Biri sürekli ben diyor, diğeri ise Biz demekte ısrarcı oluyor ama bir türlü sahnenin önündekileri ikna etmeyi başaramıyor!
Bana göre “Ben” diyerek sözlerine başlayanlardaki “Bencillik” ile, BİZ diye sözlerine başlayanlar arasında farkındalık olmaktadır.
Bence; yöneticilerin ister kamu da, isterse özel sektörde olsun “Ben” diye konuşması yerine, “Biz “ diye sözlerine başlamasının doğru olabileceğini düşünenlerdenim.
Ben sözcüğü bireysel olduğu gibi kendisini bağlamakta olup, yönettiği kurum veya firmayı bağlamaz!..
Bundan 10-15 yıl öncelerinde haftalık yerel gazetemin köşesinde, “Benli Dayı” başlıklı yazılar yazıyordum. Bu yazılarımı biriktirdim, bir kitap haline getirecektim ki; 6 Şubat depremlerinde bilgisayarım ve tüm notlarım enkaz altında kaldığı için yeniden toparlayabilme olanağını da kaybettim.
Gazetemdeki “Benli Dayı”nın sözleri okurlarım arasında çok tutuluyordu.
Gazetemizin bir sonraki sayısında “Benli Dayı”nın neler söyleyebileceğini merakla beklediklerini öğrendim.
Anladım ki, bizim insanlarımızın bazıları, kendilerine “Ben” üzerine odaklamış durumdaydı!..
Olaylarımın kahramanı Benli Dayı, anlatımlarıma göre 75-80 yaşlarında ve bir dağ köyünde yaşıyordu. Onunla görüştüğümde anlattıklarını köşemde yazıyordum.
Bir yazımda Benli Dayı’nın; “Vücudunun herhangi bir yerinde belirgin şekilde BEN bulunanların cinsel güçleri çok olur!”sözleri okurlarım arasında oldukça ilgi görmüştü!
Yazımı okuyan bir berber, kapıyı kapatarak gömleğini çıkarır ve çırağını yanına çağırarak; “Vücudumda BEN görebiliyor musun, görüyorsan, neresinde!?”diye sorar.
Osmaniye Valilik bünyesindeki bir birimde önemli görevde bulunan biri, beni telefonla arayarak; “Banyoya girip soyundum, aramaya başladım, Sağ kolumda dirseğinin üzerinde BEN’e benzer bir nokta gördüm! Ben şimdi cinsel olarak güçlü biri olabilir miyim, benli Dayı’ya sorar mısın!?”diye konuşuyordu.
Bu arada, Benli Dayı ile tanışmak isteyenlerin sayıları çoğalmaya başladı! Anladım ki, insanlar BEN olayına önem veriyorlar ve BİZ demeyi unutmaya başlamışlar!..
Bir gün TV izliyorum, ekranımızda yakışıklı biri. Heybetli ve kendinden emin olarak konuşuyor. Sanırım önemli bir şahsiyet olmalı diyerek sözlerini dinlemeye başladım.
Ne diyordu ekranlarımızda konuşan; “Ben ekonomistim, onların kafası basmaz!...”
BEN diyebilmek ve konuşmalara bu sözcüklerle başlayabilmek ne güzel!.. Bireysellik, toplumsallığın üzerinde bir takım kararlar verme yetkisini taşıyorsa “Biz” sözcüğünün kullanılmasını beklerdim! Belki de edebiyatla uğraşan biri olduğum için böylesi bir tepkiyi verebilme gereksinimi duymaktayım!
Gazeteciler halkın haklı mücadeleci için uğraşır ve HAK haberciliğinin etik olmasını ön koşul olarak bilir!
Bir işçi düşünün, sadece yaşayabilmesi için, yıllarca emeğinin “sömürülmesine” sesini çıkarmayarak, “emekli” olabilme uğruna, yıllarını eskitirken, işverenin “Hak-Hukuk-Adalet!” gibi sözlerini duyduğunda iç çekerek yüreği burkularak yaşaması olayını nasıl değerlendiriyorsunuz!?
HAK-HUKUK-ADALET, sadece Mahkeme salonlarında değil, çalışan emekçilerin işyerlerinde de aynı şekilde uygulanmalı, SÖZ’lerle veya başkalarını eleştirmekle değil, birlikte çalıştıklarına HAKKI’’nı vererek olabilmelidir!...