Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde 7 Nisan 2026 tarihinde yaşanan ve iki vatandaşımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan sel felaketinin ardından ortaya çıkan belgeler büyük ses getiriyor. Hazırlanan teknik raporlar ve Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından belediyeye gönderilen resmi yazışmalar, facianın bir doğal afetten öte yönetimsel bir ihmal zinciri olduğunu gösteriyor. Elde edilen verilere göre DSİ, taşkın riskine karşı yerel yönetimi sadece aylar öncesinden değil, 2015 yılından bu yana düzenli olarak uyardı.

Kadirli’de Sel Sularına Kapılan Minibüs Hurda Halinde Bulundu (1)

2015’ten Bugüne Değişmeyen İhmaller


Kadirli’deki taşkın riskinin yıllar öncesine dayanan bir sorun olduğu resmi kayıtlarda yer alıyor. DSİ 6. Bölge Müdürlüğü’nün 2015 yılında belediyeye gönderdiği ilk kapsamlı teknik raporlarda, dere yataklarındaki mülkiyet sorunlarının çözülmesi ve ıslah projelerinin önünün açılması gerektiği vurgulanmıştı. Ancak aradan geçen on yılı aşkın sürede Kurt Deresi ve Kuru Dere güzergahlarının "ihtilafsız" şekilde teslim edilmemesi, ıslah çalışmalarının ihale sürecine girmesini engelledi.

Kadirli’de Sel Felaketi Sonrası Orman Ekipleri Seferber Oldu!
Kadirli’de Sel Felaketi Sonrası Orman Ekipleri Seferber Oldu!
İçeriği Görüntüle

Kadi̇rli̇ Sel Felaketi̇ (4)

Islah Projeleri İdari Engellere mi Takıldı?


DSİ’nin 2 Ağustos 2024 ve 12 Şubat 2026 tarihli son yazılarına göre, dere yataklarından izinsiz geçirilen kanalizasyon ve içme suyu hatlarının deplase edilmesi istenmişti. Belediyenin bu altyapı engellerini kaldırmaması nedeniyle iş makineleri bölgeye giremedi. Dere yataklarının kentsel gelişim baskısı altında daraltılması ve yatak içerisine dökülen molozların temizlenmemesi, 7 Nisan akşamı yağan metrekareye 125 kilogramlık yağışın bir yıkıma dönüşmesine zemin hazırladı.

Kadirli Sel Felaket Taşkın (6)

DSİ Aylar Öncesinden 'Sorumlu Sizsiniz' İhtarı Yapmış


En çarpıcı belge ise 10 Ocak 2025 tarihli "Taşkın Risk Azaltma" başlıklı resmi yazı oldu. DSİ bu yazısında, dere yataklarının korunmaması ve yetersiz köprü/menfez geçişlerinin düzeltilmemesi durumunda meydana gelecek tüm zararlardan 2006/27 ve 2010/5 sayılı Başbakanlık Genelgeleri uyarınca belediyenin sorumlu tutulacağını açıkça ihtar etti. Ancak sel anında Bülbül Deresi üzerindeki yaya köprüsü ile minibüs durağı yazıhanesinin yıkılması, bu uyarıların sahada karşılık bulmadığını kanıtladı.

Dsi̇ Aylar Önce Uyarmış Kadirli’de Sel Felaketi Göz Göre Göre Gelmiş (6)

Betonlaşma ve Yanlış Planlama Felaketi Tetikledi


Teknik incelemeler, Cengiz Topal Mahallesi gibi bölgelerde toprak yüzeylerin kontrolsüzce asfalt ve betonla kaplanmasının felaketi büyüttüğünü ortaya koydu. Yağış sularının yeraltına sızamaması sonucu oluşan şiddetli yüzey akışı, düşük kotta kalan Belediye Sağlık İşleri Müdürlüğü ve Öğretmenevi gibi kamu binalarını adeta göle çevirdi. Fatih Anbarcıoğlu ve Hüseyin Kul isimli vatandaşlarımızın araç içinde mahsur kalarak hayatını kaybetmesi, erken uyarı ve altyapı eksikliğinin en acı sonucu oldu.

Kadi̇rli̇ Sel Felaketi̇ (1)

İyileştirme Çalışmaları Sürse de Cevapsız Sorular Var

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bölgeye 2 milyon lira acil yardım aktarılmış olsa da, Kadirli halkı artık geçici çözümler değil köklü bir altyapı reformu bekliyor. Uzmanlar, DSİ’nin 2015’te başlattığı uyarı sürecinin yerel yönetimler tarafından neden tam olarak uygulanmadığının soruşturulması gerektiğini belirtiyor. Belgelerle sabitlenen bu ihmaller, bundan sonraki aşamada yargı sürecinin de ana gündem maddesi olacak gibi görünüyor.

Dsi̇ Aylar Önce Uyarmış Kadirli’de Sel Felaketi Göz Göre Göre Gelmiş (1)Dsi̇ Aylar Önce Uyarmış Kadirli’de Sel Felaketi Göz Göre Göre Gelmiş (2)Dsi̇ Aylar Önce Uyarmış Kadirli’de Sel Felaketi Göz Göre Göre Gelmiş (3)

Devlet Su İşleri (DSİ), 2006/27 ve 2010/5 sayılı Başbakanlık Genelgeleri uyarınca Kadirli Belediyesi ve ilgili kurumlara taşkın risklerini azaltmak ve ıslah projelerini gerçekleştirebilmek adına şu resmi uyarıları yapmıştır:

1. Güzergahın İhtilafsız Teslim Edilmesi: Yapılacak dere ıslah çalışmalarının projesine uygun şekilde yürütülebilmesi için çalışma alanlarının (belediye ve mücavir alan sınırı içinde kalan yerlerin) hiçbir mülkiyet ya da hukuki pürüz barındırmadan DSİ'ye ihtilafsız bir şekilde teslim edilmesi gerektiği bildirilmiştir.

2. Dere Yataklarının Doğal Halinin Korunması: Doğal akışı bozacak ve kesiti daraltacak müdahalelerden kesinlikle kaçınılması, dere yatağının doğal halinin korunması istenmiştir.

3. Yataklara Moloz ve Atık Dökülmemesi: Dere yatağı içerisine hafriyat, moloz, pasa malzeme, katı ve sıvı atıkların dökülmemesi ve buralardan izinsiz malzeme alınmaması gerektiği vurgulanmıştır.

4. Derelerin Üzerinin Kapatılmaması: Çeşitli kullanım alanları oluşturmak amacıyla, zaruri haller dışında ve DSİ onayı alınmadan, dere yataklarının üstünün ve servis yollarının kesinlikle kapatılamayacağı ve bu alanlara kalıcı tesis yapılamayacağı ihtar edilmiştir.

5. Bitki Temizliği: Dere yatağı ve servis yollarına ağaç dikilmemesi, mevcut durumdaki ağaç ve akışı engelleyen bitkilerin ivedilikle temizlenmesi talep edilmiştir

6. Geçiş Yapılarının Revizesi ve İzin Şartı: Su akışını engelleyecek yapıların yapılmaması, derelere inşa edilecek her türlü geçiş için öncelikle DSİ'den hidrolik görüş alınması ve kurum sorumluluğundaki mevcut yetersiz geçiş yapılarının acilen revize edilmesi gerektiği belirtilmiştir

7. Altyapıların Deplase Edilmesi: Proje güzergahında bulunan ve DSİ'den izin alınmadan inşa edilen kanalizasyon, yağmur suyu, içme suyu, elektrik, internet ve telekom gibi hatların proje yapımına engel olmaması için ilgili kurumlarca acilen kaldırılması veya güzergahtan deplase edilmesi (başka yere taşınması) istenmiştir

8. İşletme ve Bakım Devir Sözleşmesi: Islah çalışmaları öncesinde, ilgili idarelerin projenin tamamlanmasından sonra tesisin işletme, bakım ve yönetim sorumluluğunu üstleneceklerine dair "İnşa Halindeki Tesisler Devir Sözleşmesi" imzalamaları ve devir protokolünü yapmaları gerektiği belirtilmiştir

9. Hukuki ve Cezai Sorumluluk Uyarısı: DSİ, bildirilen bu can ve mal güvenliği tedbirlerinin alınmaması veya izinsiz çalışmaların sonlandırılmaması durumunda; olası bir taşkında meydana gelecek tüm zararlardan ve üçüncü kişilerin uğrayacağı kayıplardan, Başbakanlık Genelgeleri uyarınca ilgili belediyenin (kurumun) sorumlu tutulacağını kesin bir dille uyarmıştır

Muhabir: Haber Merkezi