Yukarı Çukurova'nın verimli ovalarında yüzyıllar boyunca süren pirinç ekimi geride kaldı. Su nöbetleri, sıtma tehlikesi ve komisyon bürokrasisiyle boğuşan çiftçi önce pamuk ve mısıra geçti, 1990'lı yıllardan sonra ise Osmaniye ovalarının yıldızı tescilli yer fıstığı oldu.

Ceyhan ve Savrun nehirlerinin çevresindeki geniş araziler, uzun yıllar su altında tutulan çeltik tarlalarıyla biliniyordu. Üreticinin karşılaştığı zorluklar ise pirinci bu topraklardan adım adım uzaklaştırdı. Tarlasını sürekli suyla dolu tutma yükünden kurtulmak isteyen çiftçi, alüvyal tabanlarda daha çok kazandıran ürünlere yöneldi ve bölgenin üretim haritası baştan değişti.

SU NÖBETİ, SITMA VE KOMİSYON
Çeltik ekimi, tarlalara su verilen nöbet düzenine bağlıydı. Durgun suların beraberinde getirdiği sıtma tehlikesi de üretici için yıllarca kapanmayan bir dert olarak kaldı. Buna Çeltik Komisyonu'nun bürokrasisi ve su ruhsatı almak için yürütülen işlemler eklenince, tarladaki emeğin yanında masa başındaki yük de ağırlaştı. İş gücü maliyetleri de hesaba katıldığında, sürekli su isteyen pirincin yerini ekimde giderek pamuk ve mısır aldı.
Alüvyal taban arazilerin verim potansiyeli de daha az uğraşla daha yüksek kazanç vaat eden bu ürünlere geçişi hızlandırdı.

PAMUK GAP'A KAYDI, YERFISTIĞI ÖNE ÇIKTI
Bölgenin tarım hikâyesindeki en büyük dönemeç ise 1990'lı yıllarda geldi. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamındaki sahalar devreye girince pamuk üretiminin ağırlığı o bölgeye geçti. Bu değişimin ardından Osmaniye ovalarında en büyük çıkışı tescilli Osmaniye yerfıstığı yaptı. Çeltikteki kadar yoğun iş gücüne ve bürokratik denetime ihtiyaç duymayan yerfıstığı, zamanla kentin tartışmasız ticari sembolüne dönüştü. Bugün yerfıstığı, sanayisiyle birlikte bölgeye damgasını vurmuş durumda.
Next




