Herhangi bir araç aldığınızda, özellikle de büyükşehirde yaşıyorsanız, aracınızın olmazsa olmazlarından biri **kasko poliçesi**.

Kaskoyu yaptırdınız.

İlk yıl kaza yaptınız, gelecek yıl priminiz artar.

Bir daha ufak bir kaza yaptınız, seneye ödeyeceğiniz prim yine artar.

Bu döngü böyle devam eder gider…

Ama kaza yapmadınız.

Prim düşer.

Ertesi yıl da kaza yapmadınız, yine düşer.

Çünkü sistem size şunu söyler:

Riskiniz arttıysa daha fazla öde. Riskiniz azaldıysa daha az öde.

Şimdi gelelim SGK'ya…

Bir kişi BAĞ-KUR üyesi.

Yıllardır gitmediği klinik, yaptırmadığı muayene, girmediği test neredeyse kalmamış.

Bir başka kişi ise mecbur kalmadıkça doktor kapısından içeri girmemiş. Yıllardır sağlık hizmetlerinden neredeyse hiç faydalanmamış.

İkisi de aynı sistem içerisinde prim ödüyor.

Burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Bu adil mi?

Elbette sağlık hizmeti bir ticari kasko poliçesi değildir.

İnsan sağlığı, otomobil gibi değerlendirilemez.

Ama sistemin "teşvik mekanizması" açısından kasko mantığından öğrenebileceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum.

Neden?

Çünkü bugün sağlık sisteminde koruyucu sağlık hizmetlerini, düzenli kontrolleri, sağlıklı yaşamı ve gereksiz sağlık tüketiminin azaltılmasını teşvik eden daha güçlü bir ekonomik mekanizmaya ihtiyaç var.

Adam bir hapşırıyor, soluğu klinikte alıyor.

Diğeri yıllarca doktora gitmiyor.

Biri sağlık sistemini sürekli kullanıyor, diğeri çok daha az kullanıyor.

Ama sistem her ikisini de büyük ölçüde aynı prim mekanizması içerisinde değerlendiriyor.

İşte tam da bu noktada yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Benim önerim şu:

SGK'nın mantığı baştan sona yenilenmeli.

Belki adına “Kaskolu SGK” denir, belki başka bir model bulunur.

Temel mantık şu olabilir:

Sağlığına dikkat eden, koruyucu sağlık uygulamalarını kullanan, gereksiz tetkik ve başvurulardan kaçınan kişiye çeşitli avantajlar sağlanabilir.

Sağlık sistemini sürekli ve gereksiz kullanan davranışlarda ise, kişiyi cezalandırmadan ama sistemi de sınırsız tüketimin önüne açmadan farklı modeller geliştirilebilir.

Tabii burada çok önemli bir çizgi var.

Gerçekten hasta olan insanı cezalandırmayacaksınız.

Yaşlıyı, kronik hastayı, engelliyi, ciddi rahatsızlığı olanı “çok sağlık hizmeti kullandı” diye mağdur etmeyeceksiniz.

Mesele insanı değil, sistemin davranış biçimini değiştirmek.

Çünkü bugün Türkiye'nin önündeki meselelerden biri yalnızca daha fazla para toplamak değil.

Kaynağı daha akıllı kullanmak.

Mesele sağlık sistemini değil, vatandaşın sisteme bakışını da değiştirmek..

Olur mu bunlar?

Bence olmaz.

Neden olmaz?

Çünkü israf bizim ülkemizde yaşamın tamda merkezinde yer alıyor...

Örnek mi arıyorsunuz?

Şehre gelen bakanların, üst düzey bürokratların ününde ardında gezen araçlara ve personel sayısına bakın..

Araba soğuk kalsın diye saatlerce çalışır vaziyette bekleyen araçlara bakın... Kim ödüyor?

Sen ben..

Neyse.. Açmayalım ağzımızı..