Canım ülkemde gündem dediğin şey artık mevsimlik değil, saatlik değişiyor. Sabah başka bir uzman doğuyor, öğlen başka bir olay patlıyor, akşam ise herkes eski söylediklerini unutup yeni bir kimliğe bürünüyor. Bizde hafıza balık hafızası değil artık, direkt TikTok kaydırma süresi kadar. Parmağı aşağı kaydırdığın anda ülkece resetleniyoruz.

Geçen haftanın yıldızı kimdi? Rasim Ozan Kütahyalı. Memlekette sanki CIA operasyonu çözülmüş gibi herkes ROK uzmanı olmuştu. Bir grup, yasa dışı bahis ekonomisinin kara para akışını anlatıyordu. (Gerçi anlamadığım şu yasal bahis de bir kişinin cebine gitmiyor mu?)

Öyle anlatıyorlar ki sanırsın INTERPOL’de görevli. Halbuki daha geçen ay “iddaa’da banko maç var mı?” diye kupon peşinde koşuyorlardı.

Bu ülkede uzman olmak için diploma gerekmiyor. Gündeme denk gelmen yeterli.
Deprem mi oldu? Herkes jeoloji profesörü.
Seçim mi yaklaşıyor? Herkes siyaset bilimci.
Bitcoin mi düştü? Herkes ekonomi gurusu.
Bir dizide mafya sahnesi mi çıktı? Mahalledeki üç kişi organize suç analistine dönüşüyor.

Şimdi nur topu gibi “Mutlak Butlan”ımız oldu.
Allah’ım bu yorumcu taifesi sanki yıllardır Roma Hukuku kürsüsünde ders veriyorlar…

Cumhuriyet Halk Partisi hakkında mahkemenin verdiği karar sonrası ülkede bir anda inanılmaz bir “butlan” patlaması yaşandı. Dün “ofsaytımsı” kelimesini zor telaffuz eden adam bugün “mutlak butlanın siyasal sonuçları” üzerine yayın açıyor.

Sanki her kanalda ayrı bir tipleme bas bas bağırıyor "Butlancı geldi haniiimmm, Mutlak Butlancı geldi... Taze taze.." Durum tam olarak bu..

Kahvehanede biri çay söylüyor:
— Abi bu tam mutlak yerli demli olsun"

Berber saç kesiyor:
— Başkan saçını normal butlana değil de mutlak butlan kesiyorum…

Dolmuşta teyzenin biri:
— Evladım bu butlan son durak neresi. Gelince haber ver..

Ülkecek yeni büyü keşfettik sanki.

İşin en komik tarafı şu; bu insanlar bilmediklerini kabul etmek yerine, bilmedikleri şeyi özgüvenle anlatmayı tercih ediyor. Çünkü bizim toplumda “bilmiyorum” demek ayıp ama sallamak akademik özgürlük sayılıyor.

Bir bakıyorsun adam iki gün önce fay hattı çiziyordu.
Bugün anayasa yorumluyor.
Yarın çıkıp papalık seçimini analiz edecek.
Öbür gün NASA’ya Mars rotası çizerse şaşırmam.

Bizim ülkede bilgi değil, hız önemli. Kim önce konuşursa uzman o oluyor. Araştıran değil, bağıran kazanıyor. Üç tane hukuki terim öğrenince kendini Danıştay onursal üyesi sanan bir kitle oluştu. “Yok efendim kayyum gelir”, “parti düşer”, “şu olur bu olur…”
Anlatıyor da anlatıyorlar…

Bir tanesi öyle bir özgüvenle konuşuyor ki insanın “acaba gerçekten anayasa profesörü mü?” diye inanası geliyor. Sonra profiline giriyorsun…
Biyografide:
“Girişimci / Kripto Uzmanı / Şair / Siyaset Analisti / Yaşam Koçu”

Bir insan aynı anda hem jeolog hem hukukçu hem bahis uzmanı hem siyaset bilimci olabilir mi?
Bizde oluyor.

Çünkü biz bilgi çağını kaçırdık, yorum çağında yaşıyoruz. Herkesin fikri var ama kimsenin freni yok. Fikri var demek bile hata, fikri yerine fik daha doğru sanki..

Aslında memleketin en büyük sorunu ekonomi falan da değil ha…
Bizim esas problemimiz herkesin her şeyi biliyor olması.

Doktor hastaya laf anlatamıyor çünkü hasta internetten bakmış.
Avukat dosya anlatamıyor çünkü dayının biri yapay zekaya sormuş,
Gazeteci haber yapıyor, altına gelen yorum:
“Gerçekleri yazamıyorsunuz…”

Tabii abi. Gerçeği bir tek sen biliyorsun. Zaten devlet seni gizli danışman olarak kullanıyor ama bizden saklıyorlar. Hatta sen derin devletsin de bizim haberimiz yok.

Şimdi birkaç güne yeni gündem gelir.
Mutlak butlan unutulur.
Butlancılar ortadan kaybolur.
Yerine yeni uzmanlar gelir.

Belki dış politika uzmanı olurlar.
Belki savaş analisti.
Belki de uzaylı istilasını yorumlarlar.


Ama canım ülkemde şundan eminim;
Bizde organize bitmez ve her zaman
"Organize işler"...