26 yıl önce il olan Türkiye’nin 80. ili Osmaniye’nin tanıtım eksikliği, yıllardır konuşulan bir mesele. Bilen bilmeyen, anlayan anlamayan herkes Osmaniye’nin yeterince tanıtılmadığından söz ediyor. Oysa benzer durumda olan diğer illere bakıldığında tablo çok da farklı değil. Hepsi aynı sorunun pençesinde: “Bizi neden az insan tanıyor?”

Ancak belki de meseleye biraz tersinden bakmak gerekiyor. Tanıtımı olsa ne olur, olmasa ne olur? Asıl soru bu. Diyelim ki Osmaniye çok iyi tanıtıldı ve insanlar akın akın gelmeye başladı. İlk soru şu: Nerede konaklayacaklar? İkinci soru daha da önemli: Kültür ve turizm altyapısı buna hazır mı?

Her iki sorunun da cevabı bugün için net: Hayır.

Bu noktadan bakıldığında, belki de az tanınmak daha iyidir. Hatta hiç tanınmamak bile bir avantaj olabilir. Ankara örneği bu açıdan çarpıcıdır. Bir zamanlar küçük bir kasaba olan Ankara, Cumhuriyet’le birlikte büyüdü, tanındı; tanındıkça daha da büyüdü. Bugün ise suç, kaos, karmaşa, hava kirliliği, azalan su kaynakları ve doğal afet riskleriyle anılan bir metropol konumunda. Ankara bir kasaba olarak kalsaydı, bunların kaçı yaşanırdı? Bazen bu pencereden bakmak gerekir. İzmir, İstanbul, Antalya, Bursa, Adana gibi şehirler ise ayrıca uzun uzun tartışılacak başlıklardır.

“Yok, illa herkes bizi tanısın” deniyorsa, işin daha pratik bir yolu da vardır. Türkiye’deki 81 ilin 80’iyle lobi faaliyeti yürütülür; her ilde en az bir caddeye “Osmaniye Caddesi” adı verilmesi sağlanır. O zaman bir bakmışsınız, geri kalan 80 il Osmaniye’yi gayet iyi tanıyor.

Bu da olmazsa; Adana, Adıyaman, Şanlıurfa, Gaziantep, Kahramanmaraş, Hatay, Kilis, Niğde, Elazığ gibi illerde “Osmaniye Caddesi” yapılır ya da mevcut bir caddenin ismi değiştirilir. Hop… Tanıtım tamam.

Bir başka yöntem de kız çocuklarına Osmaniye isminin verilmesi olabilir. Hazır konu buradayken küçük bir espri de eklemek gerekir: Eşlerden erkeğin adı Adana, kadının adı Osmaniye olursa, yıllardır kızılan o cümle de anlam kazanır: “Adana’nın Osmaniye’si mi?”

Osmaniye diye kadın ismi olur mu? Olur. Alanya’da kuaför olarak çalışan Osmaniye Kurşun bunun yaşayan örneğidir.

Elbette tüm bunlar sadece birer teklif. Zaten büyüklerimiz her şeyin en iyisini bilir. Hatta her şeyin en iyisini bilir.. Bile bile bu hale gelmedik mi zaten..

Amaaan sus Mustafa Sus.. Kış geldi. Silivri Buz...

Kalın sağlıcakla