1918-1922 yılları Kurtuluş Savaşı'nda, Doğu Çukurova'da, Amanos Dağları'nın iki yakasında, yani Osmaniye'de Dalbaşı (Yüzbaşı) Tayyar Rahime büyük kahramanlıklar yapmıştır. 30 Ağustos 1922 yılı Batı Cephesi'nde Yunan askeri kuvvetlerinin kesin yenildiği Büyük Taarruz'un yıl dönümüdür. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı'mızda çabalar harcamış tüm yurtseverlere sevgi, saygı sunuyoruz. Bu savaşta tüm ülke düzeyinde acılar, çabalar yapılmıştır hem de çok. Özellikle de kadınlarda sadece geri hizmetlerde değil, cephelerin en önlerinde çarpışan kadınlar vardır. Bunlardan bir tanesi de Osmaniye güney cephesinde çarpışan Tayyar Rahime Ana'dır. Biz burada kısa da olsa Rahime Ana'nın kısa öyküsünden söz edeceğiz.

Bilindiği gibi 1918 yılında, başta İngiliz ve Fransızlar olmak üzere emperyalist devletlerce Anadolu işgal edilmişti. Osmanlı Devleti dağılmış, ordu da bozulmuştu. Mustafa Kemal ve arkadaşları 1919 Mayıs'ından başlayarak Erzurum ve Sivas kongreleri ile halk örgütlenmeye çalışılmış, dağılan Osmanlı ordusundan kalan insanlar ve halk örgütlenerek Kurtuluş Savaşı'na başlanmıştı. Ancak işgalci ülkeler çok, ülke sathı geniş. Kurulan ordu daha çok ülkenin batısında örgütlendi ve savaştı. Ancak ülkenin güneyi özellikle Mersin, Adana, Osmaniye, Maraş, Antep ve Urfa'da halk kendisini örgütleyerek düşmana karşı savaştılar. Bunların bilinen örnekleri ve kahramanlıkları çoktur. Bunu bir örnek ile anlatırsak... Bugün ülkenin tümündeki Kuvay-i Milliye (Ulusal Kuvvetler) dernekleri genel merkezi Çukurova'da, Adana'dadır.

Osmaniye bölgesi Fransızlar tarafından ilk işgal edilen bölgelerdendir. Fransızlar Osmaniye bölgesini 1918 yılı Aralık ayında işgal etmişlerdir. Halk işgalin ilk aylarında silahlı direnişe başlamıştır. Osmaniye/Dörtyol'da Karahasan Paşa düşmana ilk kurşunu sıkanlardandır. Osmaniye kurtuluşunda direnişe başlayanlardan ilk akla gelenler; Çardak (Ulaş) nahiyesinde Çenet Musa Çavuş, Erzin ve Yumurtalık (Ceyhan) bölgesinde Divlimoğlu Hacı, Osmaniye merkezde Ali Özener ve Alibekirli Dede Efendi, Dörtyol'da Kara Hasan Paşa, Düziçi'nde Mehmet Yeşil, Kaypak bölgesinde Kaypaklı Nuri Ağa, Karayiğitli'de Hayta Hüseyin Ağa (Karayiğit), Tecirli'de Palalı Süleyman ve Beyceoğlu Ali Ağa... Adlarını sayamadığımız pek çokları. Bütün bunları bir araya getiren de Ağalar Ağası Çenet Kadir Ağa'dır.
--Bu üç at' lı kurtuluş savaşı kahramanı; sağda ki Çenet Kadir Ağa, ortada ki Kaypaklı Nuri Ağa (Kaypak) ve sol tarafta kide Tecirli aşireti ve kurtuluş savaşı kahramanı Beycioğlu Ali Ağa--- Resim alınma alanı kurtuluştan hemen sonra Osmaniye hükümet konağı önünde halkı selamlıyorlar.--
Gelelim bu 1918-1922 yılları arasındaki Osmaniye bölgesi savaşlarında unutulmayan kadın savaşçı Dalbaşı Tayyar Rahime'ye. Bazıları ona Tayyar Rahime Onbaşı diyorlar ki yanlıştır. Osmaniye bölgesi Kurtuluş Savaşı yöneticileri aynen bir devlet gibi örgütlenirler. Yani bir hükümet ve savaş örgütü vardır. Bu savaş ve devlet örgütü yöneticilerinden Karayiğitli Hayta Hüseyin Ağa (Karayiğit), Osmaniye ve doğusunun ordu kurucusu ve yürütücüsüdür. O zaman Osmaniye tüm bölgesinde (Tugaylar) şeklinde örgütlenirler. Tugayların sayıyla adları yok ama bizim tugay dediğimiz olgular renklerle adlandırılır; Kırmızı, Beyaz, Ak, Mavi Tugaylar (Müfrezeler) gibi. Bu birlikler ortalama 50 kişiden oluşan, bağımsız da çalışan askeri halk savaş birlikleridir.
İşte bu sözünü ettiğimiz askeri savaş ana birimlerinden birilerini örgütleyenlerden Hayta Hüseyin Ağa'dır (Karayiğit) ki ana birliklerinin adı Kırmızı birliklerdir. Savaş hükümetinin kurulması ile beraber askeri birlik oluşturmaları başlar. Hayta Hüseyin Ağa asker toplamaya, o zamanlar Kayalı köyümüze bağlı, şimdiki adıyla Serinova köyümüze gelir. Köse Abdullah ve Hatice ailesinden vatan için savaşacak insanları olup olmadığı sorulur. Köse Abdullah "Bizde uygun oğlan çocuğu yok" demesiyle birlikte bu ailenin kızı Rahime, "Ben varım" diyerek ileri çıkar. ...Erkek yok mu demeye kalmadan Rahime, vatan için savaşmanın erkeği kadını mı olur demesiyle ve ana-babanın da itiraz etmemesi üzerine, Hayta Hüseyin Ağa "Seni geri hizmete alalım" der. Rahime itiraz eder. "O zaman seni de onbaşı rütbesiyle savaşa alalım" derler. Özel savaş kıyafeti, atı ve silahıyla Rahime savaştadır.
Tayyar Rahime 1890 doğumludur. İşgalin başladığı günde 28 yaşındadır. Rahime o güne kadar iki evlilik yapmış ve iki kız ve de iki erkek çocuğu doğurmuştur.
Bütün Osmaniye'de Fransız işgalcilerine karşı savaş şiddetle sürer. Rahime de en çetin savaşlara katılır. Atı hızlı sürmesi ve her yerde gözükmesi nedeniyle uçak anlamında kendisine Tayyar Rahime derler. Tayyar Rahime kısa sürede gösterdiği başarılardan dolayı onbaşı, çavuş gibi erbaşlıktan, elbaşı ve kolbaşı rütbesine yükselir. Yani teğmen ve üsteğmen rütbesine yükselir.
Tayyar Rahime dedik ya birçok özel saldırı ve çarpışmaya katılır. Bunlardan bir tanesini daha anlatalım. 1920 yılı baharında Fransız kuvvetleri Osmaniye bölgesinde asker ve cephane sıkıntısı çeker. Bu yüzden Antep bölgesinden tren ile asker ve cephane getirilecektir. Kurtuluş kuvvetleri bunu haber alır ve bu trene pusu kurulur. Nerede? Tam da Tayyar Rahime'nin köyü şimdiki adlarıyla (Serinova - Şekerdere) arasındaki köprüde. Köprünün yakınlarındaki tren raylarının vidaları gevşetilir. Etraftaki raylara zeytinyağı ve saman dökülür ki tren yavaşlasın, sonra da trenin önüne kütük atılır. Bu çatışmayı Hayta Hüseyin Karayiğit Ağa, Çenet Kadir Ağa ve Tayyar Rahime yönetir... Tren durdurulur, cephaneler alınır, birden çok Fransız askeri öldürülür, bir kısım Fransız askeri de esir alınır, iple bağlanarak savaş ana karargâhlarından Çardak merkeze getirilir...
(Anlatan belge 1 - Zafer Düğünü adlı kitap. Yazar Osman Karataş - Osmaniye. Anlatan belge 2 - Çenet Musa Çavuş (Osmanlı süvari astsubay başçavuşluğu da yapan ve bu saldırıya bizzat katılan kişi)).
Osmaniye'nin içinde Fransızların önemli bir karargâhı da Topal Ökkeş'in konağıdır. Burası aynı zamanda cephanelik olarak da kullanılır. Halk, çete, ordu kuvvetleri bu Fransız karargâh ve cephaneliğine bir saldırı-baskın düzenler. Saldırıyı düzenleyen öncülerden bir tanesi de Kolbaşı (üsteğmen) rütbesindeki Tayyar Rahime'dir. Söz edilen baskın düzenlenir. Çarpışma sert geçer, karşılıklı ölüler vardır. Türk çeteleri bu konağın yakınlarındaki toprak siperlerdedir. Kolbaşı Rahime arkadaşlarına ileri fırlamalarını emreder. Ancak bir an duraksama olur. Rahime komutan arkadaşlarına şöyle der,
"Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olduğunuz halde yerlerde sürünmekten ve saklanmaktan utanmıyor musunuz?"
Ve Rahime komutan Fransız karargâhına karşı fırlar, diğer arkadaşları da fırlar. Fransız karargâhı düşer, ele geçirilir ancak Rahime komutan da vurulur, ölür. (5 Ağustos 1920) Ölmeden önce son sözleri, "Benim ölümü Fransızlara vermeyin" der. Öyle de yaparlar. Bir grup halk çete askeri karargâhı düzenlerken, cephaneleri taşırken; bir grup da Komutan Kolbaşı (üsteğmen) Tayyar Rahime'nin cenazesini usulüne uygun geriye taşırken, bu hareket komutanlarından bir ikisi şöyle der, "Şu anda Kolbaşı (üsteğmen) olan Rahime, şu andan itibaren Dalbaşı (yüzbaşı)dır" der.
Tayyar Rahime'nin cansız bedeni şimdiki sanat okulu yerinde bulunan mezarlığa konur. Daha sonra da kent merkezindeki büyük caminin arka bahçesine taşınır. Şu anda Tayyar Rahime'nin heykeli ve parkı kent merkezindedir. Ayrıca bir okulun ve de bir mahallenin adı da Rahime Hatun'dur.
30 Ağustos 1922 yılı Kurtuluş Savaşı'nı kazanma yıl dönümü olarak ülkemizdeki tüm savaşanlara, Osmaniye'deki tüm savaşanlara ve 5 Ağustos 1920'de Osmaniye'deki kritik savaşta toprağa düşen Dalbaşı Tayyar Rahime'ye bin saygılar, sevgiler.
--Bu üç at' lı kurtuluş savaşı kahramanı; sağda ki Çenet Kadir Ağa, ortada ki Kaypaklı Nuri Ağa (Kaypak) ve sol tarafta kide Tecirli aşireti ve kurtuluş savaşı kahramanı Beycioğlu Ali Ağa--- Resim alınma alanı kurtuluştan hemen sonra Osmaniye hükümet konağı önünde halkı selamlıyorlar.--