"Ey kör, bu yer,
bu gök, bu yıldızlar boştur boş...
Bırak onu bunu,
gönlünü hoş tut, hoş..."
Ömer Hayyam
Dokuz yüz yıl önce söylenmiş birkaç dize...
Ama bugün televizyon ekranlarına, Meclis sıralarına, belediye makamlarına, holding binalarına baksanız, sanki bu dizeler hiç yazılmamış, hiç okunmamış.
İnsan, dünyaya hükmettiğini sanıyor.
Kimi koltuğuna güveniyor, kimi servetine...
Kimi etrafındaki şakşakçılara, kimi de arkasındaki koruma ordusuna.
Oysa Hayyam tek cümlede bütün bu kibri yerle bir ediyor.
"Boştur boş..."
Gerçekten de öyle değil mi?
Bir deprem geliyor, en gösterişli binalar kâğıttan kule gibi yıkılıyor.
Bir ekonomik kriz çıkıyor, yılların emeği birkaç gecede buharlaşıyor.
Bir seçim oluyor, dün "vazgeçilmez" denilenler bugün kimsenin dönüp bakmadığı eski fotoğraflara dönüşüyor.
(Gerçi son 20 yıldır bu dediğim gerçek olmuyor)
O zaman bu kaos bu karmaşa neyin nesi?
Bu kadar kin, bu kadar öfke, bu kadar kutuplaşma ne için?
Dar gelirli insanlar ucuz ekmek kuyruğunda beklerken,
Bakıyorsunuz birileri de para sayma makinelerinin sesi ile serinliyor..
Gençler ülkeden kaçmak için valiz hazırlarken, siyasetçiler birbirlerine slogan atıyor.
Emekli pazardan çürük sebze toplarken, ekranlarda - A Kalite kanallarda- hâlâ pembe tablolar çiziliyor.
İşte asıl körlük budur.
Boştur boş...
Hayyam'ın "kör" dediği, gözü görmeyen değil; gerçeği görmek istemeyendir.
Bugün herkes birbirine hayat dersi veriyor ama kimse dönüp aynaya bakmıyor.
Çünkü aynada görünen şey pek de hoşuna gitmiyor.
Biz bu ülkeye adalet yerine sadakati, liyakat yerine biati, vicdan yerine öfkeyi yerleştirdik.
Oysa her şey;
"Boştur boş..."
Sonra da neden huzur bulamadığımızı sorguluyoruz.
Huzur dediğimiz şey, ne makam odalarında ne de banka hesaplarında saklı.
Huzur; haksızlık karşısında susmayanın, paylaşmasını bilenin, vicdanını satmayanın yüreğinde yaşar.
Hayyam'ın 900 yıl önce yazdığı bu şiir insanın haddini bilmesinin şiiridir.
Çünkü bu gök de kalacak...
Bu toprak da kalacak...
Ama bugün kendini vazgeçilmez sanan herkes,
Bir gün sadece eski bir gazete kupüründen ibaret olacak.
Ve geriye şu soru kalacak:
Bu dünyadan geçerken ne biriktirdin?
Para mı, makam mı...
Yoksa insanlık mı?
Yormadan tekrar edelim;
"Boştur boş..."
Şimdi kalın sağlıcakla.. Kalabilirseniz ne mutlu..