Kaleyi üç taraftan çevreleyen neredeyse gerçek boyutlu kabartmalar ve heykeller, M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenen bir Geç Hitit hükümdarının fermanını anlatan etkileyici bir sahne sunuyor. Ovanın hükümdarı Asativatas'a adanan bu yazıt döngüsü, iki farklı dilde yazılmış olmasıyla Anadolu'nun kayıp yazı sistemine dair önemli ipuçları barındırıyor. Bilim insanlarına göre, M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenen taşlarda, hükümdarın yaptığı işleri anlattığı fermanı, biri o dönemde zaten bilinen Fenike alfabesi, diğeri ise o güne kadar çözülememiş olan Anadolu (Luvice) hiyeroglifleri olarak tasvir edilmiş.
Kazıları yürüten Prof. Dr. Halet Çambel'in vizyonunu aktaran uzmanlar, "Burada gördüğümüz, Anadolu'nun kayıp bir yazısının deşifre edilme anıdır. Bilinen Fenike metni sayesinde, bilinmeyen Anadolu hiyerogliflerini karşılaştırarak Hitit ve ardılı medeniyetlerin tarihini anlamada bir çığır açtık. Bu, Anadolu'nun Rosetta Taşı'dır," dedi.
Bu keşif, Türkiye'nin en önemli arkeolojik bulgularından biri. Geçtiğimiz yıllarda, aynı alanda yapılan çalışmalarla Türkiye'nin ilk açık hava müzesi konsepti de hayata geçirilmişti. Kazılarda ortaya çıkarılan anıtsal kapılar ve yazıtlı taşların kapalı bir binaya taşınmak yerine, "in-situ" yani yerinde korunarak sergilendiği bu olağanüstü yapı, bir arkeolojik alanın kendi doğal bağlamı içinde nasıl korunup sergilenebileceğini gösteren nadir örneklerden biri. Çam ormanları ve Aslantaş Barajı manzarasıyla çevrili Karatepe, hem 3000 yıllık bir dil gizemini çözen hem de müzecilik anlayışına getirdiği yenilikle Osmaniye'nin evrensel öneme sahip bir kültürel hazinesi olarak öne çıkıyor.





