Anne, bugün doktorun odasından çıktığımda dilime dolanan o garip kelime kaldı. Doktor "Sen solastalji olmuşsun" dedi. Meğer biz çoktan bu derdin pençesine düşmüşüz de haberimiz yokmuş. Hani insanın evi varken evini özlemesi, memleketindeyken gurbeti yaşaması gibi bir şey bu.
Solastalji nedir mi anne? Valla ben de önce "ya zaten solcuyum, bin tane fraksiyona bölündük bi de bu mu çıktı?" diye bir ürkmedim değil. Yok yok, solculukla falan bir ilgisi yokmuş. Hani böyle ağzını yaya yaya söyleyince sanki çok lüks bir restoran ismi ya da yeni çıkmış bir parfüm markası gibi duruyor ama işin aslı bizim buraların acısı. Aslında "evim evim güzel evim" derken, o evin önündeki ağacı kestiklerinde, sokağını betona gömdüklerinde hissettiğin o hüzünlü gıcırtıymış bu. Yani öyle sosyetik göründüğüne bakma, bildiğin yürek sızısının okumuş yazmış hali.
Eskiden gurbete gidince memleket özlenirdi. Şimdi memleketin tam göbeğinde, kendi balkonumuzda gurbeti yaşıyoruz. Bakıyoruz etrafa; o çocukluğumuzun geçtiği bahçeler devasa beton yığınlarına dönmüş, gölgesinde soluklandığımız o canım ağaçlar birer birer devrilmiş, yerine bayıla bayıla koştuğumuz alış veriş merkezi yapılmış. Yaşadığımız yerleri yaşanmaz hale getirdiler anne. Fiziksel olarak buradayız ama ruhumuzun tutunacağı o eski manzara artık yok. İşte bu ruh sızısının adı solastaljiymiş. Bizimkisi de sızım sızım sızlıyor işte.
Daha dün kapının önünde ellerimle beslediğim, başını okşadığım o kedi var ya... Hani o minik canı bir caninin ellerinde yitip gitti de gözlerim şişene kadar ağladım. İşte o an anladım ki mesele sadece değişen binalar değil. Mesele kaybettiğimiz merhamet ve o güven duygusu. Eskiden sokaklar emniyetti, komşu komşunun külüne muhtaçtı. Şimdi ise her köşe başında bir vicdan tutulmasıyla karşılaşıyoruz. Sadece yüreğinde öz sevgi ve öz saygı taşıyanlar anlıyormuş bu acıyı.
Peki, bu hastalığın sebebi ne diye sorarsan anne, "sistemsel" diyorlar. Sistem önce seni, sokağını ve anılarını hasta ediyor. Sonra da gelip bu çaresizliğine böyle sosyetik isimler koyuyorlar. Solastalji deyince sanki daha az acıyacakmış gibi. Hani var ya meşhur video "incinmişsin dedi doktor" biz de incinmişiz. İnciniyoruz anne. Biz sadece insan kalmaya çalışan yaralı ruhlarmışız anne . Ben onu anladım. Ha tedavisi de yokmuş. Hayat boyu çekecekmişiz. Olsun be anne. Bu sistemi oluşturan da zaten biz değil miyiz?
Dur alta da ne olduğunu da yazayım.. Anlayan anlar. Sizi gidi solastaljikler sizi...
*Solastalji, son yıllarda çevre psikolojisi alanında sıkça duyulan ve temelinde çevre değişiminin yarattığı ruhsal acıyı barındıran bir kavramdır.