Facebook'ta gezinirken bir insanın ya da bazı insanların içine düştüğü pislik durumunda o insanların nasıl ısrarcı olduğu üzerine yazmış birisi, bazıları da ona bir şeyler yazmış. Ben de katılayım dedim bu duruma. Bazı insanlar kötü, anlamsız, pis işler yapmaya ve etrafından bu kadar hakaretler yemeye nasıl dayanıyorlar?
Bu işi analiz etmeye ben de katılayım: Yani Kemal Kılıçdaroğlu'nun nasıl bu kadar aşağılanmaya dayandığı, daha öncesinde nasıl bu kadar uzun süre bu kötü konuda ısrar ettiği durumu...
Birkaç örnek:
Poliste bazıları şu veya bu şekilde konuşur, bazı bildiklerini anlatır, pişmanlık duyar ve arkası gelir.
İkinci bir örnek; bir insan havuz kenarında yürürken oradaki azıcık suya basmamak için havuza düşer ve artık ıslanma diye bir derdi kalmaz.
Bir keresinde dönemin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı şöyle demişti: “Bir kerecikten bir şey olmaz.”
Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu da bir kerecik teslim olmuştu oligarşik düzene; sonra ikinci kez yenildi, üçüncü kez yenildi, dördüncü kez derken...
İş çığırından çıktı. Utanma duygusu yitti. Ego, hırs... Satan, satılan...
Şimdi konumuz Kılıçdaroğlu idi ama aslında bunu genişletebiliriz. Acaba bizleri kimler, kimlere, nasıl ve nerede satmakla meşguller?
Aslında bu, günümüzde kokuşmuş politikanın sosyo-psiko-politiko durumudur. (Böyle bir terim yoksa biz uydurduk.)
Aslında konu, yüz yıllık bir partiyi dağıtma konusu ve buna alet olan kişi durumuydu.
Ancak ülkemizdeki yüz yıllık kazanımları yavaş yavaş satan, bu güzel ülkeyi dış efendiler adına satan insanların psikolojisi nasıldır? Onlar nasıl bir psikoloji içindedir?
Pislik pisliktir.
Bu gibi durumlara ve kişilere hepten karşı olup gerekeni yapmalıyız.
CHP’ye el koyma konusunda birkaç belirleme
Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nun durumu ve CHP’ye el koyma konusunda birkaç söz edelim.
CHP 2023 yılında kongre yapmış, Yüksek Seçim Kurulu bunu onaylamış, gerekli belgeleri vermiş; ondan sonra iki kongre daha yapmış ve YSK bunları da onaylamış. Ve bu sonuçlar üst mahkeme olan Yargıtay tarafından onaylanmış.
Şimdi gelinen aşamada CHP’nin son kongresi değil, ondan bir önceki de değil, sondan üçüncü kongreyi bir kurum “Ben bu kongreyi geçersiz buluyorum” diyor.
Şimdi hiç hukukçu olmayın; YSK’nın onayladığı bu kongreyi, Yargıtay’ın alıp inceleyip kabul ettiği bu durumu Asliye Hukuk Mahkemesi “Ben kabul etmiyorum, bu kongreyi geçersiz sayıyorum” diyor.
Yüz yıllık Atatürk’ün kurduğu partiye polis zoruyla, biber gazlarıyla, plastik mermiler sıkan tüfeklerle, tazyikli su sıkan, TOMA dedikleri paletli araçlarla girilip dosyalarına, masasına, sandalyesine, kasasındaki devlet yardımı parasına el koyuyorsun. Bu olur mu?
OLMAZ!
CHP kongre yapar, yapmaz; Özgür Özel kazanır ya da Kemal Kılıçdaroğlu kazanır, bunları bir yana bırakalım.
Bu önemli olay, CHP’ye el koyma olayı nedir?
CHP kitlesi değil, ülkede halk ayağa kalkmıştır bu konuda.
İktidar bunun böyle olacağını bilmiyor muydu?
Biliyordu!
Konu çok, hangisini anlatmalı?
CHP’ye çökme olayından, nedeninden sadece birilerini anlatalım:
2003 yılında ABD’nin başkanlığında çıkartılan 3. Dünya Savaşı, 2019 yılının Eylül ayında Antakya-İdlib arasında bitti.
Dünya Savaşı’nda on milyonun üzerinde insan öldürüldü.
Ve bu savaşın bir parçası olarak dünya emperyalizmi, insanları evlerine hapsetmek anlamında Korona (Covid-19) adıyla bir öldürücü gaz bombası atarak en az on milyon insanı da böyle öldürdü.
Ve bu 3. Dünya Savaşı’nda ABD ve İsrail yenildi.
2025 ve 2026’da iki mini savaş daha yapıldı ve ABD ile İsrail bir daha yenildi.
ABD ve İsrail çok kötü duruma düştü.
ABD, Ortadoğu’daki yenildiği savaş alanından çekip gitmek istiyor.
İyi ama İsrail de kendisini en azından çevresindeki ülkeler açısından garantiye almak istiyor.
Bu işi savaşla garantiye alamadılar.
Şimdi sarıldıkları planın çoğu ya da kimi Ortadoğu ülkelerine İsrail ile İbrahim Anlaşması yaptırmaya çalışıyorlar.
Nedir İbrahim Anlaşması?
Ortadoğu ülkelerinin İsrail ile ortak savunma, ekonomi ve sosyal iş birliği anlaşmasıdır.
ABD bu durumdan sonra yenildiği Ortadoğu savaş meydanından çekileceğini söylüyor.
İsrail de kuvvetle böyle istiyor.
Bu amaçla daha yenilerde ABD, Ortadoğu’daki altı ülkeye İsrail ile İbrahim Anlaşması’nı imzala ve uygula diyor.
Kim bu altı ülke?
Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Pakistan.
ABD’nin bu teklifine Suudi Arabistan kesinlikle hayır dedi ve İsrail Filistin’i tanısın dedi.
Pakistan ise “Ben zaten İsrail’i tanımıyorum ve bu anlaşmayı da kabul etmem” dedi.
Şimdi ortada düşünen iki ülke var:
Mısır ve Türkiye.
Bu durumda Türkiye şöyle düşünüyor:
İsrail ile bu tam teslimiyet olan İbrahim Anlaşması’nı imzalamasa ABD, Türkiye’deki Cumhur İttifakı iktidarını gayrimeşru deyip düşürmek ister, düşürür de.
İkincisi, Türkiye İsrail’e teslimiyet anlaşması olarak görülen İbrahim Anlaşması’nı imzalarsa, o zaman İran Türkiye’ye şöyle diyecek:
“Benim ülkemden Asya Türk devletlerine senin tırların geçemeyecek. Ben sana petrol vermiyorum. Sana bir gram doğal gaz vermiyorum, vanaları kapattım.”
Türkiye İsrail ile bu anlaşmayı yaparsa İspanya “Seninle ilişkilerimi kesiyorum” diyecek.
Belki Rusya ve Çin de tavır alacak.
Yani Türkiye şaşırmış durumda.
Dünyadaki olup bitenlerden Türkiye’nin hariç mi tutulacağını sanıyorsunuz?
ABD ve İsrail bu 3. Dünya Savaşı’nda belirgin biçimde yenildiğine göre, ABD’ye bu kadar her açıdan bağımlı Türkiye yönetimi etkilenmeyecek mi sizce?
Türkiye yıllardır “Küçük Amerika” olmalarıyla övünmüyor muydu?
ABD Başkanı Donald Trump, dünyada en sevdiği lider olarak Tayyip Erdoğan’ı her fırsatta vurgulamıyor mu?
İşte ABD, Avrupa Birliği ile ayrıştı, Rusya ile bozuştu, Çin ile anlaşamıyor, Orta ve Güney Amerika ülkeleriyle kavgalı.
Ayrıca ABD doları artık her gün dünya parası olma durumunu yitiriyor, NATO dağılmak üzere, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) dağılmak üzere...
Bunları niye saydık?
ABD’nin içine düştüğü bu durumda onun dünyadaki neredeyse tek müttefiki, kardeşi olan Türkiye yönetimi ne hale düştü, düşecek, düşüyor?
Bu kadar durumu neden anlattık?
Türkiye’deki iktidarın bu kadar akılalmaz işler yapmasını, CHP’ye çökmesini, silahlı olarak işgal etmesini nasıl izah edebiliriz?
İşte ülkenin içine düşürülen kaos, ekonomik iflas, sosyal ve kültürel yozlaşma nasıl izah edilir?
Yoksa bu, Kemal Kılıçdaroğlu ve birkaç kişinin ihtirası ve ruh hali ile anlatılamaz.
Olunması gereken; uyanık, bilinçli, çok yönlü düşünen, örgütlü insanların birlikte hareket etmesidir.
Karamsar olmak sorunları çözmez, küsmek de çözmez.
Sorun kişisel değil, toplumsaldır.
Saygılarla.