Osmaniye merkez siyasetinin tarafsız bir röntgenini çeken bu makale, tüm partilerin güncel durumunu ve şehirdeki algı yönetimini analiz ediyor. Algı, son kararı verecek."
Yazmaya başladığım an aklımdaki ilk cümle "bu makalede kızanlar olacak". "Adam haklı" diyenler olacağı gibi "hadi oradan" diyeceklerde çok olacaktır. Yazmak zorunda mıyım. Bilemiyorum ama yazmak istedim. Bildiklerimi paylaşmak gibi bir huyum olduğunu tanıyanlar bilir. elbette "Off the record" durumları benimle mezara kadar gidecek.
Konunun temeline girmeye başlayalım Bizim mesleğin cilvesi midir nedir? Nereye gitsek aynı soru ile muhatap oluyoruz: Osmaniye'de siyasi durumlar nasıl? Yani kimse "nasılsın?" demiyor. Onun yerine tercih ettikleri soru Osmaniye'nin politik yapısı. Daha doğrusu jeopolitik yapısı da diyebiliriz.
Osmaniye de her siyasi partinin, tüm Türkiye'de olduğu gibi kendi şehrinde milletvekili çıkarmak yahut belediye başkanlığını kazanmak, olmadı il genel meclisinde çoğunluğu almak hadi o da olmadı belediye meclis üyeliğinde söz sahibi olmak. Kimse kaybetmek için siyaset yapmaz.
Herkesin bir hedefi bir amacı vardır. Bu amacın adı da "Güç"tür. Güç olmadan "hareket" olmaz. Hareketin temelini belirleyen ana unsur ise "dinamizm"dir. Dinamizmin büyümesi içinde gerekli olan şey "sinerji"dir. Hepsi tamam olduğunda doğru "iletişim" kanalları ile hedefe odaklanmak esas olandır. Geriye tüm bu unsurları ateşlemek için yakıt lazım. Bu yakıtın adı da "para". Maalesef Türkiye'de parası olmayanın siyasette zirve yapma imkanı neredeyse sıfıra yakın bir ihtimal.
Elimizdeki unsurları merkeze koyarak bir Osmaniye röntgeni çekelim. Hatta oldukça da gerçekçi ve tarafsız bir röntgen olsun.

Milliyetçi Hareket Partisi'nden başlayalım. Belediye MHP de. Kızanlar olur, sevenler olur bilemem. Ama MHP'li belediye başkanı İbrahim Çenet açıkçası dersine iyi çalışmış. Osmaniye'nin röntgenini çekip gelmiş. Şehrin sosyal belediyecilik anlamında neye ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyor. Bu da MHP ye artı puanlar kazandırıyor. fevri çıkışları toplumun belli kesiminden sert eleştiriler alsa da, deprem sonrası sıfıra inmiş moralleri toparlama konusunda doğru adımlar atıyor.
Festivaller, konserler yaşam merkezleri derken, sosyal medyayı da çok doğru kullanması onu ve partisini de ileri taşıyor. elbette hatalar yapıyor. en azından bana göre hata. Örneğin yerel basınla yıldızı bir türlü barışmıyor ama Instagram sayfaları ile arasından su sızmıyor. Neticede yukarıda belirttiğimiz unsurların çoğuna sahip. Sadece kamusal iletişimden kaynaklanan sıkıntıları var. MHP demek belediye başkanı demek. Çünkü şu an yerel iktidar MHP'de..
Ak Parti'ye gelecek olursak. Parti içi muhalefetin sesi çok fazla çıkmasa da içten içe bir çalışma olduğu kesin. Ak Parti tabanında ise beklenti önümüzdeki dönem belediye başkan adayının Ak Parti'den çıkması yönünde. İki dönemdir İl merkezinde devam eden ittifak sürecinde sıranın Ak Parti'de olduğunu savunan kesim oldukça fazla. İlçelerde İttifak olmazken, merkezde ittifak olması da bazı Ak Partililer tarafından haksızlık olarak değerlendiriliyor.
Merkez İlçenin neredeyse gitmedik cenaze ve düğün bırakmaması ise şehir merkezinde ciddi bir sempati yaratıyor. Dengelere bakacak olursak: güç var, hareket var, dinamizm var, iletişim var, para var ama sinerji var diyemem. Bu da masanın bir ayağını zayıflatıyor.
Ak Parti seçmeninin "iki vekil garanti" mantığı da yayılmış olsa da, yaşanan ekonomik sıkıntılar ve ülke genelinde kabul gören "hukuksal mevzular!" Partinin eski gücünde olmadığı gerçeğini de değiştirmiyor. Dedikodu mekanizmasının en yoğun ama en sessiz olduğu partilerin en başında yer alan Ak Parti sinerji sıkıntısını çözerse başarı gelir. Ama yine başa dönecek olursak bütün unsurları toparlayabilecek "nitelik!" kısmı da ciddi bir unsur taşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın pratik zekası ile son dönem muhtemel yapacağı emekli, asgari ücretli ve memur hamleleri durumu bir dönem daha kurtarır mı? bekleyip göreceğiz.
Cumhuriyet Halk Partisi, "mutedil dalgalı" ibaresinin cuk diye oturduğu yer. Eski il Başkanı merhum "Mehmet Döğüşçü"nün hayatını kaybetmesi başlayan mutedil dalga durulmuş diyemeyiz. CHP de çok arkadaşım var. Kırmak dökmek istemem. Ama başarı unsurlarında eksik olan doneleri sıralayacak olursak: para yok, sinerji yok, iletişim çok düşük, hareket kısıtlı, dinamizm yok. Bu yazığım unsurlar birilerini kötülemek ya da kızdırmak ya da başka amaç taşımıyor. Bunu bilmelerini isterim. Ancak sokakta CHP nin en güçlü olması gerektiği dönemde maalesef gençlik kollarının emekleri hariç zayıf bir durum var. En azından bizim gözlemlerimiz o yönde. Oysa ekonominin neredeyse kırmızı alarm verdiği bu günlerde en güçlü parti olması gerekirken "kol kırılıp, yen içinde kalmaması" partiyi oldukça zor duruma sürüklüyor. Belki de çok sesliliğin ve ifade özgürlüğünün oluşturduğu havadan kaynaklı bir durum.
O, şuna muhalif, bu, ona muhalif, o grup, bu grubu sevmiyor, bu grup, şu grubu sevmiyor... Maalesef durum böyle. İletişimi güçlendirip, dinamizm mi artırırsa saha koşulları CHP ye çok geniş bir kanal açar. Fakat dediğim ve belirttiğim unsurlardan kaynaklı olarak şimdilik bunu yapmaları güç gözüküyor. Elbette parti içinde iyi niyeti ile çabalayan bir takım isimler var. Fakat ne acı ki yöntem yanlış, güç yok ve hedefe ulaşmıyor. Bir ay içinde çözülecek mevzuların aylardır çözülmemesi de parti tabanında rahatsızlık yarattığı konusu da bir gerçek. Minik bir sıçrama ile dengeleri değiştirecek güce sahip ama işte o güç ne zaman patlayacak. Onu taban da bekliyor.
İyi Parti'ye gelecek olursak. Çok uzun derinlemesine analiz yapmadım. Ancak son dönemlerde parti il başkanı öncülüğünde iletişim kanallarını doğru kullanması neticesinde bir hareketlilik başladı. İyi Parti Osmaniye İl Başkanı Serat Kılıç'ın milletvekili adaylığı da tabanda konuşulan konulardan biri. Dengeleri değiştirebilir. popülasyon konusunda ciddi adımlar atmaya başladı. İyi Parti içinde de muhalif sesler olsa da şu anda izlediklri yol doğru. Dinamizm çok az, para kısıtlı, iletişim iyi, sinerji orta seviyede. Bu moleküler durum bir oluşumu ya da başarıyı getiri mi zor gözükse de şehir içinde dengeleri değiştirebilir.
Zafer Partisi. Sosyolojik anlamda en irdelenmesi gereken parti. Sinerji var. Dinamizm var. İletişim var. Sosyal medya kullanımı çok iyi. Ama güç yok. Zafer Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi A.Atakan Ertuğ'un gençlerle kurduğu iletişime ek olarak, İl Başkanı Arınç Ulaştır'ın tam bir muhalefet sergilemesi de parti içinde olumlu rüzgarlar estiriyor. Fakat şehre yansıması çok zayıf. Gençler ilgi gösterse de politik anlamda geri durmaları Zafer Partisi'ni de zor durumda bırakıyor. Umut var mı? Var elbette. Ama yeterli mi. Hayır. Çok güçlü bir dip dalgası lazım. Onun içinde Zafer Partisi genel Başkanı Ümit Özdağ'ın harekete geçmesi şart. Eski enerjisi maalesef yok denecek kadar azaldı.
Anahtar Parti; Son dönemlerde adından en çok söz ettiren bir parti. Osmaniye içinde ciddi anlamda bir örgütlenmeye gittiler. Sinerjileri iyi, güç zayıf, hareket orta, dinamizm var, para yok, İletişim çok zayıf. Oysa genel başkanları Yavuz Ağıralioğlu inanılmaz bir hatip. Oluşturacağı bir güç dalgası Osmaniye'de iktidar getirmese bile dengeleri alt üst eder. Aslında Zafer Partisi ile aralarında ufak tefek farklar hariç belirgin bir ayrılık yok. Bu iki partinin ortak hareket etmesi belki başkan kazandırmaz, belki vekil çıkarttırmaz ama bilindiği sanılan doğruları da alt üst eder. Detaylar çok uzun.
Diğer partiler için çok fazla yazmak istemiyorum. Biliyorum hem bu kadar uzun yazıyı kimse okumaz, hem de kendi partisi ile yaptığım eleştirilerden dolayı zaten sabit çınlayan kulaklarım bu gece yüksek tonda zır zır çınlar.
Bütün yazdıklarımdan gayem kimseye yaltaklanmak ya da diğer yaklaşımla düşman olmak değil. Yukarıda da belirttiğim gibi her partinin amacı gücü elinde bulundurmak. Kararı verecek olan halk. Ama halkın da hangi karar mekanizmalarına göre hareket edeceğini belirleyen en temel unsurda "Algı" Algıyı yöneten, Osmaniye'yi yönetir.
Yazdıklarımı baştan okudum da sanırım CHP ye fazla yüklenmişim. Herkesin söz hakkı var. Dileyen alır kahvesini gelir anlatır kendini. Ne deyim benden bu kadar. ha unutmadan Bu yaazdıklarım ilçe ve beldeleri kapsamıyor. Onunla ilgili ayrı bir değerlendirme yazacağım. Özellikle bazı başkanlar var ki.. Neyse.. Başlıkta dediğim gibi: Bu bir gözlem. Kısmen de analiz.
Aklınızı başınızda tutmanız dileğiyle...Hoş Kalın..