"Sizi tanıyan son kişi öldüğünde, aslında siz hiç doğmamış olacaksınız."
“Ölüler konuşur mu?” diye sorulur bazen. Konuşurlar… Ama onları duymak için kalbinin kulağını açmak gerekir. Dün Kadirli’de dayımın eşi Ayşe Gündoğdu’yu toprağa verdik. Dualar edildi, ağıtlar yakıldı. Ama mezar başında asıl konuşan, ne imamın duası ne de insanların sözüydü; asıl konuşan, ölümdü.
Taziyede, edilen duaların ve paylaşılan acıların arasında sessiz ama ısrarcı bir soru dolaşıyordu: “Bu kim?” Ne yazık ki bu soru merhume için değildi. Torunlar için, torunlarının çocukları için soruldu. Bir zamanlar aynı sofraya oturan, aynı bahçede oyun oynayan akrabaların çocukları, şimdi birbirine yabancıydı. “Modern yaşam” dedik, şehir dedik, iş dedik, hayat telaşı dedik ve fark etmeden ne kadar koptuğumuzu o an anladık.
O an zihnim, çocukluğumun en saf tatlarından birine sığındı. Ayşe yengemin salçalı ekmeklerine… Hani insanın hafızasında bazı kokular, bazı tatlar kalır ya, işte öyle bir andı. Büyükçe bir tepsiye sürerdi; bol salça, biraz yağ, bazen de üzerine azıcık kimyon serperdi. O tepsiyi önümüze koyduğunda hepimiz kapış kapış alırdık. Ekmeğin kenarları çıtır, ortası yumuşacıktı ve o basit ekmeğin içinde koca bir sevgi saklıydı. Bugün düşünüyorum da, Ayşe yengem o ekmekleri yaparken sadece karınlarımızı doyurmuyormuş, bizi birbirimize bağlıyormuş. Aynı tepsiden ekmek yemek, aynı evin çocukları olduğumuzu hatırlatıyormuş.
Fakat dün anladım ki, biz çoktan birbirimizden kopmuşuz. Aile büyükleri göçtükçe, onlarla birlikte bağlarımız da toprağa karışıyor. Birkaç yıl sonra belki kimse kimseyi tanımayacak. Soy kütüklerinde yazılı isimler kalacak ama o isimlerin ardındaki yüzler, sesler, hatıralar birer birer silinip gidecek.
Ayşe yengemin ardından ölümün bize fısıldadığı en net söz şuydu: “Birbirinizden kopmayın.” Ama biz o sesi duyamayacak kadar uzaklaşmışız. Taziyeden sonra herkes evine dönecek, birkaç gün cenaze konuşulacak, gelenler-gelmeyenler tartışılacak, sonra şehrin gürültüsü her şeyi unutturacak. Bir sonraki cenazeye kadar…
Ölüm, bize gerçeği bir kez daha tokat gibi vurdu: Hayat gelip geçici, geriye sadece hatırladıklarımız kalıyor. Ve unutmayın ki; sizi tanıyan son kişi öldüğünde, aslında siz hiç doğmamış olacaksınız.
Kalın sağlıcakla