Yoğun iş temposu, artan stres ve iletişimin büyük ölçüde dijital ortama taşınması, çiftler arasındaki bağı her zamankinden daha kırılgan hale getiriyor. Gün içinde aynı evde bulunup neredeyse hiç konuşmayan, yan yana otururken bile farklı ekranlara bakan çiftlerin sayısı az değil. Küçük bir kırgınlık, zamanında konuşulmadığında büyüyor; basit bir yanlış anlama, günlerce süren tartışmalara dönüşebiliyor. Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, sosyal medyanın dayattığı “kusursuz ilişki” algısı ve hızlanan hayat temposu da bu tabloyu ağırlaştırıyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek’e göre ise ilişkilerde mutluluğun temelinde hâlâ aynı kavramlar var: açık iletişim, anlayış ve karşılıklı saygı.

Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek’ten Ilişki Uyarısı

Partneri hayatın merkezine koymak dengeyi bozuyor

Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, ilişkide sevilen kişinin çok kıymetli olduğunu ancak hayatın tamamı haline getirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Tüm planları partnerin programına göre yapmak, sosyal çevreyi geri plana atmak ya da kişisel hedefleri ertelemek ilk başta romantik görünebilir. Ancak zamanla bu durum kişiyi yıpratır.

Sağlıklı bir ilişkide iki ayrı birey vardır. Her iki tarafın da kendi ilgi alanları, arkadaş çevresi ve kişisel hedefleri bulunur. İlişki, bu iki ayrı hayatın kesişim noktasıdır; tek başına bütün hayat değildir. Partneri merkeze koymak, fark edilmeden bağımlı bir ilişki dinamiği yaratabilir. Bu da uzun vadede hem bireysel gelişimi hem de ilişkinin dengesini olumsuz etkiler. Karaçiçek’e göre, “İlişki hayatı tamamlayan bir parçadır; hayatın tek amacı haline geldiğinde sağlıklı sınırlar kaybolur.”

Aşırı kıskançlık ve kontrol davranışı güveni zedeliyor

İlişkilerde en sık karşılaşılan sorunlardan biri de aşırı kıskançlık. Sevgiyle karıştırılan bu duygu, kontrol edilemediğinde ciddi bir probleme dönüşebiliyor. Sürekli hesap sormak, telefon kontrol etmek, sosyal çevreyi kısıtlamak ya da partnerin her adımını sorgulamak güven duygusunu aşındırıyor.

Güvenin zedelendiği bir ilişkide ise huzurdan söz etmek zorlaşıyor. Kıskançlık arttıkça taraflar birbirinden uzaklaşıyor, savunmaya geçiyor ve iletişim kopuyor. Karaçiçek, kıskançlığın sevginin değil çoğu zaman güvensizliğin göstergesi olduğuna dikkat çekiyor. Sağlıklı bir ilişkide bireyler birbirlerinin sınırlarına saygı duyar. Kontrol etmek yerine konuşmayı tercih eder. Çünkü güven olmadan kurulan bir bağ, en küçük sarsıntıda dağılabiliyor.

Gereksiz antibiyotik kullanımına dikkat: Dirençli enfeksiyonlar can alıyor
Gereksiz antibiyotik kullanımına dikkat: Dirençli enfeksiyonlar can alıyor
İçeriği Görüntüle

Dijital dünya ilişkilerde duygusal mesafeyi artırabiliyor

Teknolojinin hayatı kolaylaştırdığı bir gerçek. Ancak ilişkiler söz konusu olduğunda aynı teknoloji, görünmez bir duvar da örebiliyor. Eve gelir gelmez telefona yönelmek, birlikte vakit geçirirken sosyal medyadan kopamamak ya da saatlerce çevrim içi oyun oynamak çiftler arasında duygusal mesafe yaratabiliyor.

Üstelik sosyal medyada paylaşılan “mükemmel” anlar çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor. Buna rağmen birçok kişi, kendi ilişkisini bu idealize edilmiş görüntülerle kıyaslıyor. Bu kıyaslama da memnuniyetsizlik duygusunu besliyor. Oysa sağlıklı bir ilişki, başkalarının ne yaptığına bakarak değil; iki kişinin kendi ihtiyaçlarını konuşarak şekilleniyor. Karaçiçek, dijital dünyaya ayrılan zamanın dengelenmesi gerektiğini belirtiyor. Gerçek iletişim, ekrana değil göz teması kurmaya ihtiyaç duyuyor.

Sürekli haklı olma çabası ve kırıcı tartışmalar yıpratıyor

Her tartışmadan galip çıkma isteği, ilişkide eşitlik duygusunu zedeliyor. Haklı olmak uğruna söylenen kırıcı sözler ise onarılması zor yaralar açabiliyor. Oysa ilişkilerde çoğu zaman tek bir doğru yok. Bazen geri adım atmak, özür dilemek ya da karşı tarafı anlamaya çalışmak daha yapıcı sonuçlar doğuruyor.

Tartışmalar kaçınılmazdır; önemli olan nasıl tartışıldığıdır. Bağırmak, küçümsemek ya da geçmiş defterleri yeniden açmak sorunu çözmez, büyütür. Soruna değil kişiliğe saldırmak ise güveni sarsar. Karaçiçek, öfke kontrolünün ve yapıcı dil kullanımının ilişkinin sigortası olduğunu ifade ediyor. Küçük bir tartışma, doğru yönetildiğinde ilişkiyi güçlendirebilir; yanlış yönetildiğinde ise derin bir kopuşa neden olabilir.

Sorunları görmezden gelmek yerine konuşmak gerekiyor

Bazı çiftler tartışmaktan kaçınmak için sorunların üstünü örtmeyi tercih ediyor. Ancak konuşulmayan her mesele, zamanla büyüyen bir kırgınlığa dönüşüyor. İçine atılan duygular birikiyor ve en beklenmedik anda patlak veriyor.

Geçmişe takılı kalmak da benzer bir etki yaratıyor. Affedildiği söylenen bir olayın sürekli gündeme getirilmesi, ilişkinin ilerlemesini engelliyor. Elbette hatalardan ders çıkarmak önemli. Fakat geçmişle sürekli hesaplaşmak, bugünü gölgeliyor. Karaçiçek’e göre sağlıklı bir ilişki, sorunları doğru zamanda ve sakin bir dille konuşabilen çiftler arasında kuruluyor. Duyguları açıkça ifade etmek, kırmadan anlatmak ve dinlemeyi bilmek, uzun soluklu bir bağın temelini oluşturuyor.

Kaynak: İHA