Aslına bakarsanız, gerçekçi olmamız gerekirse bazı muhaliflerin AK Parti taraftarları için kullandıkları “makarnacılar” ve “lokmacılar” ibarelerini duymayan yoktur. Ama ben bugün bundan bahsetmeyeceğim.

Lokmacılarla başlayalım.

Yıllar önce Mersin-Silifke yolu üzerinde, Yapraklı Koy girişinde bir lokmacı vardı. Eskiden Alanya’ya her gittiğimde ya da dönerken mutlaka uğrardım. Ama yıllardır yolum düşmüyor. Hatta diyebilirim ki 8 senedir uğramadım.

Öğretmenin Yeri idi sanırım ismi. Çok güzel lokma yapardı. Tadına doyum olmuyordu. Sırrı nedir bilmiyorum. Ama oranın lokması bambaşka idi.

Gel zaman git zaman, Türkiye’nin her yerine lokmacı açılmaya başladı. Yerden bitme gibi her köşe başını tuttular. Sonra ne oldu? Sırayla kapandılar ve en sonunda sırra kadem bastılar.

Yerlerine kılıfçılar açıldı!

Bizim memleket sever her şeye bir kılıf uydurmayı, cep telefonlarına kılıf işi de oradan çıktı sanırım. Ömrü ne kadar gider bilmiyorum…

Gelelim makarnacılara…

Sizi gidi makarnacılar sizi.

Anamızın evinde yediğimiz makarna, bir baktık isimlerinin başına ya da sonuna İngilizce, İspanyolca ya da İtalyanca ekler alarak sosyete markası oluverdi.

Yine lokmacılar gibi bir anda türemeye başladılar. Ben de eski makarnacılardan olduğumdan, özellikle yaşadığım şehir olan Osmaniye’de açılan ne kadar makarnacı varsa ziyaret ettim.

Bazısını çok sevdim, bazısını az. Bazısı lezzetsiz ama pahalıydı, bazısı lezzetli ama ucuzdu.

Bir sabah uyandım ki makarnacılar, sanki anlaşmış ya da ortak fikre varmışlar gibi bir anda yok oldular.

Yok.

Ortada bir tane makarnacı kalmamış.

E tabii, her kronik fakir gibi makarna benim de canım ciğerim.

Olmazsa olmazım.

Yas tutmasam da lokmacılar gibi makarnacıların da şehri terk etmesi beni üzüntüye boğdu.

Oysa gönül isterdi ki makarnacılar ve lokmacılar hep kalsın.

Ama olmuyor.

Devir değişiyor…

Lokmacılar gidiyor,

Makarnacılar gidiyor…

İnsanlar gidiyor da…

Onlar gitmiyor…

Gitmeye de niyetleri yok…

Dilimizde acı,

İçimizde acı ama

Onlar gitmiyor işte… Gitmeyecek gibi de duruyorlar.

Halk seviyor.

Acı ama başka da çare yok…

Bak şimdi yine “Silivri soğuktur” muhabbeti yapanlar çıkacak…

Yahu çiğ köftecilerden bahsediyorum…

Dilimizde acı, içimizde acı…

Ne yapalım, kronik fakir makarnacı kitlesi olarak alışmışız acıya.

Hayatımızın bir parçası.

Acısız olmuyor ama

Makarnasız hiç olmayacak gibi…

Hadi kalın sağlıcakla... Ne kadar kalabiliyorsanız !