Yıllar önce ben de üniforma giydim.

Jandarma Astsubayı olarak bu ülkenin dağında, taşında, köyünde görev yaptım. Bugün bir gazeteciyim. Ancak bazı haberleri okurken insanın içindeki eski asker uyanmıyorda değil..

Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan bir olayda, bir tugay komutanının bir astsubaya hakaret ettiği, tokat attığı ve boğazını sıktığı iddia edildi. Olay yargının ve Milli Savunma Bakanlığı'nın önünde. Elbette son sözü hukuk söyleyecek.

Ancak benim dikkatimi çeken şey olayın kendisinden çok, olayın bana hatırlattıkları oldu.

Çünkü bizim kuşağın askerleri bu hikâyeleri çok iyi bilir.

Özellikle 1990'lı yıllarda bazı birliklerde rütbe büyüdükçe kendini kanundan da büyük görenler çıkardı. Emir vermekle bağırıp çağırmayı, komutanlık yapmakla insan ezmeyi birbirine karıştıranlar vardı.

İyi komutanlar yok muydu?

Elbette vardı.

Bugün hâlâ saygıyla andığım, askerlik mesleğinin gururunu onurla taşıyan komutanlarım oldu.

Ama kötü örnekler de vardı.

Kimi makam odasını devlet sanırdı.

Kimi rütbesini dokunulmazlık zırhı gibi taşırdı.

Kimi de karşısındaki insanın da bir ailesi, bir kişiliği ve bir onuru olduğunu unuturdu.

Asıl mesele burada başlıyor.

Bir komutanın disiplin istemesi normaldir.

Bir komutanın emir vermesi görevidir.

Bir komutanın hesap sorması yetkisidir.

Ama hiç kimsenin bir askeri aşağılamaya, hakaret etmeye, tokatlamaya veya tehdit etmeye hakkı yoktur.

Rütbe bunun ruhsatı değildir.

General olmak da değildir.

Çünkü devlet dediğimiz şey kişilerden değil kurallardan oluşur.

Bugün Milli Savunma Bakanlığı'nın yaptığı açıklamadaki en önemli cümle şuydu:

"Rütbesine ve makamına bakılmaksızın gereken yapılır."

İşte olması gereken de budur.

Bir ülkede hukuk kapıdan girince makamlar ayağa kalkmalıdır.

Makamlar içeri girince hukukun ayağa kalkması değil.

Bu olayın sonucu ne olur bilmiyorum.

Soruşturma neyi ortaya çıkarır onu da bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var.

Türk Silahlı Kuvvetleri'ni güçlendiren şey korku değildir.

Bağıran komutanlar hiç değildir.

TSK'yı güçlü yapan şey adalettir.

Bir astsubayın hakkını arayabildiği,

Bir uzman çavuşun sesini duyurabildiği,

Bir generalin de gerektiğinde hesap verebildiği sistemdir.

Çünkü paşam...

Burası artık 1990'lar değil.

Ve olmamalı da.