CHP de yaşanan istifalar, parti değiştirmeler vs. ardından baktığımızda bazı insanlarda vurun abalıya dönemi başlamış. Sanki CHP bir halı ve eline sopa alan balkondaki asılı duran bu halıya vur ha vur.. Bu biraz haksızlık gibi geldi bana

Hazır fırsat bu fırsat bir iki kelam da biz edelim edik. Etmeyelim mi? edelim elbet.


Son dönemde Türk siyaseti, yerel yönetimlerden parlamentoya kadar uzanan geniş bir yelpazede "saf değiştirme" operasyonlarına sahne oluyor. Belediye başkanlarından meclis üyelerine, hatta milletvekillerine kadar pek çok ismin Cumhuriyet Halk Partisi saflarından ayrılıp, kısa süre içinde AK Parti rozeti taktığına şahitlik ediyoruz. Elbette kimsenin iradesi kimseyi bağlamaz. Hatta istifa anayasal bir haktır.

Bir dönem Osmaniye'de de bu yaşandı. CHP'li Düziçi belediye başkanı Dr.Alper Öner istifa edip Ak Parti'ye geçmişti. Sonuçta Ak Parti aday göstermedi. Alper bey ne oraya, ne buraya ait oldu. Siyasi hayatı da kısa zamanda sönüp bitti.

İstifa eden belediye başkanlarının da önümüzdeki dönemde bu isimlerin nerede duracağı, yeniden aday gösterilip gösterilmeyeceği belirsizliğini korurken, özellikle Osmaniye özelinde aday belirleme süreçlerinin artık "ince eleyip sık dokuma" aşamasını geçtiğini, adeta mikroskobik bir inceleme gerektirdiğini görmek gerekiyor.

Siyasetin kişisel gelecek kaygıları veya hukuki zırhlar için bir liman olarak kullanıldığı bir iklimde, geçmişin "gel Kur’an’a el bas, söz ver" gibi geleneksel bağlılık yeminleri artık karşılık bulmuyor. Manevi değerlerin siyasi sadakat için birer teminat olarak sunulduğu devir kapandı. Seçmen artık verilen sözlere değil, adayın geçmişindeki bıraktığı izlerine bakıyor.

CHP Osmaniye İl Örgütü tabanından yükselen sesler oldukça net ve endişeli. Birçok partili, CHP çatısı altında hakkında bir soruşturma, iddia veya şaibe bulunan isimlerin, toplum içinde karşılığı olmayan ve güven vermeyenlerin CHP'de toplanmaya başlandığı yönünde. Maalesef bence de durum bu.

Elbette herkes istediği partiye üye olmakta özgür. Ancak partiye üye kabulü de yönetimin elinde. Bu noktada CHP Genel Merkezi’nin ne dediğinden ziyade, yerel teşkilatların ve karar vericilerin şu soruları sorması hayati önem taşıyor:

Adayın geçmişinde bir davası veya soruşturması var mı?

Hakkında en küçük bir şaibe iddiası mevcut mu?

Bu isim, rüzgar tersine döndüğünde davasını değil, koltuğunu mu korumayı seçecek?

Aklı beyninden başka bir yerde mi çalışıyor?

Menfaati söz konusu olunca çelik gibi sağlam durabiliyor mu?

"Dolayısıyla biz de kendi tedbirimizi almamız gerekiyor" diyor bazı CHP'liler. Beni özellikle arayıp "ya gazeteci bunları yaz, bak her yerde geçişler oluyor, bizim şehrimizde de olmasın. Zamanında Düziçi'nde de oldu bir kere, tekrar o acıyı yaşamayalım. İnce eleyelim sık dokuyalım" Bunları biz söyleyemiyoruz, "siz basınsınız sesiniz çok çıkıyor, siz yazın" diyenler söylüyor.

Biz de basınız sesimiz çok çıkıyor ama sesimizi de dönem dönem kesiyorlar. Mesela eskiden ben her sabah uyandığımda "bugün de ölmedim anne" diyordum, şimdi "bugün de tutuklanmadım anne" diye uyanıyorum. Öyle bir süreçteyiz. Allah sonumuzu hayır etsin ama CHP'ye bu uyarıları yapmak da boynumuzun borcu. Partiden göstereceğiniz adaylara dikkat edin, neticede siz de haklısınız; adaylar kavun değil ki koklayasınız. Ama emin olun bazı kavunlar kokar...

Aklınıza sahip çıkabileceğiniz bir gün dilerim..