Gazeteciler seçimlerde taraf belli etmezler...
Ya da öyle derler.
Ben bu konuda biraz farklı düşünüyorum.
Gazeteci haberinde tarafsız olmak zorundadır. Haberi eğip bükemez, sevdiği adama başka, sevmediği adama başka ölçü uygulayamaz.
Ama köşe yazısı başka bir şeydir.
Köşe yazılarında bireysel düşünceler saklanmaz.
Ben de saklamayacağım.
Geçtiğimiz günlerde kıymetli gazeteci büyüğüm İsmail Karadağ ağabeyimin sosyal medya paylaşımında gördüm.
Ruhi Örtlek, Osmaniye Ticaret Borsası Başkanlığına aday olmuş.
Açık söyleyeyim...
Çok sevindim.
Çünkü Ruhi Örtlek benim için sıradan bir iş insanı değildir.
Osmaniye'de geniş bir kesimin sevdiği, saydığı bir isimdir.
Hemşerimdir.
Ama benim için asıl önemlisi; yıllardır tanıdığım, memleket meseleleri üzerine karşılıklı oturup saatlerce kafa patlattığım bir düşün insanıdır.
Hani bazı insanlar için “adam gibi adam” derler ya...
Ruhi Örtlek için o cümledeki “gibi” kelimesi bence fazla.
Adam.
Ben onda yıllardır farklı bir şeyi hep gördüm.
Vizyon...
Bilgi birikimi...
Olaylara farklı pencerelerden bakabilme yeteneği...
Ve en önemlisi, kendisinden farklı düşünen insanları da dinleyebilme olgunluğu.
Bence bir makamı yönetmek için bunlar, makamın kendisinden çok daha önemli.
Çünkü makam sahibi olmak başka şeydir.
Makamı hakkıyla taşımak başka...
Osmaniye Ticaret Borsası gibi kentin ekonomik hayatında önemli bir kurumun yönetiminde ihtiyaç duyulan şeyin sadece ticari tecrübe olmadığını düşünüyorum.
Adalet gerekiyor.
Eşitlik gerekiyor.
Katılımcılık gerekiyor.
Yeni fikirleri dinlemek gerekiyor.
Ve biraz da cesaret...
Alışılmışın dışına çıkabilmek.
Ben Ruhi Örtlek'te bunların önemli bir bölümünü görüyorum.
Şimdi burada yine o meşhur cümle kurulacak:
“Gazeteciler seçimlerde taraf olmaz.”
Olur kardeşim.
Olur.
Gazeteci de insan.
Onun da tanıdığı, sevdiği, güvendiği insanlar var.
Ben mesleğimin gerektirdiği yerde haber ile kişisel görüşümü birbirinden ayırırım.
Ama köşe yazısında kendi düşüncemi saklayacak değilim.
Sırf “gazeteciyim, tarafsızım” görüntüsü vereceğim diye vicdanımı susturacak da değilim.
O nedenle açık açık yazıyorum:
Benim tarafım Ruhi Örtlek.
Yüz tane oyum olsa yüzünü de Ruhi Örtlek'e verirdim.
Bunu söylemekten de hicap duymuyorum.
Çünkü bu bir çıkar ilişkisi değil.
Bir makam beklentisi değil.
Bir hesap kitap meselesi hiç değil.
Yıllardır tanıdığım bir insan hakkında oluşmuş kanaatim.
Üstelik bunu seçimden önce söylüyorum.
Sonucu ne olursa olsun.
Kazanırsa da aynı şeyi söyleyeceğim, kazanamazsa da.
Çünkü benim meselem yalnızca Ruhi Örtlek'in kazanması değil.
Osmaniye'nin kazanması.
Ticaret Borsası'nın daha demokratik, daha katılımcı, daha vizyoner bir anlayışla yönetilmesi.
Yeni fikirlere kapı açılması.
Gençlerin, üreticinin, esnafın ve kentin farklı kesimlerinin sesinin daha fazla duyulması.
Değişim biraz da budur.
Aynı isimlerin, aynı yöntemlerin, aynı ilişkilerin etrafında dönüp durmak yerine yeni insanlara ve yeni fikirlere alan açabilmek.
Ben değişimin gücüne inanıyorum.
Bu yüzden lafı dolandırmayacağım.
Umarım Ruhi Örtlek kazanır.
Umarım Osmaniye Ticaret Borsası'na yeni bir vizyon kazandırır.
Umarım kentin ekonomik hayatına yeni bir soluk getirir.
Ve en çok da şunu umuyorum:
Umarım emmi-dayı politikasına kurban gitmez.
Çünkü Osmaniye'nin artık akrabalık cetveline değil, liyakat cetveline ihtiyacı var.
Benim tarafım belli.
O da Ruhi Örtlek...
Kalın sağlıcakla