“Kurban” terimi günümüz Türkiye Türkçesinde kullanıldığı şekliyle dilimize Arapçadan geçmiştir. Kurban, ibadet niyeti ile belirli vakitte, belirli nitelikleri taşıyan hayvanı kesmektir. Buna Arapçada “udhiye” denilmektedir. Sözlüklerde kurban şöyle tanımlanmaktadır:
TDK Türkçe Sözlük:“Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen hayvan.” (1) Osmanlıca – Türkçe Ansiklopedik Lûgat: “1. Allah’ın rızâsını kazanmağa vesîle olan şey. 2. Eti, fıkarâya parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vâcib veyâ sünnet olarak kesilen (koyun, keçi, sığır, deve, gibi) hayvan.”(2) DİB Dinî Kavramlar Sözlüğü: “İbâdet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu arada kesilen hayvanı ifade eder.”(3)
Kurban, malî ibadetlerden birisi olup bu, Cenab-ı Hakk’ın ihsan buyurduğu varlığa bir şükrün ifadesidir. Kurbanla ilgili İslam İlmihali’nde şöyle denilmektedir:
“Kurban ibadetinin tarihi oldukça eskidir. Bugünkü şekliyle İbrahim (as.)’e dayanır. Hz. İbrahim, bir oğlu olursa Allah yolunda onu kurban edeceğini adamıştı. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra oğulları olmuş, ama o, adağını unutmuştu. Rüyada, kendisini, oğlunu kurban ediyor görünce, adağını hatırlamıştı. Konuyu oğlu İsmail’e (as.) açmış, oğlu büyük teslimiyet göstermişti. Bunun üzerine adağını yerine getirmek için onu kesmeye teşebbüs etmiş, ancak Allah Teâla, onun bu bağlılığına karşılık Hz. İsmail yerine bir koyunun kurban edileceğini Cebrail (as.) vasıtasıyla kendisine bildirmiştir.”(4)
Konu ile ilgili Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur:
“Çocuk, babasıyla beraber iş güç tutacak yaşa gelince babası ona, “Yavrucuğum” dedi, “Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?” Dedi ki: “Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın.”
Her ikisi de (ilâhî buyruğa) teslim olunca ve babası onu yüzüstü yatırınca, “Ey İbrâhim!” diye ona seslendik; “Tamam, rüyanı gerçekleştirmiş oldun.” İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz. Bu, kesinlikle apaçık bir imtihandı.
Biz, (oğlunun canına) bedel olarak ona iri bir kurbanlık verdik. Onun hakkında, “İbrâhim’e selâm olsun!” ifadesini sonradan gelen nesiller arasında devam ettirdik. Evet, iyileri işte böyle ödüllendiririz. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.” (Saffât / 37, 102 – 111)
Yukarıdaki ayetlerde de görüleceği üzere Hz. İsmail’in yerine bir koyunun kurban edilmesinin emredilmiş olması, Cenab-ı Hakk’ın insanlığa büyük bir lütfudur. Kurban, İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe’ye göre vacib, diğer mezhep imamları Şafii, Maliki ve Hanbeli’ye göre ise sünnet-i müekkededir.
İslam İlmihali’nde kurban kesmekle yükümlü olan kişiler ise şöyle sıralanmıştır:

“1. Müslüman olmak. 2. Akıllı olmak. 3. Ergenlik çağına gelmiş bulunmak. 4. Hür olmak. 5. Mukim olmak (yani misafir olmamak). 6. Nisap miktarı mal veya parası olmak.” (5) (s. 351-352)

Kurban edilecek hayvanlarla ilgili ise şu bilgilere yer verilir:
“Kurban, koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur.
Bu hayvanların erkekleri kurban edilebileceği gibi, dişileri de kurban edilir.
Bunlardan devenin 5, sığır ile mandanın 2 ve koyun ile keçinin bir yaşını doldurmuş olmaları gerekir. Ancak koyun 6 ayı tamamladığı hâlde, bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli olursa bu da kurban edilebilir. Keçi olmaz, onun mutlaka yaşını doldurması lazımdır.
Bu hayvanların dışında hiçbir hayvanın kurban edilmesi sahih olmaz.”( s. 352)
Hayvanın kurban olmasına engel kusurlar ise şöyle sıralanmıştır:
“1. İki veya bir gözü kör olan, 2. Kemiklerinde ilik kalmayacak derecede zayıflamış olan, 3. Kesim yerine yürüyüp gidemeyecek kadar topal olan, 4. Kulağının ve kuyruğunun üçte birinden fazlası kopmuş olan, 5. Dişlerinin yarıdan fazlası dökülmüş olan, 6. Doğuştan kulağı bulunmayan, 7. Memesinin ucu kesilmiş olan, 8. Koyun ve keçide bir, sığırda iki memesi kurumuş olan, 9. Boynuzların biri veya ikisi kökünden kırılmış olan, 10. İlaçla sütü kesilmiş olan, 11. Pislik yiyip de bir süre hapsedilip temiz yiyeceklerle beslenmemiş olan, 12. Burnu kesilmiş olan, 13. Dilinin çoğu kesilmiş olan, 14. Ölüm derecesinde hasta olan hayvanlar kurban edilmezler.” (s. 353 – 354)
Kurbanın sahih olmasının şartları ise “a) Kurban edilecek hayvanda, kurban olmasına engel kusurların bulunmaması. b) Kurbanın vaktinde kesilmiş olması.” olarak sıralanmıştır. (6)
Kurban, insanın Allah’a yaklaşmasına vesile olan bir ibadettir. Kurban kelimesinde bu mana vardır. İnsan bu görevi yerine getirmekle, yani kurban kesmekle Hz. İbrahim gibi Allah’a ve O’nun emirlerine olan bağlılığını, gerektiğinde O’nun rızasını kazanmak için her fedakârlığa hazır olduğunu göstermiş olur. Bu itibarla bütün ibadetlerde olduğu gibi, kurbanda da iyi niyet ve ihlas esastır. (7)
Nitekim Kur’an-ı Kerim’de; “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.” (Hac, 37) buyurulmuştur. İbadetlerde esas olan takvadır. Esasen Allah Teala, ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Nitekim eskiler “Fetvaya bakma, takvaya bak” demişler. Peygamber Efendimiz de, “Amellerin kıymetinin ancak niyete göre olacağını, kim neye niyet ederek bir işi yapmışsa, eline niyet ettiği şeyden başka bir şeyin geçmeyeceğini” bildirmişlerdir.
Günümüzde yurtiçi ve yurtdışında vekâletle kurban kesimi yapan birçok vakıf ve dernek var. Türkiye Diyanet Vakfı ve Türk Kızılay’ı ise yurtiçi ve yurtdışında vekâleten kurban kesme işinde rüştünü ispat etmiş en önemli vakıf ve derneklerin başında gelmektedir. Vakıf ve derneklerin açıklamış olduğu yurtiçi ve yurtdışı kurban fiyatlarını her bayram hafife alarak “O fiyata kurban mı olur? O paraya Türkiye’de kuzu bile vermezler?” gibi sorularla milletin kafasını karıştırmaya çalışanlara söyleyecek iki çift sözümüz vardır. Elinize herhangi bir İslam İlmihali alıp da kurban ile ilgili bölümü hayatınızda hiç okudunuz mu? Okuduysanız orada kurbanlık hayvanın fiyatı ile ilgili herhangi bir kıstasa rastladınız mı? Dünyanın dört bir tarafındaki ülkelerdeki kurban piyasasını ya da o ülkelerin iş gücü ve ekonomik durumunu bilmeden ahkâm kesmek bir müslümana yakışmaz. Ülkemizde iller arasında hatta aynı ile bağlı ilçeler arasında bile kurbanlık hayvanlar için farklı kg fiyatları açıklanmıyor mu? O yüzden açıklanan fiyatları hafife alıp kurban konusunda ahkâm kesmek, fetva vermek son derece yanlıştır. Kişi odur ki bilmediği konularda konuşmamalı, fetva vermeye kalkışmamalıdır. Bir de birilerinin aklıyla hareket ederek ilk gün kurban kesmeyip ikinci gün kurban kesenler mevcut. Ne yazık ki bu densizler ilk gün kurban kesenler için “Sizinkisi et, bizimkisi kurban oldu” demektedir. Bu aklıevvellere cevap vermeye lüzum bile görmüyorum.
Şüphesiz “Ameller niyetlere göre”dir. Sizin niyetiniz et hesabı, para hesabı yaparak “Türkiye’de kurban çok pahalı. Vekâleten yurtdışında iki kurban kestirir, üç beş kg da kasaptan et alır bu işi daha ucuza kapatırım” düşüncesiyse size geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. İki kurban kesiyorsanız birini hayal bile edemediğiniz ülkelerde kestirebilmek, kurbanı oradaki din kardeşlerimizle paylaşmak düşüncesi manidar bir harekettir. Hele hele sevabını vefat eden yakınlarımızın ruhuna bağışlamak niyetiyle onlar adına kurban kesmek ya da vekâleten kurban kestirmek de Kurban Bayramı’nın ruhuna uygun düşen güzel bir davranıştır.
İşte kurban, Hz. İbrahim’den sünnet olarak bize intikal eden İbrahimî bir gelenektir. Kurbanda Hz. İbrahim’in sadakati, Hz. İsmail’in teslimiyeti esastır. Bu sadakat ve teslimiyetin yolumuzu aydınlatması dileğiyle. Kestiğimiz ve kesecek olduğumuz kurbanlarımızı yüce Allah kabul etsin.
(1)TÜRK DİL KURUMU (Komisyon), Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları (11. bs.), Ankara - 2011, s. 1529.
(2) Ferit DEVELLİOĞLU, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Aydın Kitabevi, (19. Baskı), Ankara – 2002, s. 527 – 528.
(3) İsmail KARAGÖZ, Fikret Karaman vd., Dinî Kavramlar Sözlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, (5. Baskı), Ankara – 2010, s. 388.
(4) Lütfi Şentürk – Seyfettin Yazıcı, İslam İlmihali, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 30. Baskı, Ankara – 2018, s. 349.
(5) Lütfi Şentürk – Seyfettin Yazıcı, age., Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 30. Baskı, Ankara – 2018, s. 351-352.
(6) Lütfi Şentürk – Seyfettin Yazıcı, age.,, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 30. Baskı, Ankara – 2018, s. 354.
(7) Lütfi Şentürk – Seyfettin Yazıcı, age.,, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 30. Baskı, Ankara – 2018, s. 350.