Haftanın ilk günü, öğrenciler yeniden okulları, arkadaşları ve öğretmenlerine kavuşacaklar.
Sabah erken saatlerinde, öğrenci, veli ve öğretmenler heyecanla okullarının yolunu tutuyor.
İzmir / Balçova’da bir lise öğrencisi var ki, henüz 16 yaşındaki (E.B.), okuluna gitmesi gerekirken babasına ait pompalı tüfeği alarak, yaşadığı mahallenin sokağındaki polis karakoluna silahlı saldırıda bulunuyor! Yaşanan bu olayı hep birlikte “tepeden tırnağa” düşünmeliyiz ve gençlerimizin geleceği için düşünmek zorundayız!
Hafta başı yoğun gündemle doluydu. İstanbul’da CHP İl Başkanlığı’na “kayyum” olarak atanan Gürsel Tekin’in parti binasına geleceği, bununla birlikte yapılması olası tepkiler basının gündemindeydi. İstanbul Valiliği, bazı ilçelerde toplantı ve gösteri yürüyüşlerini erteleme kararıyla medyada yer buluyordu.
Öğrenciler ve öğretmenler yeniden dersliklerde buluşacaklardı. Yeni eğitim-öğretim yılında “kılık-kıyafet” konusu da tartışılıyordu. Milli Eğitim Bakanı bir gün öncesinde, yeni öğretmen atamaları yapmayı düşünmediklerini TV ekranlarında söylemişti. Okullarda bir öğün ücretsiz yemek verilmesi konusuyla ilgili MEB’in 2023 yılında “düşüneceğiz” sözleri anımsatılıyordu.
Atanamayan öğretmenler, ücretli öğretmenlerin farklı tepkileri gündem oluştururken Pazartesi sabahı okulların açılış törenleri en önemli başlıklar arasındaydı. Sabahleyin okuluna gitmeden TV ekranlarındaki haberleri izleyen gençler, “Filenin Sultanları” olarak tanımlanan Kadın Milli Takımımızın dünya ikincisi olduğunu öğrenmenin sevincini yaşıyordu.
Fakat aynı saatlerde, İzmir Balçova Nevvar Salih İşgören Lisesi öğrencilerinden E.B., okuluna gitmek yerine saatler 09.00’u gösterirken elindeki pompalı tüfekle yaşadığı sokaktaki polis merkezine silahlı saldırı yapıyordu.
Saldırı sırasında iki polis memuru şehit olurken, bir polis memuru ile olay yerinde iki vatandaşın yaralandığı haberi ajanslara yansıdı. Ailenin tek çocuğu olan ve bugüne kadar hiç suç kaydı bulunmayan lise öğrencisi, babasının silahını kullanarak polis merkezine saldırmıştı.
Asıl düşündüren olay ise, şüphelinin saatler öncesinde sosyal medya hesabından yaptığı iddia edilen paylaşımdı. İşte o paylaşımın özetinden bir cümle:
“Birazdan istişhad yapacağım ve şehit olacağım inşallah. Dünyanın her yerinde Müslümanlara zulmediliyor ama birçok Müslüman sadece izlemekle veya kınamakla yetiniyor. Artık birilerinin bu zulümlere karşı harekete geçmesi gerek...”
16 yaşında ve evin tek çocuğu olan bir kişinin aklını böylesine fikirlerle dolduracak kadar yaklaşabilenlerin, asıl amaçlarının ve kimler tarafından yönlendirildiğinin araştırılması gerektiğini düşünüyorum.
Birilerinin sözlerini anımsadım: “Dini ve milli değerlere saygılı, inançlı gençler yetiştirmeliyiz” diyenlerin bu olayla ilgili düşüncelerini merak ediyorum.
Bakan Tekin’e Osmaniye’den Tepki
Mevcut iktidara yakınlığıyla bilinen Memur-Sen’e bağlı Osmaniye Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Mahmut Kahraman, yaptığı basın açıklamasıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamalarına tepki gösterdi.
Kahraman açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Öğretmen açığına rağmen yeterli sayıda atama yapılmamaktadır. İhtiyaç var, adaylar hazır ancak atama yok! Bu tablo, ‘önce eğitim’ anlayışıyla çelişmektedir. Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmesini, tüm öğretmenlerin kadrolu hale getirilmesi gerekmektedir.”
Bir ülkede lise öğrencisinin, okulun ilk günü kalemi ve defterini alarak okuluna gitmesi gerekirken, babasına ait silahı alıp polis karakoluna giderek eylem yapması; polis memurlarını şehit etmesi ve bunu “din ve inanç” üzerinden sosyal medyada önceden duyurması olayı, İçişleri Bakanlığı ile ilgili kurumların inceleme-araştırma kapsamına girmesi gereken bir durumdur.