Adana-Çukurova Bölgesi'nin en önemli doğa harikalarından biri olan ve zengin biyoçeşнтиliliğiyle bilinen Akyatan Lagünü, insan faaliyetlerinin baskısı altında can çekişiyor. Bölgedeki yoğun tarımsal faaliyetler sonucunda drenaj kanalları aracılığıyla göle taşınan kimyasallar ile yüksek miktardaki azot ve fosfor yükü su ekosistemini tehdit ediyor.

Fizikokimyasal ve mikrobiyolojik açıdan incelenen sulak alandaki kirlilik düzeyinin kritik eşiği aştığı belirtiliyor. Çukurova Bölgesi'nde uzun yıllardır doğa koruma çalışmalarını takip eden yerli bir çevre gönüllüsü, artan tarımsal atıkların körfezdeki doğal yaşamı her geçen gün daha fazla tehdit ettiğini belirterek, "Atık suların ve tarımsal ilaçların arıtılmadan kanallarla lagüne akması bu eşsiz ekosistemi ne yazık ki sessiz sedasız yok ediyor" dedi.

Adana Merkezli 11 İldeki Silahlı Suç Örgütü Operasyonu Nasıl Başlatıldı
Adana Merkezli 11 İldeki Silahlı Suç Örgütü Operasyonu Nasıl Başlatıldı
İçeriği Görüntüle

Akyatan Lagününde Oksijen Neden Geceleri Sıfıra Düşüyor

Lagünün sığ yapısı ve dışarıdan gelen yoğun besin girdisi, su içi bitkilerinin aşırı derecede çoğalmasına zemin hazırlıyor. Yaşam döngülerini tamamlayan bu bitkilerin dibe çökerek ayrışması, gölü dışarıdan yeni kirletici gelmese dahi kendi kendini besleyen bir kirlilik döngüsüne sokuyor.

Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Fatma Çevik, aşırı organik madde ve bitki popülasyonu nedeniyle tehlikeli kimyasal reaksiyonlar ile zararlı gaz çıkışlarının oluştuğunu vurgulayarak, gündüz fotosentezle bol oksijen ölçülen sularda geceleri oksijen seviyesinin sıfıra indiğini ve su bitkilerinin üzerinde yoğun yavru balık ölümlerinin görüldüğünü ifade etti.
Türkiye'nin En Büyük Lagünü Akyatan Neden Tehlike Altında (3)

Sucul Ekosistemleri Korumak İçin Hangi Çözümler Üretilmeli

Milli Parklar ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından koruma çabaları yürütülüp yönetim planları hazırlansa da, uzmanlar mevcut mevzuata harfiyen uyulmasının ve toplumsal farkındalığın artırılmasının hayati önem taşıdığını belirtiyor. COP31 gündeminde de yer alan doğa temelli çözümlerin devreye sokulması gerektiğine dikkat çekiliyor. Prof. Dr. Sadık Dinçer’in yürütücülüğünde sürdürülen projelerle kirlilik düzeyi belirlenirken, bu kirliliği engellemek için atılacak adımlar araştırılıyor. "İklim eşittir su" gerçeğinin kabul edilmesiyle birlikte sucul ekosistemlerin titizlikle izlenmesi ve korunması zorunlu görülüyor.
Türkiye'nin En Büyük Lagünü Akyatan Neden Tehlike Altında (2)

Kaynak: İHA