“Artık yeryüzünde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!”

Küre; dünyanın tümü, görünüşü demek sanırız. Ülkeler, insanlar bu kürede yaşarlar. Ülkelerin bazen kürede konuşlanma ve durumları küreselliği oluşturur.

İnsanlar en eskiden beri yeryüzünde var olduğundan beri çeşitli ekonomik üretim biçimleri ve buna bağlı politik oluşumlar ortaya çıkmıştır: İlkel komünal toplum, köleci toplum, feodal toplum, kapitalist toplum ve sosyalist toplum. Bazen bu üretim ve idare şekli aniden geçiş yapmaz; iki, hatta üç üretim ve yönetim biçimi şu veya bu şekilde birlikte bulunabilir. Bazen ileri-geri dönüşümler de olabilir. Ama genel kural, yukarıda saydığımız sıralamayı çok değiştirmez.

Küreselleşme; son beş yüz yıldır, önceleri Portekizliler, aynı zamanda İspanyollar, arkasından Fransızlar ve tabii en yoğun şekilde İngilizler kürede çok yer işgal ettiler. Tabii İkinci Dünya Savaşı ile beraber ABD'liler dünyada çok yer işgal ettiler; bilinen deyimle “iyi küreselleştiler”. 1900 yılıyla beraber kapitalizm (siz emperyalizm aşaması deyin), dünyanın en ücra köşelerine kadar işgal etti.

Yine aynı 1900’lü yıllarla beraber dünyada (küremizde) sosyalizm de yer yer oluşmaya başladı. Bu durumu iki önemli olguyla açıklarız:

Lenin’in başkanlığında dünya sosyalist oluşumu.

Mustafa Kemal’in başkanlığında emperyalizme karşı, bağımsızlıkçı, halkçı, ulusal kurtuluş hareketleri.

1990’lara gelindiği zaman sosyalizm de ulusçuluk da darbe aldı, dünyadaki etkinliği azaldı. Emperyalizm dizginlenemez hale geldi. ABD başkanlığında tek kutuplu bir dünya ağırlık kazandı.

Bizim kendi deyimimizle 2001 yılında 3. Dünya Savaşı başladı. 2019 yılında 3. Dünya Savaşı bitti. Bu durumda çoklarında şu slogan başladı: “Artık dünyada hiçbir şey eskisi gibi olamayacak!”

Bu sözü emperyalistlerin çok bilmiş kalemleri ve de pek çok aydın söylemeye başladı. İyi ama: “Artık dünyada hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” Peki, nasıl olacak? Kimse bir şey söylemedi. Meğer hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dendiğinde kastedilen, şu anda dünyada olduğu gibi olacakmış; oldu da, olmaya da devam ediyor. Peki, şu anda olan ne?

1990 yılına kadar kapitalist ve sosyalist dünya (küre) adıyla iki küre, iki küreselleşme vardı. 1990’da dünya, ABD’nin başkanlığında tek kutuplu dünyaya, tek küreselleşmeye dönmüştü. 2001 yılında ABD’nin başkanlığındaki tek kutuplu dünya, dünya halklarına karşı savaş açtı; işgaller, kan gölleri oluşturdu. 2019 yılında emperyalizmin yenilmesi şu andaki dünyayı oluşturdu.

Peki, şu andaki dünya nasıl gidiyor? Küreselleşmenin lideri ABD, Rusya ile anlaştı (anlaşmak zorunda kaldı): “Ben Batı Yarım Küre’ye çekiliyorum (Amerika kıtasına), sen de Asya’daki etkinliğine devam et.”

Peki, bu arada kapitalist-emperyalist dünyanın (kürenin) en önemli ortağı Avrupa ne yapacaktı? ABD yapacağı tek şeyi yaptı. Neydi o? İngiltere’nin Kanada’sını kendisine vilayet yapmaya, Danimarka’nın Grönland’ına el koymaya, Fransa’nın Kebek (Quebec) ülkesine el koymaya kalktı. İspanyol etkisindeki Güney Amerika ülkelerini işgal etmeye başladı. Yani ABD, Avrupa ile yollarını ayırdı, hatta kavgalı oldu.

Şimdi 2019 yılına kadar tek kutuplu dünyanın (kürenin) başkanı olan:

ABD yine küresel bir odak.

Rusya önemli bir küresel odak.

Avrupa her gün şokta ve küresel bir odak.

Orta ve Güney Amerika ülkeleri, kolay lokma olacağa benzemiyor ve küresel bir odak.

(Peki Çin ne durumda? Onu karıştırmayalım.) Çin, kendisi ve birçok ülkeyle yaptığı ittifaklarla dünyanın (kürenin) yarısı dense yanlış olmaz.

Küremizdeki bu durum her an daha da derinleşecek ve halkların üzerindeki baskı azalacak. Şimdi bana söyleyin lütfen: Kapitalizmin koruma kalkanı NATO ne işe yarayacak? Bu durumda dünya halklarının üzerindeki baskı kalktıkça, halkların bağımsızlığı oluşmaya başlayacak.

Peki küremizde ABD ile çalışan kimi ülkeler ne yapacak bu durumda? Birisini söyleyelim: Pakistan! Birkaç ay önceki ABD-İsrail’in İran’a açtığı yoğun savaşta Pakistan; bu savaşta kesinlikle İran’ın yanında olacağını ve İran’ı savunacağını söyledi.

Peki; ABD'ciliğimizle övündüğümüz, “Küçük Amerika’yız” dediğimiz Türkiye’miz ne yapacak bu durumda? Avrupacı olamayız. Çin kabul etmiyor. Ekonominin tüm mekanizmaları ABD’ye bağlı. Rusya, “Ukrayna’ya gelme” diye gemilerimizi vurarak uyarıyor. Son iki ayda birden fazla SİHA ülkemize giriyor ya da düşürülüyor. Yani Rusya ülkemizi uyarıyor.

Yani küreselleşme değişiyor, değişti; nereye gideceği de pek bilinmiyor herkesçe. “Artık dünyada hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” Evet, olmadı da. Peki, dünyanın yönü nereye gidiyor? Kesinlikle iyiye gidecek ve iyiye gidiyor da.

Bir de uyarıda bulunayım: Güney Amerika’daki Amazon kabilesinin durumuyla fazla ilgilenmeyin. Afrika’daki Ruanda kabilesinin durumuyla fazla vakit harcamayın. Gazze’nin durumuna fazla ağlamayın. Suriye’deki HTŞ’nin Colani’siyle fazla sevinmeyin. Biraz da dünyanın durumuyla ve bu dünya içindeki ülkemiz Türkiye’nin yeri ile ilgilenelim.

Kahrolsun Emperyalizm! Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye! Yaşasın küremizdeki tüm halkların kardeşliği!

İbrahim Çenet