Bugün Resident Evil filmini konuşacağız. Koskoca incelemeyi özet geçeyim: Filmi ortalama buldum.
Öncelikle kaos dolu korku filmlerini seviyorsanız bu film tam size göre. Gerçekten hiçbir dakikası durmuyor ve mükemmel akıcı. Sinemada şu an gidilecek en eğlenceli film olduğu konusunda çoğu seyirciyle hem fikirim.
Filmin konusundan bahsedeyim size. Hikâyenin merkezinde Bryan adlı sıradan bir tıbbi kurye var. Bryan, bir gece biyomedikal bir paketi teslim etmek için yola çıkıyor. Fakat teslimat sırasında işler hızla kontrolden çıkıyor ve kendisini bir virüs salgınının ortasında, yaratıklarla dolu bir hayatta kalma kabusunun içinde buluyor.
Neredeyse tüm Resident Evil oyunlarını oynamış birini bu filme göndermenin onu çok memnun edeceğine eminim. Peki ben filmi neden ortalama buldum? Bunun birçok sebebi var. En birincil sebeplerden başlayacağım:
Filmin senaryosu survival horror bir film için gayet iyi. Ama bir korku filmi için kötü diyebilirim. Sahneler iyi yazılmış olsa da sanki bir eksik var. Karakterimiz belli durumlardan kaçıyor ve tekrar böyle durumların içine giriyor. Bu konuda bir sıkıntı yok, ortalama bir survival horror filmi. Benim sıkıntım, filmin bu kısımlarda seyirciyi germemesi veya bunun için basit numaralar denemesi.
Yanlış anlaşılmasın, yaratık tasarımları ürkütücü geldi. Raccoon City güzel ama film korkudan çok komedi filmi olduğunu hissettiriyor. Çeşitli jumpscare sahneleri var ve bu jumpscare sahneleri oldukça kalitesiz. Film ne yapmak istediğini bilmiyor gibi davranıyor bu kısımlarda. Özellikle ikinci yarıda “Şu an bu film ne yapmaya çalışıyor?” dediğim tonlarca an var.
Hayır, bunun sebebi karakterin sakar tasarlanmış biri olması değil. Hatta karaktere bayıldım. Film bu korku dozunu sadece final sahnesine saklamış. Final sahnesinde korku filmi olduğunu bir nebze hatırlamış gibi.
Filmin bir karavan sahnesi var. Gerçekten hoşuma gitti. Korkutmasa da ne filmi olduğunu hatırlattı. Filmde gırla mantık hatası olması da, göze batmasalar sıkıntı etmeyeceğim bir şey olsa da, çok göze batan hatalar bunlar. Bunlar da filmden beni soğuttu.
Genel olarak yönetmenliği beğendim. Kurgusunu sevdim, görüntü yönetmenliğine bayıldım. Atmosfer sağlama konusunda da çoğu yerde gayet iyi iş çıkarmış. Ama bunun da eksik parçaları var bence.
Zach Cregger'in komedisini sevmeme rağmen bu filmin mizahı “Sakar karakter düştü, gül şimdi buna.” olmaktan öteye gidememiş. Ki karakteri de sevmeme rağmen bunu söylüyorum. Resident Evil 7 oyunundaki Ethan Winters karakterini hatırlattı.
Filmde direkt olarak zombi gördüğümüz çok sahne olsa da bazı sahneler gerçekten çok kaliteli çekilmiş ve filmde eğlendiğim nadir anlardan. Filmdeki Living Dead göndermeleri mi denir artık, yoksa Lucio Fulci'nin zombi filmleri mi denir, göndermelere genel olarak bayıldım.
Benim genel sorunum aslında bu filmde gerilmemek. Yoksa film gerçekten iyi olmaya çalışıyor çoğu yerde. Keyifli bir seyirlik, ama aşırı keyif almayı bekleyen “ben” için çok yetersiz. Filmin aldığı kararlar ve filmin ne olduğunu unutması gerçekten filmden soğuttu beni bir anlamda.
Ama bir yanım da keyif aldı. Bu filme ortalama demekten başka çarem kalmıyor bu durumda.
Müzikler gayet iyi olsa da aklımda kalan çok parça kalmadı. Ama ses kurgusu enfes.
Son darbeyi de vurayım: Filmin finali gerçekten beklediğimden kötü ama bir yandan da aşırı sevdim. Bu film gerçekten beni çok arada derede bırakıyor.
Şu an filmi sevmemiş gibi durduğuma bakmayın. Zach Cregger'in önceki filmiyle aynı hissi yaşadım. Weapons'a da herkes çok çok yükselirken ben aşırı yükselememiştim. O da elindeki imkânları yanlış kullanan bir filmdi bana göre. Yönetmenin tek aşırı sevdiğim filmi Barbarian, o da aşırı farklı bir film gerçekten. 2020'li yılların en iyi işlerinden kesinlikle.
Milla Jovovich'in serisinden ve 2021 yılında çıkan leş filmden daha çok Resident Evil hissettirdiği apaçık ortada bu filmin. Ve bence keyifli bir seyir izlemek isteyen biri bu filme giderse memnun kalır.
Maalesef bir Resident Evil hayranı olarak bu filmden daha çok memnun kalmak isterdim.
Bu haftaki film incelememiz bu kadardı. Salonların dopdolu olmasına bir yanı sevinen, bir yanı da salonda konuşan çocuklar yüzünden filme odaklanamayan Ahmet, size iyi seyirler diler.
Bir sonraki filmde görüşmek üzere..