Ben size açık söyleyeyim, artık zamanı geldi. Şu çok partili sistem bir türlü rayına oturamadı. Seçimle gelen muhalefet belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine kayyum atanıyor. Varsa yoksa dava üstüne dava… E biz de diyoruz ki, boşuna uğraşmayalım. Hadi gelin tek partili döneme geri dönelim. Nasıl olsa uygulama öyle, bari ismi de öyle olsun!

Belediye başkanlıkları kaldırılsın mesela. Ne o öyle, her şehrin bir seçilmişi var, hizmet var, proje var… Bunlar hep lüks. En temizi; vali baksın her işe. Zaten valilik binası da güzel, çayları da beleş. Üstelik vali hem atanmış hem dokunulmaz – daha ne olsun?

Yargıyı da meşgul etmeyelim artık. Mahkemeler bağımsızmış da, tarafsızmış da… Yahu bırakın şimdi bunları. Dava açmadan karar verilebilen bir düzene geçelim. Adaletin terazisini niye bozalım ki, direk iktidara bağlayalım tartıyı. Zaten vatandaş da alıştı: “Mahkemelik olursan avukata değil, danışmana git” devrindeyiz.

Basın? Aman ha! Önüne gelen yazıyor, çiziyor. Olayı yaşayan değil, yorumlayan haber yapıyor. Buna da bir çözüm: Her yazı önce Basın Denetleme Büro Amirliği'ne gitsin. Onay gelirse yaz, gelmezse... seni zaten biliyoruz.

Sosyal medya desen, kaosun babası. Herkes bir şey yazıyor, kimse sabıka kaydı göstermiyor. Bu ne biçim özgürlük? Hadi buna da bir çözüm: Sosyal medya hesabı açmak için kimlik fotokopisi, ikametgah belgesi, sabıka kaydı, varsa öğrenci belgesi, yoksa kefil şartı. Attığın her tweette "onaylı kullanıcı" mührü olsun. Üzerine de not: “Bu mesaj BTK tarafından uygun bulunmuştur.”

Ve elbette en büyük hedef: “Hepimiz AK Partili olana kadar durmak yok, yola geldik.”
Zaten farkında değil miyiz? Gözümüzü açsak, kulak versek, her köşe başında bir parti flaması gibi sallanıyor tek tip düşünce. Renkli sandıklar var, ama çıkan hep aynı renk!

Eski Fenerbahçe başkanlarından biri demişti ya hani, "Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak."
Şimdi devran döndü. Yeni slogan belli:
“Bir gün herkes iktidarı alkışlayacak.”
Ya da sessizce izlemeye devam edecek.