Son günlerde Butlanıydı, Mutlak Butlanıydı derken bizim Rasim'i unuttuk gittik...
Gerçi canım ülkemde haftalık gündem ve algı değiştiğinden unutmamak mümkün mü? O da ayrı.
Sahi en son ne olmuştu?
Yağmur yağıyordu, Özgür Özel yağmurda yürüyüp sol elini yumruk yapıp havaya kaldırıyordu. Hafiften çıkmış göbeği ve beyaz gömleği ile o da kendince bir algısal görselin peşindeydi. Hakkıydı da... Yapmalıydı. Yaptı.
O sıralarda Bay Kemal , elinde kahve bardağı televizyon karşısında kim bilir ne hesaplar, ne düşünceler içindeydi?
Ya bizim Rasim... O da cezaevinde, Kendi içinde kopan fırtınaları çaktırmadan gülümsemeye çalışarak koğuş arkadaşlarına komiklik yapma derdindeydi.
Huyum değildir! Düşmüş biri için alkış tutmak ya da birilerinin dediği gibi "Ohhh Ohhh!" demek. Mapus damını bilen bilir. Bilmeyen ne bilsin? Tatar Ramazan filminde ne gördüyse o... Ama işte ben bilirim. Girdim. Gördüm. yaşadım..
Ahh Rasim kardeşim, Boşnak kardeşlerimize ettiğin o laflar var ya... İşte esas senin ipin o gün çekildi de senin haberin olmadı. Belki de oldu da kulaklarını tıkadın. Sonra sana Osman Gökçek yine sahip çıktı. O da şimdi pişmandır ama gık diyecek bir yüzü adama bırakmadın. O ne yapsın? Gencecik adam. Dünyanın malını mülkünü yapmış... Yapmış da yapmış. Babacık sağolsun. Sonra ne hikmetse! Reis onu seçilecek sıradan vekil adayı yapmış. Seçilmiş de. Niye acaba? diye soracak bir özgürlüğe sahip ülkede değiliz. Soramayız. Belki bir gün...
İletişim fakültesinde okuyan binlerce genç seni örnek almış. "Biz de Rasim Ozan Kütahyalılaştırdıklardan olacağız" diye yol çizmişler. Neden? deme. Bol para. Makam. Mevki. Her şeyi bilen ve kimsenin dokunamadığı adam. Oysa amcan CHP'ye en yakın yayın organlarından Cumhuriyet'te yazdı yıllarca.
Ha sonra bir hata daha yaptın, tuttun hiç olmadık zamanda Ali Koç'u canlı yayına aldın. Adam seni yayında dövmekten beter etti de gıkın çıkmadı be kardeş. Neredeyse bir itiraf programı yaptın. Aziz Yıldırım'ı nasıl sürklase ettiğini/ettiğinizi açık açık ifade ettin. Bir nevi günah çıkardın... Keşke etmeseydin. Neyse olan oldu...
Sonra erinmedin, YouTube sayfası açtın. Her fırsatta solculara vurup vurup geçtin. Yakıştı mı be sana? Amcanın hiç mi hatırı yoktu? Olmadı be ciğerim. Senin de bir kullanma miadın olacağı hiç mi aklına gelmedi? Bak, bitti süren. Sen de birileri gibi tarihin tozlu raflarında yerini aldın şimdiden. Bu saatten sonra, bizim yerel gazetede bile iş vermezler sana. En azından ben karşı çıkarım! Ha sana kapı açacak tanıdığım isimler de yok değil..!
Hem bir de tutup Nagehan Alçı'ya etmedik laf bırakmadın. İnsan, hayatını bir dönemde olsa paylaştığı birine bu kadarını yapar mı be meslektaşım? Bu da olmadı. Yakışmadı. İnsan dediğimiz varlık bunları yapmamalıydı. Nagehan bacımız da bizim meslektaşımızdı. Bildiğin yoldan gittin. Sandın ki yol otoban. Oysa stabilize ihtimalini yok saydın. Bak şimdi çamurlu yoldasın.. Haksız mıyım?
Hem nereden çıktı yasa dışı bahis? Yasa içi bahis desen neyse de "dışı" olunca canını yaktı. Senin yandaşların çok üzüldü. Oysa onlar senin her yazdığını paylaşıp takipçi kasıyordu. Şimdi sen parmaklıklar ardında kasılıyorsun. Onlar evde yeni örnek isim arama derdinler.
Uğruna ömrünü verdiğin Galatasaray'dan lehine tek paylaşım bile gelmiyor. Demek ki onlar da biliyor senin yolunun stabilize olduğunu.
E şimdi ne yapacaksın Rasim kardeş? Yazıyı burada bitireyim. Yaz geliyor. Çukurova sıcaktır. Adana Cezaevi daha da sıcaktır.
Şimdi yolunu gözleyenler dışında bir de seni örnek alanlar var ya... Onlara ne diyelim... Dur, aklıma geldi: Siz Rasim Ozan Kütahyalılaştırdıklarımızdan mısınız? Kütahyalılaştıramadıklarımızdan mısınız? Sanırım doğru soru bu. Eğer Rasim Ozan Kütahyalılaştırdıklarımızdan olanlardansanız... Vay halinize... Geleceğiniz malum... Eğer değilseniz ve yine de çaktırmadan takip edenlerdenseniz, bir umut var. Ne de olsa bir büyüğün dediği gibi ; Bir umuttur yaşamak...