Amanos Dağları adının etimolojik anlamı nedir?
Amanos Dağları, Toroslardan güneye doğru Osmaniye, Hatay ve Suriye sınırına kadar uzanan dağın adıdır. Kahramanmaraş yakınlarında Ceyhan Irmağı’ndan başlayarak 200 km uzunluğuna yaklaşır. En yüksek tepesi, Osmaniye Düziçi yakınlarındaki Düldül Dağı olup 2500 metre dolayındadır.
Amanos Dağları; böcek, bitki, kuş ve memeli hayvanlar gibi biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın 25 büyük ve özel alanı arasındadır. 3000’in üzerinde bitki çeşidi vardır. (1)
İstanbul Teknik ve Berlin Teknik Üniversitesi, LÖKAT Projesi adı altında Amanos Dağları’nı birçok açıdan incelemeye almıştır. Amanos Dağları’nın ekolojik, arkeolojik ve kültürel açıdan incelenecek çok önemli bir durumu vardır. Biz burada sadece kültürel ve özellikle etimolojik açıdan konuyu ele alacağız.
1941 yılında 1. Türk Coğrafya Komitesi (2) adı geçen dağa “Amanos Dağları” adını vermiştir. Osmanlılar 40 yıl kadar “Cebeli Bereket” diyordu. Yerel halk ise “Ulaş Dağı” ya da “Gavur Dağları” diyordu. “Gavur Dağı” konusunun kökeni şöyledir: Arap coğrafyacıların “Gavr” veya “El Gavr” diye bir terimi vardır. Bu söz, dağların tepeleri arasındaki verimli arazi alanlarına denir. Amanos Dağları’nda böyle alanlar çok bulunduğundan Arapça “Gavr” sözü bozularak “kâfir” anlamına gelen “Gavur” şeklinde söylenmiştir.
Amon (os) Dağı, tanrıçalar ve tanrılar dağıdır. Dağın kendisi de tanrıdır ve pek çok tanrı bu dağda oturur. (3) (4) Bu dağ, o işe layık bir dağdır. Özellikle Amon burada oturur. Tanrıça İrnina’nın (Ernene) en büyük tapınağı buradadır. Tanrıça Perasiya, Tanrıça Pirvaşua; Tanrı Aman; dağın koruyucu tanrısı Huvava (Humbaba) ve aynı zamanda tanrısal özellikler taşıyan Gılgameş ve Enkidu da burasıyla ilgilidir. (5) (6) Nehirler tanrısı Pyremos da burada yaşar.
MÖ 1500 yıllarında Hititler: Amana, MÖ 7. yy. Asurlular: Hamanu, MÖ 3000 yıllarında (beş bin yıl önce) Sümerler: Amanum diyorlardı. Bu sözün, bugün Lübnan'da yaşayan Tur (Fenikeliler) halkından geldiğini; Aman sözünün aslında Amon olduğunu biliyoruz. Peki bu söz neden bu kadar önemlidir? Bugün ne kadar insanı ilgilendiriyor?
Bir bakalım:
“Falan amansız bir hastalığa yakalandı!”
“Sana amanı gösteririm!”
“Aman dile!”
“Aman Allah’ım!”
Bu sözleri çoğumuz kullanır; demek ki önemlidir.
Türkülerimiz “aman aman” diye başlar.
Hristiyan dünyasında bir yetkili sözler söyler, dualar eder; dinleyenler hep beraber “Amen!” der. Bu söz işte konumuz olan Aman / Amondur.
İslam dünyasında bir yetkili sözler söyler, dualar eder; dinleyiciler hep beraber “Amin!” der. Bu söz de konumuz olan Amon’dur.
Görüldüğü gibi “Amen / Amin” sözü hem Hristiyan hem Müslüman dünyasını ilgilendiriyorsa bu sözün anlamı ve kökeni önemlidir. “Aman” sözü ve kültürü bugün bu kadar yaygınsa, bunun kültürel ve tarihsel kökeni de o kadar eskiye gider.
Bu “Aman” sözünün Lübnan’daki Tur (Fenikeliler) halkından beri geldiğini, daha öncesinin Amon olduğunu biliyoruz. Amon, kadın tanrı (tanrıça)dır. Amon’un daha önemli bir özelliği; bütün tanrı ve tanrıçaları doğuran ana tanrıça olmasıdır. Toplum erkek egemen yapıya geçince bu tanrıça erkeğe dönüşerek Aman olmuştur. (*)
“Amon–Ra” sözünü biliriz. Fenikeliler ve Mısırlılar yaygın olarak kullanırdı. Ra, güneş tanrısının adıdır. Amon ise güneşi yeryüzünde doğuran bereketli tanrıçanın adıdır.
Aman ve onun öncülü Amon, güneşin yeryüzünde bereket doğuran, güzellik, aşk ve sevgi sembolü olan tanrıçadır. Bildiğimiz kadın tanrıçaların çoğu “A” ile başlamaz mı? Sümerlerde İnanna, Anadolu’da Artemis, Afrodit; Karadeniz ve Kafkasya’da Amazon… Anadolu’dan Mısır’a, Afrika’ya, Sümer’e ve Asya’ya kadar Amon hep “A” ile başlar. Bu tanrıçaların en eskisi ve en köklüsü Amon’dur (Aman’dır).
Aman (Amon), daha doğrusu Amon-Ra’yı Fenikeliler ve Mısırlılarla ilişkilendirdik. Bu sözün bu iki bölgeye gelişi Sümerler ve onların geldiği yer olan Asya ile ilişkilidir. Bu sözün Asya’daki kaynağı, 12.500 yıl önce şekillenmiş Uygur uygarlığıdır. (7) Uygurlar bize göre Mu uygarlığının en büyük bir alanı, parçası ve kültür yumağıdır. Bunu söylememizin nedeni, Aman (Amon) yani “A” sözünün insanlığın neredeyse tek dil konuştuğu Mu uygarlığı zamanına dayanmasıdır. “A”nın, Amon’un (daha sonra Aman’ın) anlamı “doğan” ya da “doğuran”dır. Bu yüzden doğuran, yaratan tanrıçaların adları “A” ile başlar.
Bir not düşelim: Asya’nın ortasındaki eski denizin, sonraki ırmağın adı Amu Deryadır. Sanıyoruz Kamudaki Mu da bu anlattığımız durumla ilgilidir. “Kam” yani şaman, gizemli bilgiler veren, yönlendiren kadınlar değil midir? Kam ve Mu birleşince “Kamu” olur.
Mu uygarlığından, Mu’dan gelen “doğuran – yaratan” anlamındaki “A”; zamanla Amon (A + Mu) ya, oradan da erkek egemenliğin yükselişiyle Amana dönüşmüştür. Geliş yönü: Mu’lar → Uygurlar → Sümerler → Fenikeliler → Anadolu’dur.
Sonuç olarak:
Aman’ın kökeni Amondur. Daha gerisi A + Mudur.
Anlamı: Doğuran (var eden, yaratan) tanrıça.
Bu yüzden Aman (Amon) sözü hem Hristiyan hem Müslüman dünyasını ve birçok kültürü ilgilendirmektedir.
Dipnotlar
(*) Yeryüzü en az bir milyon yıl anaerkil (ananın belirlediği) şekilde yaşamış; beş-altı bin yıldır babaerkil (erkeğin belirlediği) şekilde yaşamaktadır.
Kaynakça:
(1) Berlin Teknik Üniversitesi – İstanbul Teknik Üniversitesi LÖKAT Projesi Raporları
(2) 191 Türk Coğrafya Kongresi
(3) Gılg4ameş Destanı – Cumhuriyet Yayınları
(4) Gılgameş Destanı – Hürriyet Yayınları
(5) “Tarih Sümer’de Başlar” Prof. Dr. Samuel Noah Kramer – Çev. Dr. Muazzez İlmiye Çığ
(6) Prof. Dr. Niclas Sanders – Gılgameş Destanı, Hürriyet Yayınları
(7) “Kayıp Kıta Mu” – James Churchward
(8) Amanos Dağları Coğrafi–Ekolojik Kompleksi Analizi — Prof. Dr. Herald Kehl
(9) İslam Ansiklopedisi – Besim Darkot
(10) “Gılgameş’ten Beri Göreneklerimizin Kökeni” — İbrahim Çenet
(11) “Ana Tanrıça MA” — Fuat Kenan Çakır