Ah Saklı Şelale…

Kadersiz Saklı Şelale…

Osmaniye’ye bundan aylar önce kazandırılan, halkın ziyaretine açılan, içerisine kafe yapılan, restoran yapılan, hatta helikopter pisti bile bulunan o güzelim yer…

Son zamanlarda yediğim en güzel balıkların yapıldığı, kahvemi alıp, Ernest Hemingway'in "Çanlar Kimin İçin Çalıyor"u rahatça okuyabildiğim, doğayı seyrederek saatlerce oturmak istediğim o muhteşem alan…

32 metreden aşağıya akan dünya güzeli bir şelale…

Doğanın insanoğluna verdiği milyonlarca yıllık hediye…

Milyonlarca hayvanın su içtiği, mola verdiği, serinlediği bir yaşam alanı…

Ben de hayranlıkla gittim.

Kahvemi yudumladım.

“Ne güzel yer yapmışlar” dedim.

Sonra Saklı Şelale sosyal medya sayesinde öyle bir tanındı ki…

Osmaniye’den çıktı, Türkiye’nin dört bir yanına doğru yolculuğa başladı.

Farklı yerler görmek isteyenlerin rotasına girdi.

Turizm listelerinde adı görünmeye başladı.

Osmaniye’nin tanıtımı için gerçekten muhteşem bir fırsat oldu.

Ama…

Bir sorun var.

Saklı Şelale artık saklı değil.

Ve galiba kaderi de burada değişti.

Eskiden şelaleye hayvanlar geliyordu.

Şimdi yüzlerce araç geliyor.

Hayvanlar su içiyordu.

Şimdi yüzlerce insan geliyor.

Hayvanlar doğaya bir şey bırakmadan gidiyordu.

İnsanlar ise doğaya atık hatıra bırakmayı biraz fazla seviyor.

Naylon poşet…

Su şişesi…

Yemek artığı…

Sigara izmariti…

Gazete kâğıdı…

Çocuk bezi…

Daha neler neler…

Şelalenin içerisine bakıyorsunuz, suyun yanında artık başka bir “doğal yaşam” daha oluşmaya başlamış.

Plastik yaşamı.

Biraz daha böyle giderse şelalenin altına tabela asacağız:

“Su içmek yasaktır, çöplerinizi buraya bırakabilirsiniz.”

Çünkü bizde turizm biraz farklı çalışıyor.

Önce doğanın güzelliğini keşfediyoruz.

Sonra herkesin görmesi için sosyal medyada paylaşıyoruz.

Sonra herkes geliyor.

Sonra herkes gelirken yanında yiyeceğini, içeceğini getiriyor.

Sonra giderken de doğaya küçük birer “atık hediye” bırakıyor.

Ve sonunda doğanın hediyesi, insanlığın hediyesine dönüşüyor.

Ne acı bir ironi…

Belediye Başkanı İbrahim Çenet ve ekibi ciddi emek verdi.

Bir alan oluşturuldu.

İnsanlar gelsin, görsün, otursun, yesin, içsin, Osmaniye’nin güzelliklerini tanısın diye uğraşıldı.

Ama galiba projeyi yaparken bir şeyi eksik bıraktık:

İnsanın çöpünü de yanında götürmesi gerektiğini anlatmayı.

Belli ki uyarı tabelaları işe yaramıyor...

Doğa bize kızmadan, bağırmadan, şikâyet etmeden görevini yapmaya devam ediyor.

Biz ise onun sessizliğini “sorun yok” diye yorumluyoruz.

Oysa Saklı Şelale'nin bugün bize söylediği çok açık:

“Beni keşfettiniz, güzel…
Ama bari çöplüğünüzü bırakmayın.”

Şimdi insanlardan korunmaya muhtaç hale geliyorsun.

Belki de bundan sonra sana “Saklı Şelale” değil,

“Çöplü Şelale” demek gerekecek.

Umarım iş o noktaya gelmeden aklımızı başımıza toplarız.

Çünkü doğanın bize ihtiyacı yok.

Bizim doğaya ihtiyacımız var.

Şimdi kalın sağlıcakla insanlar..

* Görsel için AI desteği kullanıldı