Yıllardır süregelen o klişe kutlamaları bir kenara bırakın. 8 Mart denince akla gelen solmaya mahkum bir karanfilin çok ötesinde, Osmaniye’den bir güç çığlığı yükseldi. Osmaniye Kız Öğrenci Yurdu’nun koridorları bu kez sadece ders notlarıyla değil, önyargıları yerle bir eden bir azimle çınladı. Kadın olmanın zarafetle olduğu kadar, sarsılmaz bir güçle de ilgili olduğunu kanıtlayan 34 genç yürek, masaya oturdu ve sadece rakiplerinin değil, toplumun zihnine kazınmış prangaların bileğini büktü.


Genelde "erkek sporu" olarak yaftalanan, kas gücünün sadece bir cinsiyete ait olduğu sanılan bilek güreşi, bu kez kadınların ellerinde yeniden şekillendi. Herkesin sadece bir çiçek verip geçiştirdiği, "Kadın çiçektir" güzellemeleriyle günü kurtardığı bir atmosferde, bu genç kadınlar "Biz buradayız ve çok güçlüyüz" dedi. 34 öğrencinin o masaya koyduğu her bilek, aslında yıllardır süregelen "kadın yapamaz" algısına indirilmiş en zarif ama en sert darbeydi.

Turnuva boyunca o masada sadece sporcular yarışmadı. Orada bir kadının istediğinde neleri başarabileceği, dayanıklılığın ve disiplinin cinsiyetinin olmadığı haykırıldı. Seyircilerin gözlerindeki heyecan, sporcuların birbirine olan centilmence yaklaşımı, 8 Mart’ın ruhunu gerçek anlamda yansıtan bir tablo oluşturdu. Bu sadece bir ödül kazanma yarışı değil, bir varoluş seremonisiydi.


Bu anlamlı farkındalığa öncülük eden Osmaniye Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ekibine, gençlerin yanında duran Yusuf Çebi, Kadir Dündar, Fuat Tülüce, Sevgi Sabah Çakmaz, Süleyman Has ve fikir annesi Fatma Tosun'a sonsuz teşekkür borçluyuz. Sporu gençler için sadece bir aktivite değil, bir özgüven kaynağı haline getirdikleri için minnettarız. Ancak en büyük teşekkür, o masaya elini koyan, ter döken ve "ben de varım" diyen 34 cesur genç kadına. Sizler, sadece rakibinizin bileğini değil, size biçilen dar kalıpları da büktünüz.