İlk televizyonumuzu aldığımızda 1978 yılıydı. Köyün diğer yaşayanlarına göre erken bile almıştık. 150-200 nüfuslu köy gözüme büyükşehir gibi gözüküyordu o zamanlar. Akşamları komşular gelir annem çay yetiştiremezdi. Yok size nostaljik öyküler anlatmayacağım.. "Başladı yine Mustafa!" demeyin.

Televizyon akşam saatlerinde İstiklal Marşı ile açılırdı. Tek kanaldı ve siyah beyazdı. İstiklal Marşı okunmaya başladığı an evde bulunanlar ayağa kalkar marş bitene kadar oturmazdı. Şimdi komik gelse de o zamanlar bu önemli bir ritüeldi. Gece televizyon kapanırken de konu komşu çoktan gitmiş olur, ben ve kardeşlerim ayağa kalkar marşın bitmesini beklerdik.

Teknolojiden bir haber yaşardık. Yıllar geçti. Önce televizyona renk geldi. Sonra başka kanallar geldi. Sonra özel kanallar geldi. Neredeyse her şehirde en az 2-3 tane televizyon kanalı olmaya başladı. Ve nihayet internet.. Arkasından çoğumuzun kabusu olan o cep telefonları.

Karada son nefesini vermemek için direnen balığı okyanusa atmışçasına daldık. Bir maharet gibi "Amcası! bizim oğlan internet biliyor" dönemi başladı. Yaklaşık 25 yıllık internet hayatımızın bizi nasıl acımasız varlıklara dönüştüreceğinden habersiz her geçen gün hayatımızın merkezine koymaya başladık. Bir süre sonra hayatımızın sahibi oluverdi.

Her kötü olayda eskiden "Bunlar hep televizyondaki diziler yüzünden" derken, şimdilerde baş şüpheli ve düşman internet oldu. Yuva mı yıkıldı? Baş sorumlu internet. Cinayet mi işlendi ? Baş sorumlu internet. Uyuşturucu mu arttı? Baş sorumlu internet. Kimse demedi ki aile yüzünden, okul yüzünden, akranları yüzünden... Ve en önemlisi kimsenin önemsemediği, ciddiye almadığı medya okuryazarlığı dersinin kardırılması, bizi karanlık bir uçuruma sürükledi. Bu gerçeği kimse inkar edemez.

Geldiğimiz noktada, devletimiz çözümü buldu. Hem de net çözüm. "Yasakla kurtul" Son 30-40 yıldır yaşanan sorunun çözüldüğünü zanneden bir kamu yönetimi kafası. Sorun mu var Yasakla hemşerim. Sıkıntı mı oldu? yasakla gitsin. İşin bir de tirajı komik tarafı var: Acaip ünlü isimler özel ve resmi kanallarda (muhalif kanallar hariç) İnternetin 5G teknolojisinin ne kadar hızlı olduğunun reklamını yaparken, diğer taraftan devlet, internete erişimi yasaklıyor.

Maraş ve Siverek olayları bir ayda unutulur gider. Kimsenin aklına bile gelmez. Aileler hayat boyu yanar kavrulur. Biz de bu kafa ile muhtemelen internet açıldıkça hep beraber ayağa kalkar İstiklal Marşı okuruz, kapanınca yine İstiklal Marşımızı okur yatarız.

Başın sağolsun ülkem...


Not: Tüm sosyal medya iletişim ağları durdurulur iken, ne hikmetse N'Sosyal dedikleri sosyal ağ cayır cayır çalıştı. Bu da aklımıza neleri getirdi neleri...! Silivri Hatıraları Part 3: Silivri hala soğuktur..

Ha unutmadan Türkiye bir hukuk devletidir.