Adana'nın Kozan ilçesine bağlı Gaziköy Mahallesi'nde yaşayan Roman vatandaşların nesilden nesile aktardığı sepet örme geleneği, modern yaşamın ve plastik ürünlerin gölgesinde kalarak büyük bir var olma mücadelesi veriyor. Müstakil evlerin ve çadırların önünde, geçmişten günümüze uzanan bu değerli el emeği üretimi sürdürmeye çalışan az sayıdaki usta, teknolojiye karşı direniyor. Bir dönem tarlalarda ve evlerde baş köşede yer alan kamış sepetler, yerini fabrikasyon ürünlere bırakıyor.
Teknoloji ve Plastik El Emeğini Vurdu
Geçmiş yıllarda pamuk taşımadan çamaşır selesine, ekmek saklamadan saman işlerine kadar hayatın her alanında aktif olarak kullanılan geleneksel sepetler, günümüzde neredeyse tamamen unutulmaya yüz tuttu. Plastiğin hayatımıza girmesi ve teknolojinin ilerlemesi, geleneksel üretimi bitirme noktasına getirdi. Özellikle bölgede pamuk üretiminden vazgeçilmesiyle birlikte, sepetlere olan ilgi en alt seviyelere indi. Eskiden pazarlara götürülen yüzlerce sepetin kapış kapış satıldığı, esnafın ustaların başına toplandığı o günler yerini derin bir sessizliğe bıraktı.
"Bu Sepetlerle Çocuklarımı Büyüttüm"
Gaziköy Mahallesi'nde 40 yıldır sazlıklardan topladığı kamışları büyük bir sabırla işleyerek geçimini sağlayan 63 yaşındaki Kemal Süzgün, mesleğin kendileri için sadece bir iş değil, aynı zamanda köklü bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor. Süzgün, "Çocuklarımı bu sepetlerle büyüttüm. Askere gittiğimde eşim burada sepet yapıp pazarda sattı, bana harçlık gönderdi. Biz yıllarca bununla geçindik. Eskiden buğdayla, bulgurla veya tavukla takas ederdik. Karnımızı bununla doyururduk. Şimdi insanlar plastiğe yöneldi. Her şey kolaylaştı ama el emeğinin hiçbir değeri kalmadı" ifadelerini kullanıyor.
Derelerden Toplanan Kamışlar Günlerce İşleniyor
Ortaya çıkan her bir sepetin arkasında oldukça zahmetli ve uzun bir süreç yatıyor. Derelerden ve tarlalardan özenle toplanan kamışlar, kullanım amacına ve sepetin boyutuna göre sınıflandırılıyor. Büyük sepetler için kalın kamışlar seçilirken, kesilen kamışlar tek tek soyularak ince şeritler haline getiriliyor ve günlerce süren bir emeğin ardından şekil alıyor.
Emeğin karşılığının tam olarak alınamaması, genç nesillerin bu ata mesleğinden uzaklaşmasına neden oluyor. Gençlerin işi öğrenmesine rağmen geçim sıkıntısı sebebiyle devam ettirmediğini belirten Süzgün, mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade ediyor. Süzgün, "Bu sanat ölmesin istiyoruz. Bu bizim kültürümüz, geçmişimiz" diyerek geleneksel sepet örgüsünün mutlaka korunması gerektiğine vurgu yapıyor.



