeti Emekli Sandığında geçen bir kişi görevden çıkarılmış dahi olsa ikramiyesini eksiksiz alabiliyor.
10 YILLIK İTİRAZ YASAĞI BİTTİ
Anayasa Mahkemesi, 2009'da 2829 sayılı Kanun'daki "son defa Emekli Sandığına tabi görevden emekliye ayrılma" şartını (E.2005/40, K.2009/17), 2010'da getirilen benzer düzenlemeyi ise 2011'de (E.2010/81, K.2011/78) iptal etmişti. Kıdem tazminatı şartına karşı CHP milletvekilleri tarafından açılan iptal davası ise 8 Kasım 2012'de reddedilmişti (E.2012/33, K.2012/174).
Anayasa'nın 152. Maddesi uyarınca, esasa girilerek verilen ret kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 10 yıl geçmeden aynı hükme itiraz yoluyla başvurulamıyor. 2012 kararı 21 Eylül 2013'te yayımlandığı için bu hukuki engel 2023 yılı itibarıyla tamamen kalkmış oldu.
GÖZLER ŞİMDİ MECLİS'TE
Sürecin kırılma noktalarından biri de AYM'nin 25 Şubat 2025 tarihinde Fikret Aslan bireysel başvurusunda (B. No: 2019/41241) verdiği mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği yönündeki karar oldu. 7 Ağustos 2025 tarihli ve 32979 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararda ihlalin doğrudan 89. maddeden kaynaklandığını belirten AYM, kararın bir örneğini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) gönderdi.
Bu tarihi gelişmenin ardından TBMM'ye peş peşe kanun teklifleri sunuldu. Ağustos 2025'te verilen teklif kıdem tazminatı şartının madde metninden çıkarılmasını öngörürken, 2026'da sunulan bir başka teklif 89. maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarını yeniden düzenlemeyi amaçlıyor. İki teklif de henüz yasalaşmazken, milyonlarca emekli AYM'nin vereceği nihai kararı bekliyor.
Next

