Biraz tehlikeli bir yere gireceğimi biliyorum ama susmanın da bir bedeli var. Her mahallede bir deli lazımsa, bu sefer delilik sırası bende. Sonu nereye varır bilmiyorum ama bazı şeyleri birinin söylemesi şart.

Günlerdir konuşulan bahis skandalı… Kimine göre spor tarihinin en büyük olayı, kimine göre memleketin gerçeğinin küçük bir izdüşümü. “Ne alaka benimle?” diyene gülerim. Var elbette alakası. Futbol trolü değilim ama ben de bazen iddiaya skor yazarım. Tutar, tutmaz… O başka mesele. Ama bahis denen şeyinin de ne kadar “kolay umut” olduğunu herkes bilir.

Konu uzun, mevzu derin. Bir yerinden başlamam şart. Bu skandal büyüdükçe büyüyor, cezalar havada uçuşuyor. Hukuk gereğini yapsın, buna itirazım yok. Suç varsa cezası da olur; hukuk devletlerinin düzeni böyle. Biz de hukuk devletiyiz. Değil miyiz?

Futbol federasyonu görevini elbette yapsın. Ama işte mesele tam burada. Süper Lig oyuncusu yapmışsa, 1. Lig oyuncusu bulaşmışsa, 2. Lig’dekine de acımam; cezası neyse daya gitsin. Profesyonelin sorumluluğu ağırdır. Fakat 3. Lig’deki gençlerle aynı kefeye koyulan bir tablo var ki işte ben burada itiraz ederim.

Senelerdir yaşadığım memleketlerin 3. Lig takımlarını takip ederim. 3. Lig oyuncusunun ve çalışanlarının doğru düzgün transfer parası yok. Çoğunun yatacak yeri bile sıkıntılı. Maaşlar aylarca yatmaz. Prim mi? Hadi canım. Bu memlekette “Maaşımı tam aldım” diyen 3. Lig oyuncusunu ben duymadım. Bu çocuk evine ekmek götürmek için uğraşırken, kulüpler keyfine göre maaş ertelemesi yapmıyor mu?. Evde eş, anne, baba taş mı yiyor? Soran var mı?

Bu çocuk çaresiz kalınca ne yapacak? Denize düşen yılana sarılır. “Bir umut” deyip devletin resmi bahis sitesine giriyor. Bir çıkış yolu arıyor. Hem de dürüstçe kendi adıyla oynuyor; eş-dost hesaplarıyla dolambaçlı yollara bile bulaşmıyor. Çünkü zaten aklı oyun değil, para. Evin kirası, faturası… Gerçek hayat.

Federasyon ne yapıyor? Bu çocukların derdine derman olacak, kulüplerin ödemediği maaşları sorgulayacak, kulüpleri hizaya çekecek yerde yüzlerce genç futbolcuya ceza yağdırıyor.

Ben de soruyorum:

Cebinde parası olan bir oyuncu kendi kariyerini riske atar mı?

Düzenli maaşı olan bir oyuncu böyle bir bataklığa düşer mi?

Hayır.

O yüzden bu skandalın görünmeyen tarafı 3. Lig’in yoksulluğu. Kimse bunu konuşmuyor. Sadece cezayı basıp “Türk futbolu temizlendi” masalı anlatılıyor.

Süper Lig’de, 1. Lig’de, 2. Lig’de ceza mı vereceksin? Ver. Hatta sonuna kadar ver. Ama 3. Lig’de çocuklar aç. Çaresiz bırakılmışlar. Onlara ceza kesmek çözüm değil; suçun kaynağına bakmak çözüm.

Bir ülkenin adaleti, en zayıfını nasıl ele aldığıyla belli olur.

Biz ne yapıyoruz?

Yoksulluğu görmezden geliyoruz. Çocuğun açlığını duymuyoruz. Sonra da “Futbol temizlendi” diye kendimizi avutuyoruz.

Ben bu hikâyede “suçlu” gördüğüm kişiyi çok net söylüyorum:

Bu çocukları bu bataklığa iten kulüpler.

Ödemeyen, sömüren, unutan, yok sayan kulüpler.

Bahis oynayan genç değil.

Onu oraya iten düzen.

Bu tartışma nereye gider bilmem ama bildiğim bir şey var:

Bazen birinin deli cesaretiyle gerçeği söylemesi gerekir. Bu defalık o da ben olayım. Belki Türk futbolu kurtulur. (Şaka şaka. Hadi itiraf edelim; futbolun bir yere varamayacağını hepimiz biliyoruz.)

Kalın esenlikle..